Semir Kuntar... 30 yıllık esaret... İşkence ve tecrit...
Semir Kuntar... 30 yıllık direniş... Umut ve irade...
Semir Kuntar... 30 yıllık sembol... Lübnan'dan Filistin'e uzanan bir mücadele köprüsü... "İsrail hapishanelerindeki Arap esirlerinin en kıdemlisi."
Her esir değişiminde adı geçer, ancak her defasında engellenirdi serbest bırakılması.
Semir Kuntar, şimdi serbest! Özgürlüğünün idam fermanı olduğunun bilincinde; deneyimli Ortadoğu muhabiri Sefer Turan'a şöyle konuştu: “30 yıl süren hapis, irademizi asla yok edemedi. Ve direnişe katılmaktan bizi asla caydıramayacaktır...”
Semir Kuntar, kendisini 542 yıl hapis cezasına çarptıran siyonist hakime de yıllar önce bir Filistin Halk Kurtuluş Cephesi militanı olarak şöyle seslenmişti: "Sen İsrail devletinin 542 yıl devam edeceğine inanıyor musun?"
İsrail hala yaşıyor. Ancak İsrail için işlerin iyi gitmediği açık. İşte 30 yıl sonra gelen özgürlük.
İsrail'in son iki yıla sığdırdığı ikinci yenilgisi, Semir Kuntar'ın serbest bırakılması. Hatırlanacaktır; İsrail, 2006 Temmuz'unda "Hizbullah'ı yok etmek" için başlattığı seferde de, Güney Lübnan'da taş üstünde taş bırakmamış ancak başarısızlığa uğramıştı. Hizbullah, 33 günün sonunda ABD emperyalizminin bölge jandarması İsrail'e önemli bir askeri ve siyasi yenilgi yaşatmıştı.
Yine Temmuz, yine bir yenilgi... Öyle ki, 16 Temmuz; hem Hizbullah ve İsrail arasındaki esir değişiminin, hem de Ulusal Birlik hükümetinin resmen göreve başlamasının tarihi. Yani İsrail, iki askerinin cesedi karşılığında 5 Lübnanlı esiri serbest bırakırken, kısa bir süre önce umutsuzca başvurduğu iç savaş provasından da başarısızlıkla çıkmış oldu. İsrail Başbakanı Ehud Olmert, şimdi bu başarısızlıkların bedelini ödüyor, esir değişiminden kısa bir süre sonra açıkladığı istifasının yürürlüğe girmesi için gün sayıyor.
16 Temmuz, İsrail siyonizmi için yas, Ortadoğu halkları için ise bayram günüdür. Ezenler için yenilgi, ezilenler için ise bir zaferdir.
Sık sık iç çatışmalarla gündeme gelen Lübnan'da şimdi, esir değişiminden sonra önemli birlik beraberlik havası hakim: Hizbullah lideri Hasan Nasrallah, esirlerin halkla kucaklaştığı törende yaptığı konuşmada, zaferin; Hizbullah'ın değil, tüm Lübnan'ın zaferi olduğunu belirtti. İşbirlikçi Başbakan Fuad Sinyora, ağır dille eleştirdiği Hizbullah'ın ikinci adamı Şeyh Naim Kasım'la yan yana geldi. İşbirlikçi Dürzi lider Velid Canbolat bile, karşılama töreninde, direnişe tam destek verdi... Nasıl vermesin? Kuntar; bir Dürzi idi ve Hizbullah'la da örgütsel bir ilişkisi yoktu.
Esir değişimi sadece Lübnan'da değil, tüm Ortadoğu'da da etkisini gösterdi. Halklar kutlamalar yaptı. Devrimci örgütler, antiemperyalist örgütler ise, yaptıkları açıklamalarla, siyasi zaferi selamladı. Özellikle Filistinli örgütler... Esir değişimi en çok onları mutlu etti. Çünkü esir değişimi, İsrail hapishanelerinde tutsak bulunan 11 binden fazla Filistinli'yi yeniden gündeme taşıdı.
Lübnan'a geri dönersek... Nasrallah, esirlerin halkla kucaklaştığı törende, “Yenilgiler çağı kapandı, zaferler çağı başladı” dedi. Bu cüretli tespit, halkın özgüvenini yansıtıyor. Tabii şu gerçeği gözardı etmemek kaydıyla: Lübnan; her daim emperyalist ve siyonist tezgahların merkez üssü olmuştur. Daha önemlisi: Hem ABD emperyalizmi, hem de İsrail siyonizmi Hizbullah'ın bölgede yükselen etkisinden hiç hoşnut değildir. Yine de Lübnan halkının mücadele kararlılığı, “zaferler çağı” için güven veriyor.
Siyonizm, Ortadoğu'nun bağrına saplanmış bir hançer. Siyonizm, Ortadoğu için talan ve sömürü. Kan ve gözyaşı. İkiyüzlülük ve sahtekarlık. Tıpkı esir değişiminde hafızalara kazınan görüntüde olduğu gibi: Aralarında Semir Kuntar'ın da bulunduğu Lübnanlı tutsaklar, İsrail zindanında, arkalarında Guernica tablosu özgürlüğe kavuşmayı bekliyor...
Bu ne ikiyüzlülük, bu ne sahtekarlık?!
Pablo Picasso'nun Guernica tablosu; halkına yaptığı İspanyol İç Savaşı sırasında Nazi Almanya'sı ve Mussolini İtalyası'dan destek alan General Franko ordusunun Guernica şehrinde yaptıkları katliamı anlatmaktadır.
Ağır çekim soykırıma uğratılan Gazze'nin Guernica'dan farkı ne! Siyonizm ve faşizm birbirinin kan kardeşidir.
Gerçekten kaçış yok. Ortadoğu halkları Semir Kuntar gibi yiğit oğul ve kızlar yetiştirdikçe siyonizm kaybetmeye mahkumdur.
Atılım gazetesinin 222. sayısında yayınlanan köşedir