Füsun Erdoğan
Çok açık bir komplo *
Genel Yayın Koordinatörü olduğum Özgür Radyo, Basın Yasası’nın yanı sıra 3984 sayılı RTÜK Yasası’na karşı sorumludur. Yaptığı yayınlar saniyesi saniyesine, 24 saat boyunca RTÜK tarafından kayda alınır. 3984 sayılı yasaya karşı herhangi bir ihlalin tespitinde bildiğiniz gibi kapatma cezası devreye girer. Bu da yetmez, programcı ve yöneticileri hakkında RTÜK tarafından savcılığa suç duyurusunda bulunulur.
Bugüne kadar Özgür Radyo’nun mikrofonları 5 kez susturuldu. Gerekçeler mi? Kültür Bakanlığı bandrolü ile çıkan şarkı sözleri oldu. 1999 yılında Öcalan Türkiye’ye getirildiğinde zamanın Emniyet Müdürü Hasan Özdemir’in yaptığı “Sokağa çıkanı ayağından vurun!” açıklamasının yer aldığı Hürriyet Gazetesi’nin birinci sayfasından verdiği habere, haber bültenlerimizde yer vermemiz oldu. Ahmet Arif’in 33 Kurşun şiirine konu olan Van’ın Özalp ilçesinde 33 Kürt köylüsünün sorgusuz yargısız Muğlalı Paşa’nın emri ile kurşuna dizilmesi ve 1998 yılında Hava Harp Okulu’nun bahçesinde Muğlalı’nın büstünün dikilmesini eleştiren Evrensel Gazetesi’ndeki yazıya bir programda yer verilmesi oldu. Avusturya İşçi Marşı’nın isteklerde çalınması oldu. Ancak Türkiye’de yaşanıyor böyle saçmalıklar.
Emniyet Müdürü, ‘sokağa çıkanı ayağından vurun’ emrini verirken suçlu olmuyor. Hürriyet Gazetesi haberi birinci sayfasından yayınlıyor, suç olmuyor. Hürriyet’in haberine bültenimizde yer veriyoruz, bir yıl kapatma cezası alıyoruz.
Muğlalı Paşa, 33 Kürt köylüsünü hiçbir suçları olmadığı halde kurşuna dizdiriyor. Yargılanıp ceza alıyor, sonra devlet, paşasını aklamaya çalışıyor. Hava Harp Okulu bahçesine büstünü diktiriyor. Evrensel Gazetesi bunu eleştiriyor, herhangi bir hukuki soruşturmaya uğramıyor, Özgür Radyo gazete haberini bültenlerine taşıyınca, 3 aylık kapatma cezası ile susturuluyor. Kültür Bakanlığı’nın bandrol verdiği Avusturya İşçi Marşı, bizim kapatılmamız için gerekçe oluyor ve biz 1 yıl susturuluyoruz. Aynı nedenle DGM savcılığına ifade veriyorum. Savcı karara ve suç duyurusuna gülüp takipsizlik kararı veriyor. Ankara İdare Mahkemesi’nde davayı biz kazanıyoruz, ama radyomuz 8 ay boyunca kapalı kalıyor.
Polisin Özgür Radyo hakkında öteden beri bir komplo peşinde olduğu çok açık. Dün, polis- RTÜK işbirliği ile gerçekleşen susturma faaliyeti sonuç vermeyince bu kez daha esaslı bir komplo ile temelli susturulmamız için bütün bu çabalar. Kuruluşundan, yani 1995 yılından beri, Radyonun Genel Yayın Koordinatörü olmam da şahsımın bu komploda seçilmiş olması için yeterli bir sebep. Zira, 1996 yılında da benzer bir senaryo ile gözaltına alınmıştım. Üstelik Taksim’in göbeğinde silahlı sivil polisler tarafından kaçırılmıştım.
Şimdi de ortada şahsımla ve Özgür Radyo ile ilgili çok açık bir komplo var. Polis, MLKP’yle savaşıyorum adı altında sosyalist bir radyocu, basın çalışanı olarak benim hakkımda komplo örgütlüyor. Bu komplonun devamı olarak Özgür Radyo’yu susturmak, beni cezaevine tıkmak istiyor.
* Özgür Radyo Genel Yayın Koordinatörü Füsun Erdoğan'ın savunmasının kısaltılmış halidir.