Atılım Günlük Haber Bülteni Ana Sayfası
 
Üniversite Sosyal Forumu

Öğrenci gençlik hareketi, 18-19 Mayıs'ta özgün bir deneyim yaşadı. Çünkü bu toprakların ilk öğrenci sendikası Genç-Sen, bir ilke imza attı, coğrafyanın dört bir yanından yüzlerce öğrenciyi yine bir ilk olan Üniversiteler Sosyal Forumu (ÜSF) çatısı altında bir araya getirdi. Çok sayıda Genç-Sen üyesinin hatırı sayılır emeğiyle hayat bulun ÜSF, çeşitli illerden gelen ve bir bölümü örgütsüz olan katılımcılar üzerinde önemli bir etki yarattı. Bunun yanı sıra Forum, iki gün boyunca bir açık kürsü işlevi görerek, gençlere kendilerini özgürce ifade etme olanağı yarattı. Her ne kadar tartışmalarda zaman zaman belli başlıklara sıkışma, tartışma zemininden kayma vb. sıkıntılar yaşansa da, Genç-Sen’de kolektif aklı var etme doğrultusunda ÜSF ile önemli bir adım daha atıldı. Örgütleme sürecindeki eksiklikler bir yana bırakılırsa, ÜSF başarılı geçti. Çünkü program, içeriğine uygun olarak eksiksiz bir şekilde hayat buldu. Etkinliklere ilgi de yüksekti. Özellikle ilk gün. Zira ikinci günün sonlarında yavaş yavaş yorgunluk baş gösterdi, ilgi zayıflaması oldu. ÜSF'nin ilgi odağında atölyeler ve kültürel etkinlikler vardı. En başta da '68'in, işçi sınıfı ve öğrenci hareketi arasındaki ilişkinin tartışıldığı atölyeler. Keza Tuzla yürüyüşü de ilginin yüksek olduğu atölyeler oldu. Bu, gençliğin toplumsal sorunlara artan duyarlılığı kadar; sorunlarını paylaştığı, çözümler ürettiği atölye tarzı araçların ne kadar değerli olduğuna da bir kez daha ışık tuttu. Kültürel etkinliklerin önemi ise, ikinci gün daha belirgin bir şekilde kendisini hissettirdi. Çünkü maddi imkansızlıklar ve hazırlıkların dar bir zamana sıkışması, özellikle ikinci gün etkinliklerinin çeşitliliğini sınırlandırdı. Gençlik, hem tartışmaya hem de sanatsal kültürel üretime aç. Ama bunlar için yeterli olanaklara sahip değil. Ya tek tek üniversitelerde ya da tek tek topluluklarda gerçekleşiyor bunlar. Böyle olduğu için de kolektif bir üretime, akla ve harekete dönüştürülemiyor. Özellikle kendisini politik gençlik grupları ile topluluklarda ifade eden gençler arasında birlik yakalanamıyor. Gençlik hareketinin bu iki dinamiği, aynı sorunlara odaklansalar da iki farklı mecrada akıyor. Dolayısıyla ÜSF, genel olarak başarılı bir organizasyondu, ama gençlik hareketinin tüm potansiyelini emebildiğini söylemek mümkün değil. Özellikle örgütlenme sürecinde, elde bulunan tüm olanaklar seferber edilemedi. Oysa benzer eğilimler taşıyan tüm öğrenci örgütlenmeleri ile temas kurmak, hem forumun daha başarılı bir şekilde geçmesi hem de Genç-Sen’in “öğrenci öz örgütlülüğü” sıfatının hakkını daha iyi verebilmesi açısından kritik bir ihtiyaçtı. Velhasıl ÜSF, artıları ve eksikleri ile önemli bir ilkti. Eksikliklerin, ihtiyaçların görülmesi bakımından bir deneyimdi. Yani bu noktada bir bakış açısı netliği kazandırdı. Sonuçları bakımından da ÜSF'lerin mutlaka yapılması, hatta giderek daha iyisinin gerçekleştirilmesi gerektiğini gösterdi. Bu noktadan devam etmek lazım. ÜSF tarzı etkinlikleri yoğunlaştırılarak sürdürmek, bugün iki nedenden ötürü önemlidir: Birincisi, Genç-Sen’in öğrenci gençliğin geniş kesimlerini kapsayan bir öz örgütlülük niteliğine bürünmesi için gençliğin arayışlarına yanıt veren araçlar kullanması doğal bir ihtiyaçtır. İkincisi, devletin Genç-Sen’i kapatma ve gayrimeşru ilan etme yönünde attığı adımlara verilecek en iyi yanıt, “sendikayı kapattırmama” şeklinde dar bir ufukla sınırlanmış bir mücadele yerine, kitleleri kucaklama ve sendikayı bu zeminde daha meşru kılmaktır. Tüm bu başlıklarda sosyalist gençlere önemli görevler düşmektedir. Özellikle şehir dışından ÜSF’ye katılım konusunda oldukça iyi bir çıkış yapan sosyalist gençler, benzer etkinliklerin örgütlenmesinde daha fazla yer almalı ve içeriğe belirlemeye daha fazla katılabilmelidirler. Bir kitle örgütü olma yolunda ilerleyen Genç-Sen’in çalışmalarına emek verilmesinin ve tüm alanlara taşınmasının sosyalist gençler için başlı başına bir kitle çalışması niteliği taşıdığı unutulmamalıdır.

Gazetemizin 211. sayısında yayınlanan köşedir