Atılım Günlük Haber Bülteni Ana Sayfası
 
Çerkezler

21 Mayıs; ölüm, acı, kan ve gözyaşı... Anayurdundan kovulmuş ve gemilere doldurulmuş bir halk, 145 yıl önce Anadolu'ya ayak bastı. Arkasında bıraktığı ölülerine, Karadeniz limanlarında beklerken açlıktan ve hastalıktan kırılan on binlerce can eklendi.

21 Mayıs; Büyük Sürgün'ün 145. yıl dönümü... Kuzey Kafkasya'nın kadim halkı Çerkezler, Rus Çarlığı tarafından soykırıma uğratıldı ve sürgün edildi. Kafkasya'da, Çarlığın sömürgeci fetih savaşları 19. yüzyıl boyunca sürdü. Çerkez halkı bağımsızlığı uğruna on yıllarca direndi. Çarlığın sömürgeci orduları, Çerkez topraklarında taş taş üstünde bırakmadı. Ormanları ve ekinleri ateşe verdi, kadınları ve çocukları kılıçtan geçirdi. Rus-Kafkas savaşları, üç kuşaktan 1 milyonu aşkın Çerkez'in yok edildiği bir soykırıma dönüştü. 1864'te direnişin kesin bir yenilgi alması, Çerkez halkının toptan sürgün edilmesine kapıyı açtı. Ve Rus Çarlığı, Büyük Sürgün ile Çerkez soykırımını tamamladı.

1 milyondan fazla Müslüman Çerkez Anadolu'ya, Osmanlı topraklarına geldi. Küçük bir bölümü Suriye ve Ürdün ile Balkan'a, en büyük bölümü ise Anadolu'nun çeşitli illerine yerleştirildi. Çerkez halkı artık Anadolu'nun uluslar zenginliğinin bir parçası oluyordu. 1977-'78 Osmanlı-Rus Savaşı'nın ardından, Büyük Sürgün'ün ikinci dalgasını yaşayacak, Balkanlar ve Kafkasya'dan yarım milyona yakın Çerkez daha Anadolu'ya akacaktı.

Ulusal özellikleri diri olan Çerkezler arasında 2. Meşrutiyet sevinçle karşılandı. 1908'de ortaya çıkan özgürlük ortamında Çerkez dernekleri kuruldu. Çerkezler kendi alfabelerini düzenlediler, anadillerinde gazeteler ve kitaplar bastılar, sözlükler ve ders kitapları hazırladılar. İstanbul'da Çerkezce eğitim veren bir okul bile açıldı. 1. Dünya Savaşı'nın sonunda Anadolu'nun emperyalist işgaline karşı ilk büyük mücadeleyi, Çerkez Ethem liderliğinde Kuvayi Seyyare yürüttü. Yunan Kraliyet Ordusu'na ağır darbeler indiren, padişah yanlısı ayaklanmaları bastıran, emperyalizme karşı kurtuluş savaşında en etkin olan güç, Çerkez Ethem'in yoksul köylülüğe dayanan birlikleriydi. Fakat Mustafa Kemal ve Türk ulusal burjuva güçlerin kurtuluş savaşında önderliği ele geçirme hamleleri bir iç savaş noktasına vardı; Çerkez Ethem hem tasfiye edildi, hem de hain olarak damgalandı. Kemalizm, kendi kirli tarihini yazmaya başlamıştı.

Kemalist iktidarın öncelikli işlerinden biri Çerkezleri cezalandırmak oldu. Mustafa Kemal'ın Çerkez Ethem'e duyduğu öfkenin yatışması için Manyas'ta 16 Çerkez köyünün sürgün edilmesi gerekti. Ve cumhuriyet, işgale karşı mücadelede yer alan Kürt halkına yaptığı gibi, Çerkez halkını da sırtından hançerledi. Mustafa Kemal önderliğinde Türk uluslaşması, diğer ulusların yok sayılmasıyla sağlandı. Bütün Çerkez dernekleri kapatıldı ve Çerkez adında hiçbir şeye izin verilmedi. Çerkez dili ve yayınları, Çerkez köylerinin isimleri değiştirildi.

Çerkezlerin çocuklarına kendi dillerinde isim vermeleri engellendi. Kafkasya'da kalmış olan sınırlı Çerkez nüfusu, sosyalist Sovyetler Birliği'nde bütün ulusal demokratik haklarına, özerk cumhuriyet ve bölgelerde kendi politik iktidarına kavuşuyordu. Oysa Anadolu'ya yerleşmiş olan büyük Çerkez nüfus, Kemalist rejimin ırkçı ve asimilasyoncu boyunduruğu altında yaşamak zorunda kalıyordu.

Türk burjuva Cumhuriyeti, Çerkezlerin Anadolu'da ulusal sessizliğe gömülmelerinin tarihi oldu. '70'lerde görülen küçük örgütlenme adımları, Kürt ulusal özgürlük mücadelesinin '80'lerin sonunda faşist devletin ırkçı cenderesini kırmaya başlamasıyla birlikte, yaygınlık kazandı. Onlarca derneğin üye olduğu federasyonlar, vakıflar kuruldu. Çeşitli dergi ve gazeteler yayına başladı. Ulusal tarih ve kültür alanında araştırmalar yoğunlaştı.

Bugün, Adapazarı'ndan Sivas'a, Samsun'dan Maraş'a, Adana'dan Eskişehir'e kadar Anadolu'nun her yerinde nüfusu 5-6 milyona varan bir Çerkez ulusal topluluğu yaşıyor. Ve Çerkezler, ulusal demokratik istemleri için seslerini giderek daha fazla yükseltiyorlar. Çerkez halkı, uluslararası kurumlar nezdinde soykırımın tanınmasını, sürgün ulus statüsünün kabul edilmesi ve isteyene Çerkez anayurduna koşulsuz geri dönüş hakkı verilmesini talep ediyor. Türkiye'de ulusal kimliğinin tanınmasını ve özgürce ifade edilmesini, ulusal demokratik örgütlenme özgürlüğünü, anadilde eğitim, isim ve radyo televizyon hakkını, köylerinin orijinal isimlerine dönülmesini, üniversitelerde Kafkas dilleri ve tarihi bölümlerin kurulmasını savunuyor. Devletin Abhazya'nın bağımsızlığını tanımasını, Gürcistan'a verdiği askeri ve siyasi desteği kesmesini, Abhazya-Türkiye doğrudan deniz yolu trafiğini tekrar açmasını istiyor. Rusya Federasyonu'na bağlı yaşayan Çerkez topluluklarının koşullarının iyileştirilmesini, soykırım ve sürgünde görev almış Rus asker ve bürokratlarının isimlerinin yerleşim yerlerinden ve devlet kurumlarından silinmesini bekliyor. Çerkezlerin ulusal demokratik taleplerini sahiplenmek ve girdikleri ulusal uyanış süresini desteklemek, politik özgürlük uğruna savaşım veren komünistlerin görevidir. Çünkü komünist öncü, ezilenlerin bütün mücadelelerine önderlik etme iddiasındadır. Ve mutlaka, halkların özgürlük bahçesine dönüşecektir, Anadolu ve Mezopotamya.

Atılım gazetesinin 256. sayısında yayınlanan köşedir.