Atılım Günlük Haber Bülteni Ana Sayfası
 
Yakılan orman değil geleceğimizdir

Coğrafyanın dört bir yanından geniz yakan, göz yaşartan dumanlar yükseliyor. Alevlerin biri sönmeden, bir diğeri yanıyor. Gecenin karanlığında halkların mirası, geleceği tutuşturuluyor. Yangına körükle gidenler, “PKK ile mücadele söz konusu olduğunda ormanlar teferruattır” diyor, söndürenleri engelliyor.

Son bir ayda Fırat'ın bu yanında 30'a yakın orman yangını çıktı. Bu yangınların tamamının faili sömürgeciler. Bekçisi de onlar. Köylülerin yangınları söndürmesi yasak! Amaç; gerillanın yaşam alanlarını ortadan kaldırmak. Ağaçlar da “bölücü” anlaşılan! Bomba var, su yok. Yangın var, haber yok. Alevlere sansürden sansür beğen. İşte açık bir itiraf. Orman Mühendisleri Odası Genel Başkanı Ali Küçükaydın, 'terörle mücadele' kapsamında yangınlar çıkartıldığı itiraf ediyor, bunu büyük bir pişkinlikle savunabiliyor. Fırat'ın ötesi için, yangın komisyonları oluşturduklarını gururla anlatan Küçükaydın, aynen şöyle konuşuyor: “Doğu ve Güneydoğu'daki yangınlar 'terörle mücadele' konusunda oluyor. Zaman zaman 'terör' kaygısıyla yapılan birtakım şeyler olabiliyor. Soğukkanlı olmak gerekiyor.” Soğukkanlı olmak ha? Öyle ya, mevzu bahis sömürgecilik ise, gerisi teferruattır! Kürt köylüleri de ağaçlar gibi zaten “bölücü” değil midir!

Burjuva medya da, devlet gibi yangına körükle gidiyor. Bir yandan Antalya için “ağalarken”, diğer yandan da Cudi için üç maymunu oynuyor. Hatta utanmadan her katliamın sorumlusunu PKK ilan ettiği gibi, yangınların faili olarak da PKK'ye işaret ederek ırkçı ayinin borazanlığını yapıyor. Yangınların failleri de çok açık, ezilen halkların mücadelelerinin yönü de! Antalya Manavgat’ta 7 gün boyunca süren, 15 bin hektara yakın bir alanı küle çeviren yangın felaketinin failini bulmak için Kürdistan'daki yangınların faillerine bakmak yeterli olacaktır. Zira Antalya yangınının büyüklüğü ne hektarla, ne de maliyeti şimdiden 1 buçuk milyar YTL'yi bulan paralarla ölçülebilir. İnsan yaşamı ve doğal hayattır söz konusu olan. Ciğerlerimiz... Geleceğimiz... Ama yetkililer pişkin: “İyi tarafı, hiç kene kalmadı”! Öyle mi! Başbakan, küllerin üzerinde, zararlarının karşılanacağı nutukları atıyor. Fakat ev inşa etme sözleri havalarda uçuşurken, evlerini yıkılan depremzedeler zihinlerdeki tazeliğini koruyor.

Bir cinayet klasiğidir; katil, cinayet yerine mutlaka geri döner. İşte failler bir bir cinayet yerine gelip şimdi incelemelerde bulunuyor, nutuklar çekiyorlar. Şimdilik suçu üstüne atacakları bir rantçı ya da bir köylü bulabilmiş değiller. Bulsalar; Orman Vasfını Kaybetmiş Hazine Arazilerinin satışını düzenleyen 2B yasalarını kendilerini çıkarmamışlar gibi hemen suçu rantçının üzerine atacaklar. Olayın üzerini kapatacaklar. Üstelik, yangının 7 günde söndürülememesinin suçunu, dinmeyen poyraza biçmeleri kadar gönül rahatlığıyla yapacaklar bunu. Kirli savaşta, F-16 ihalelerine milyar dolarlar ayırırken, Çevre ve Orman Bakanlığına 1 milyar YTL gibi komik rakamlar ayırdıklarını gizleyerek.

Türk Hava Kurumu'nun elinde 15 yangın söndürme uçağı varken, yüzlerce savaş uçaklarının bulduğunu es geçerek.

Coğrafyanın dört bir yanında çıkan, çıkartılan yangınların failleri aynıdır, tektir. Failleri uzakta aramanın anlamı yok. Kürdistan'da ormanları ateşe verenlerin, Batı'da ormanları koruması düşünülemez. Kirli savaşa barış suyu tutun yeter. Kürdistan'da ormanları tutuşturanlarla Antalya'da, Çanakkale'de ve daha onlarca yerde çıkan yangınlara müdahale için bütçe oluşturmayanların, 2B yasalarıyla burjuvazinin ağzını sulandıranların aynı kişi ve odaklar olduğunu göreceksiniz. Türk, Kürt, Laz, Çerkez bu coğrafyada yaşayan tüm ezilen halkların mirası olan ormanları gözlerini kırpmadan yakan, yanmalarını seyredenler aynı odaklarsa, ezilen halkların mücadeleleri de ortaktır. Kapitalizmin kirlettiği ve talan ettiği, sömürgecinin ve rantçının yaktığı ormanlara sahip çıkalım. Geleceğimizin dumanlar altında kalmasına seyirci kalmayalım.

Atılım gazetesinin 222. sayısında yayınlanan köşedir