Atılım Günlük Haber Bülteni Ana Sayfası
 
Gerilla, halkının güvencesidir

DTP Grup Başkanı Ahmet Türk'ün, Irak Devlet Başkanı Celal Talabani'nin lideri olduğu Kürdistan Yurtseverler Birliği'nin (KYB) resmi internet sitesine verdiği demeçte, “Açık ve net söylüyorum. PKK’nin silahlı mücadelesi Kürt halkına zarar veriyor, Askerin elini güçlendiriyor. Ama onlar da bu sorunun çözümü için bir proje ortaya konulmasını istiyorlar. Böyle bir proje konulmadığı, barışçıl adım atılmadığı için fazla etkili olamıyoruz. Eğer bu konuda fazla ısrarcı olursak halkımızdan koparız” dediği iddia edildi.

Ahmet Türk, “Sözlerim çarpıtıldı, öyle söylemek istememiştim” dese de, apoletli medya dönüp dönüp günlerce bu iddiayı işledi. Öyle ki, bir zil takıp oynamadıkları kaldı: “DTP’de çatlama var”, “Kürtlerde bölünme var”, “Artık silahlı mücadele tasvip edilmiyor” manşetleri atıldı. Bazı sömürgeci kalemşorlar ise, 'sınır'ı aşan devlet terörüne güzellemeler yapıp hem yeni katliamlara zemin oluşturmaya çalıştılar, hem de sömürgeci ordu ile işbirlikçilerinin içine yuvarlandıkları siyasi ve manevi çöküntüyü akıllardan silmek istediler.

Öyle ya, işler hiç iyi gitmiyor. İnkâr ve imha siyaseti ciddi bir dar boğazda. Kürt halkı milyonlar olup alanlara çıkıyor. Gerilla ise sürekli ava gideni avlıyor. Hollywood filmlerine taş çıkaran askeri operasyon senaryoları bir bir fos çıkıyor. Önce şatafatlı kara harekatı, Zap'ta direnişe tosladı. Şimdi de insansız Neron'lar kar etmedi, Genelkurmayın 'sürpriz' açıklaması elinde patladı. Sömürgeci ordu için 8 askerin esir alındığı Dağlıca baskınından daha büyük bir hezimet olduğu belirtilen Aktütün karakolu baskını, aslında kimin BBG evinde olduğunu ortaya çıkardı.

Ahmet Türk “Öyle demek istemedim” diyor. Sömürgeciler ille de “Yok sen böyle söyledin” diyorlar. Neden? Birinci neden, yukarıda da ifade ettiğimiz şekliyle içine girdikleri darboğaz. İkincisi ise, Kürt ulusal birliğinin bölünmesi ve bir biri ile çatışmasını tek çıkış yolu olarak görmeleri, umutlarını buna bağlamaları. Kürt ulusal mücadelesinin zayıf karnı şimdi bu. Sömürgeci ordu, gerillaya diş geçiremediği koşullarda bir kez daha kardeşi kardeşi kırdırmak istemektedir. Emperyalizmle bağımlılık ilişkileri gereği Talabani ve Barzani'nin ikircikli bir tutum takınmak zorunda olduklarını bilmekte, bunu kullanmaya çalışmaktadır.

Talabani'nin “PKK’nin silahlı mücadelesi Kürtlere zarar veriyor” açıklamaları bilinmektedir. Barzani'nin ise işgal ve imha harekatının ön gününde geri adım atıp gerillanın lojistik desteklerini kesmeye çalıştığı sır değildir. Talabani ve ve Barzani'nin Kuzey Kürdistan'daki siyasi uzantılarının da “PKK’nin silahlı mücadelesi Kürtlere zarar veriyor” açıklamaları ile apoletli medya tarafından afişe edilmeleri de tesadüf değildir. Süleyman Demirel'in daha 1984'te siyasi yasaklı iken bir röportajında itiraf ettiği “Kürtler 500 yıldır asimile edilememişler, bundan sonra da edilemezler” gerçeğini, onlar da artık görmektedir. Bu yüzden şimdi işbirlikçi temelde bir Kürt yapılanmasına ve ayrımına oynuyorlar. Ama onurlu hiçbir Kürt, “Silahlı mücadele Kürtlere zarar veriyor” şeklinde bir değerlendirme yapamaz. Çünkü her onurlu Kürt, küçük ya da büyük tüm ulusal demokratik kazanımlarının bu yiğit oğul ve kızlarına borçlu olduğunu bilir. Gerilla, Kürt halkının herhangi bir örgütü değildir. Kürt halkının varlığı ve güvencesidir. Öyle ki gerillanın tasfiyesi, Kürt halkının kazanılmış haklarının tasfiyesi ve ulusal demokratik haklar uğruna yürüttüğü mücadelenin bastırılmasıdır. Üstüne üstlük, silahta ısrar eden sömürgecilerdir. Çözümsüzlükte ısrar eden egemenlerdir. Bunu görmezden gelmek, tersini iddia etmek çözüme değil, çözümsüzlüğe kan taşımaktır. Kürt sorunu bir şekilde çözümünü dayatarak kritik bir eşiğe doğru ilerliyor. Bu yüzden şimdi söylenecek her söz, tavır ve eylem daha büyük bir anlam kazanmaktadır. Sözün içeriği kadar, algısı ve taşıdığı mesaj da önemlidir. Ahmet Türk, sözlerinin çarpıtıldığını belirtmektedir. Fakat Kürt demokratik hareketi içerisinde bu türden görüşlerin varlığı ve fırsat kolladıkları da bir sır değildir. Kürt burjuva güçleri, hareketi siyasal olarak direnişçi damarından koparmak, sınıfsal olarak ezilen toplumsal kesimlere dayalı özelliğini zayıflatmak, ideolojik olarak ise işbirlikçi bir çizgiye çekmek için inisiyatif almaya çalışıyor. Bu, yeni değildir ve önümüzdeki süreçte daha da yoğunlaşması beklenmelidir. Dolayısıyla ulusal demokratik hareket içerisinde sömürgeciliğe karşı mücadelenin yanında burjuva işbirlikçi ve liberal eğilimlere karşı mücadeleyi de kesintisiz sürdürmek yaşamsaldır. Gerilla halkın onuru, kazanımlarının güvencesi ve organik bir parçasıdır. Sömürgecilerin değiştiremediği bu gerçeği, hareketin içinden değiştirmeye çalışmak ancak sömürgecilerin elini güçlendirebilir. Son tartışmalar da bu yalın gerçeği göstermiyor mu?

Gazetemizin 211. sayısında yayınlanan köşedir