Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) yaptığı “Zamanı kullanım anketi”, kadın ve erkeklerin gününü nasıl kullandığına dair ilginç veriler sunuyor. Bu verilere göre, ev ve çocukların bakımına erkekler günde 51 dakika zaman ayırırken, kadınlar 5 saat 17 dakika ayırıyor. Peki, matematiksel fark günlük yaşama nasıl yansıyor?
Yanıt hazır; kadın erkeğe oranla yüzde 400 daha fazla çalışıyor! Evi temizleyen, yemeği pişiren, bulaşığı yıkayan ve çocuk büyüten ev emekçisi kadın gün içinde tekrar tekrar dönüp aynı işleri yapıyor. Kurulmuş bir makine adeta. Kahvaltı, temizlik, bulaşık, öğle yemeği, temizlik, bulaşık, akşam yemeği, temizlik, bulaşık... Ve erkeğin cinsel ihtiyaçlarının giderilmesi için akşam mesaisi. Bunlarla beraber aksamaması gereken çocuk bakımı, yatırılması gereken faturalar, alışveriş, bahçe yahut ev onarımı...
Sonuçsa, çoğu zaman bu döngü içerisinde köreltilen zihinler. Birbirini tekrarlayan ve geliştirmeyen ev işi kadının, dünyasını daraltır, algılama yetisini düşürür, evin dışına pek adım atmadığı için yön duygusu zayıflar. Özgüvensizliğin dipsiz kuyusuna gömülür gider kadın.
Bu kısır döngüyü yalnızca toplumsal iş bölümünün çalışmayan kadının aleyhine işletilmesiyle açıklamak yanılgı olur. Nitekim yine TÜİK'in verileri gösteriyor ki; çalışan bir kadın ev işleriyle 4 saat 3 dakika ilgilenirken, çalışan erkekler buna sadece 43 dakika zaman ayırıyor.
Çalışan kadın, ister tekstil işçisi ister tarım işçisi veya emekçi memur olsun mesai biter bitmez eve koşmak zorundadır. Zira ikinci mesai onu bekler. İş yerinde en iyi ihtimalle 8 saat çalışan bir kadın , evde buna 4 saatlik mesaisini ekler. Çalışmayan kadının yapmakla yükümlü kılındığı işleri hızlandırılmış biçimiyle 4 saatte yapar. Sonuç olarak çalışan bir kadının erkeğe oranla ev işi yapma süresi yine yüzde 400 daha fazla!
Erkek boş zamanında dinlenip gazete kitap okurken kadın evi temizler. Erkek boş zamanda arkadaşlarıyla dışarı çıkarken kadın çocuk bakar, ya da arkadaşlarıyla farklı bir ev hapsine girer. Kadın eğlenmek için altın günleri düzenler, erkek için ise her gün bir eğlencedir. Erkek boş zamanında haber dinlerken, kadın “boş zamanında” erkeğin giysilerini ütüler. Kadın emekçidir. Erkek ise kadını sömüren bir asalak konumundadır.
Bu rakamlar okuma yazma oranı yükseldikçe ters bir açı izliyor. Kadının eğitim düzeyi yükseldikçe ev işine ayrılan zamanda sistemli bir biçimde düşüyor. Okur yazar olmayan kadınlar ev işlerine 4 saat 10 dakika ayırırken, ilkokul mezunları 3 saat 34 dakika, ortaokul ve lise mezunları ortalama 2 saat 17 dakika, yüksekokul ve üstü eğitime sahip kadınlar ise günde ortalama 2 saat 8 dakikayı bu “faaliyetlere” ayırıyor.
Tüm bu veriler gösteriyor ki; kadın, ister çalışsın, ister ev emekçisi veya okuma yazma oranı yüksek bir birey olsun, yaşamın her alanında iki tür sömürüye maruz kalıyor. Eve mahkum edilen, evi dünyası haline getirilen kadın iki kat direniş göstermesi iki cephede savaşması bir zorunluluktur. Birinci cephe en az dört bin yıllık kadın köleliği üzerinden yükselen erkek egemenliğine karşı savaşa, diğeri ise onu eve hapseden işte de erkeğe mahkum eden kapitalist sömürü sistemine karşı mücadele.
Gazetemizin 211. sayısında yayınlanan köşedir