Atılım Günlük Haber Bülteni Ana Sayfası
 
Taraf olmak gerekiyor!

Av. Eren Keskin *

Türkiye’de İttihat Terakki döneminden bu yana, “gizli devlet geleneği” varlığını her zaman sürdürdü.

Cumhuriyet, aslında bu coğrafyada yaşayanların çoğunluğuna kabul ettirilenin aksine bir devrim değildi. Kurulan cumhuriyet kadroları, İttihat Terakki ile ya bire bir ilişkideydiler ya da aynı anlayışın mensuplarıydılar.

Lozan antlaşmasıyla Türkiye cumhuriyeti devleti, Osmanlı’nın tüm borçlarını da devralmıştı. Cumhuriyetin kuruluş ile birlikte ordu, iç ve dış siyasetin gerçek belirleyeni oldu. 1960 askeri darbesinin ardından kurulan OYAK ile silahlı kuvvetler, sadece silahın değil, sermayenin de sahibi oldular.

Şahsen ben “derin devlet” kavramının hep yanlış kullanıldığına inandım. Türkiye’de, aslında görünürdeki yöneticileri de idare eden ve “Özel harp dairesi merkezli bir gerçek devlet” var.

Şunu hiç unutmayalım ki; bugüne kadar hükümet olan hiçbir parti ya da partiler koalisyonu, kendi programını uygulayamamıştır. Hükümet oldukları gün, önlerine özel harp dairesi tarafından sınırları çizilen “milli güvenlik siyaset belgesi” konulur.

Ve hükümetin ana programını da bu belge oluşturur.

Bugüne kadar Kürt meselesi, Kıbrıs konusu, Ermeni soykırımı ya da türban meselesi gibi sistemin kırmızı noktaları da aynı merkez tarafından idare edilir.

Bu merkez, Kürt sorununun çözümsüz kalmasından sürekli beslenir. Bu nedenle, yıllarca Kürdistan’da “merkezin tetikçi gücü kontrgerilla” aracılığıyla çeşitli cinayetler işlenmiştir. Bugün, esas olarak Türkiye’nin özellikle Ortadoğu politikaları açısından anlayışının çatıştığı Amerika Birleşik Devletleri, üzerinde kendisinin bizzat olayı bulunan merkezden artık rahatsız olmaktadır.

Ergenekon operasyonun ardındaki gerçek güç, ABD’dir. Şemdinli’de bir savcıya sahip çıkamayan AKP’den böylesine büyük cesaret beklemek saflık olur kanısındayım.

Ancak, ben Ergenekon operasyonunun arkasında kim olursa olsun, “sistemi çatlatmak” adına önemli olduğunu düşünüyorum. Aslında şimdi tam da bizim zamanımız. Kontrgerilla cinayetlerinin, gözaltında kayıpların, cezaevi operasyonlarının ve daha birçok suçun hesabını sormanın tam zamanıdır. Bu nedenle de muhalefet güçlerinin bu süreci önemseyerek ve bir araya gelerek “gerçek belirleyen” olmaları gerekir diye düşünmekteyim.

“Bu onların arasındaki bir savaş, biz taraf olmayalım” diyenlerden yana değilim. Üçüncü, ama gerçek bir taraf gibi davranmak gerekiyor.

* İnsan hakları savunucusu