Atılım Günlük Haber Bülteni Ana Sayfası
 
“Erk”ek'in en moloz hali

Eril dil günlük yaşamın her alanında karşımıza çıkıyor. Bazen gümbürtüsü yankılanıyor kamuoyunda, bazen sessiz-sedasız “erk”ini başımıza çarpıyor. Hatta bazen traji-komik oluyor, insanı acı acı güldürecek cinsten. Kadını çeşitli şekillerde aşağılayan eril dil, bazen meclis kürsüsünden, bazen Genelkurmay ağzından, bazen Milli Eğitim Bakanı'ndan, bazen mafya-çetelerden, bazen “erk”ek'in hiç yontulmamış hali ülkücü faşist bir katilin ağzından saçılır, savrulur.

Son olarak Malatya Zirve Yayınevi katliamı sanıklarını ile mağdur yakınları mahkemede ilk kez yüz yüze geldi. Sanıklar, katliamın planlayıcısı olarak suçlanan Emre Günaydın'dan korktukları için yayınevine gittiklerini öne sürünce, Emre Günaydın'ın ağzından “erk”ek zihniyetin mantığı en ham, en kaba haliyle döküldü ortalığa. Emre Günaydın, “Eğer dört sanık benden korktukları için bu işe girdilerse ve benden korktukları için oradan çıkamadıysalar babaları erkek evlat değil, kız evlat yetiştirmiş. Benden korktuysalar, etek giyip gelsinler” dedi.

Eril dilde “etek giydirme” lafzı oldukça hit bir söylemdir. En kral, aşağılama aracıdır. Mafyanın en temel cezalandırma yöntemlerinden biridir, erkeklere etek giydirip fotoğrafının çekilmesi. Etek giydirilen erkek -ki bu iş adamıdır, bakandır, milletvekilidir vb.- hangi güce, yetkiye sahip olursa olsun aşağılanan gururunu, öne sürülen her şantajı kabul ederek kurtarmaya çalışır.

Peki nedir, eteğin bu kerameti? Erkeği bu kadar can evinden vuran şey nedir? Bırakalım etek giydirme aşamasına gelmesini, bu söylemin dahi başlı başına erkek dünyasında büyük bir yankısı vardır.

Erkek egemen sistem kadını eksik olarak görür, kadınlar tam insanlar olarak görülmediği için hakları sınırlandırılır, yaşam alanı daraltılır. Ataerkil düzende kadın ve cinselliği aşağılanıp kötülenirken, erkek ve cinselliği yüceltilir. Neredeyse yeryüzünün bütün “laneti” kadına yüklenir, bunun için bütün dinlerde kadın günah keçisi ilan edilmiştir. Korkaklık kadın kişiliğine atfedilirken, cüret, kahramanlık, güçlülük, güvenilirlik erkek kişiliğinde konumlandırılır. Bütün erdemler erkeğe yüklenir böylece. Kadın ise “zavallı erdemsiz bir yaratıktır”, eril bakış açısında.

'Erk'in sahibi erkek, kendine biçilen toplumsal cinsiyet rolünün gereğine göre hareket eder. Bu normların dışına çıkmayı kadınlaşma olarak görür. Kadınlaşma ise, bu bakış açısına göre dünyanın en aşağılık durumlarından biridir.

Erkek cinsine biçilen roller, erkek davranışına yön verir. Erkek kişiliği bu cins rolüne göre konumlanır. Erkek saldırgandır, erkek korkmaz, erkek başarır, aktiftir, belirleyicidir. Hakimiyettir, otoritedir. Bu rolleriyle içselleştiği ölçüde “erkek”tir.

Kadına ve erkeğe biçilen cinsel rol gereği her iki cinste buna göre eğitilir. Öğretilen davranışların dışına çıkıldığında, o zaman değer yargılarının hışmına uğrarlar. Etek meselesi de bu öğretilmiş davranışların dışındadır. Etek kadınla özdeştir. Ve etek giydirilen erkek, öğretilmiş erkeklikte, kadından da aşağı bir konuma düşmek anlamına gelir. Bu durumda zorbalığın yanı sıra “kadın durumuna düşülme” olduğundan erkek iki kat aşağılanır. “Üstün” cinsiyete sahipken kadından beter bir hale düşürülmüş olur, eril bakış açısında. Öğretilmiş rolü gereği güçlü değil, güçsüz düşürülmüştür. Erkeğin rolünün dışına sürülmesi ise onda derin bir travma yaratır. Bu hale düşmektense ölüm bile cazip gelir ona. Bundandır erkekler açısından önemli ve bu kadar etkili bir tehdit ve hakaret aracı olması. Ya da bir erkeğe söylenecek en ağır sözlerden biri olarak algılanması!

Malatya'daki faşist katil Emre Günaydın, diğer sanıkları bu sözlerle aşağılamaya çalışırken, kamuoyuna ne kadar erkek olduğunu övünçle ilan ederek, kamuoyunun karşısına eril sistemin en moloz, kalas haliyle çıkıyor. Öyle ya, Emre Günaydın, Zirve Yayınevi'nde Tilman Geske, Necati Aydın ve Uğur Yüksel'i doğrayacak kadar barbar bir zihniyete sahip. Orada, o yayınevinde insanları doğrarken, aslında olmayan insanlığını doğradığını, nasıl böcekleştiğini göremeyecek kadar “erk” sarhoşu ve insan müsveddesi... Bu mahluk erkek egemen sistemin en yontulmamış, tortu kişiliği olarak çıkıyor karşımıza.

Kuşkusuz, Emre Günaydın'ın ağzından savrulan bu eril anlayış, genel bir sorundur. Öğretilmiş erkekliğin eteklerini yakmadan bu zihniyet değişmeyecektir. Bu erkek egemen sistem kadın düşmanı erkekler üretmeye devam edecektir. Bir silahı etkisiz hale getiren temel şey, hedef noktasını etkisiz hale getirmektir. Hedefine ulaşamayan bir merminin hızı ne olursa olsun vuruş gücü yoktur. Boşluğa düşmeye mahkumdur. O halde başta öğretilmiş erkekliğin moloz halleri gelmek üzere, erkek hallerine bütün biçimlerine saldırmalıyız.