Atılım Günlük Haber Bülteni Ana Sayfası
 
Yargılayan savunmalar- Gizlisi saklısı yok

Sedat Şenoğlu

Gizlisi saklısı yok *

Ben sosyalist bir gazeteciyim. En son Genel Yayın Koordinatörlüğünü yürütmekte olduğum Atılım Gazetesi’nde on üç yılı aşkın bir süredir kesintisiz olarak çalışmaktayım. Benimsediğim toplumsal idealler ve değerler sistemi, tercih ettiğim devrimci yaşam tarzı gereği, politik kimliğim, her türlü sömürü ilişkisine, baskıya ve zulme karşı durmayı gerekli kılar. Her şeyden önce de bu duruşu bir onur ilkesi olarak kabul ederim.

Gizlisi saklısı olmamak bir yana, ben sosyalist amaçlarımı şimdi olduğu gibi geçmişte de her yerde açıkça dile getirdim ve savundum.

Kapitalizmin bir sömürü düzeni olduğunu ve yıkılması gerektiğini, emperyalistlerin dünya halklarının kanını emen vampirler çetesi olduklarını ve dişlerinin sökülmesi gerektiğini, faşizmin ve ırkçılığın insanın insana yaptığı zulmün en soysuz biçimi olduğu ve ezilmesi gerektiğini vb. hep yazdım ve anlattım.

Para babalarının ittifakının işçilerin ve emekçilerin birliğinden; emperyalist haydutlar çetesinin ezilen halkların direniş ve dayanışma cephesinden, ırkçı faşist kışkırtmaların halkların kardeşlik duygusu ve bilincinden daha güçlü olmadığını ve olamayacağını her zaman yazdım ve anlattım. Kapitalistlerin, emperyalistlerin, faşistlerin ve onların partilerinin, hükümetlerinin, devletlerinin yenilgiye uğratılabileceğini, uğratıldığını, bu illetlerin iktidarı ve tahakkümü altında acı çekmenin, aşağılanmanın sömürülen ve ezilen milyonların, milyarların kaderi olmadığına yürekten inandım. İşçilerin, emekçilerin, kadınların, gençlerin ve ezilen halkların bu uğurda yürüttükleri her mücadeleyi kendi safım olarak kabul ettim, savundum, destekledim. Çünkü inanıyorum ki, ülkemde ve dünyada adalet; ona en çok ihtiyacı olanların birleşen, kenetlenen elleriyle yaratılabilir. Toplumsal eşitsizlikler; sınıfsal, ulusal ve cinsel ayrımcılık altında en çok aşağılananlar ve hor görülenlerin onurluca ayağa kalkmasıyla ortadan kaldırılabilir. Özgürlük; onun yokluğu altında en çok ezilen ve acı çekenlerin kölelik prangalarını parçalayıp atma cesaretiyle elde edilebilir.

Bugün ülkem ve dünya bir avuç emperyalist tekelci gücün ve onların yerli işbirlikçilerinin ekonomik yağma ve talan, militarist saldırganlık ve savaş, kültürel yozlaştırma ve manevi düşkünleştirme düzeni altında barbarlık koşullarına mahkûm hale getirilmek isteniyorsa, bir basın emekçisi ve sosyalist bir düşünce insanı olarak buna nasıl sessiz ve tepkisiz kalabilirdim? Kalamazdım ve kalmadım elbet!

Toplumsal mücadelenin özgürlük ve emek değerlerine bağlı olanların cephesinde, gönüllü ve bilinçli olarak yer aldım. İnançlarım ve düşüncelerim doğrultusunda bu cephenin sosyalist ve demokratik örgütlenmeleri içinde aktif olarak çalıştım. Çağdaş Gazeteciler Derneği’nin bir üyesi olarak basın özgürlüğü mücadelesine omuz verdim. Kurucularından olduğum ve bir dönem Yönetim Kurulu üyeliği yaptığım Filistin Halkıyla Dayanışma Derneği’nin faaliyetleri çerçevesinde siyonizmin ve emperyalizmin zulüm politikalarına karşı mücadele yürüttüm.

Gerek doğrudan gazetem Atılım aracılığıyla ve onu temsilen gerekse sözünü ettiğim demokratik kurumlarda örgütlü kimliğimle yıllar boyunca çok sayıda kitle eylemine, protesto gösterisine, mitinge vb. katıldım ve görev üstlendim. Ülkenin dört bir yanından davet edildiğim onlarca panelde, seminerde, sempozyumda, miting kürsüsünde konuşmacı olarak yer aldım, düşüncelerimi dile getirdim. Basın alanında olsun ilerici mücadelenin değişik alanlarında olsun yurt dışından gelen yabancı pek çok kurum temsilcisiyle ortak demokratik faaliyetlerin düzenlenmesine katıldım. Bütün bunlar, aynı zamanda kurumsal olarak Atılım Gazetesi ve şahsen de benim, politik kimliklerimizin ve faaliyetlerimizin toplumsal ve ahlaksal meşruiyetinin dayanaklarını da işaret etmektedir: İnsanın insan tarafından sömürüsüne dayalı her türden ilişkiden ve bunun üzerine inşa edilmiş toplumsal-siyasal düzenlerden nefret etmek, ortadan kaldırılmasını istemek, sömürüsüz, sınırsız ve savaşsız bir dünya kurmak için mücadele etmek… Ama tabii ki ne sahip olduğum dünya görüşü, ne bunları topluma mal etmek için harcadığım düşünsel ve politik çabalar, ne de bunların gerçekleşmesi için içinde yer aldığım değişik demokratik örgütlenmelerin/örgütlerin varlığı devlet ve toplum yaşamına egemen olan yön vericiler tarafından müsamaha ile karşılandı. Tam tersine daima düşmanca bir tutum takınıldı.

Bu normaldir. Çünkü iktisadi-mali egemenliğini tekellerin parababalarının gözü doymak bilmez kar hırsına bağlamış ve bunun için vazgeçilmez olan işsizliğin, yoksulluğun, açlığın ve sefaletin birikmesine dayandırılmış olan; siyasal egemenliğini darbeci-cuntacı geleneğin militarist zor gücüne bağlamış ve bunun zorunlu sonuçları olan işkence, zulüm, katliam zincirine dayandırılmış olan; toplumsal egemenliğini milliyetçi, şoven-ırkçı ve dinci-mezhepsel ideolojilerin örgütlenip, beslenmesine ve yaygınlaştırılmasına bağlamış ve halklarımızın bu temellerde gerici kamplaşmalara ayrıştırılmasına dayandırılmış olan, bütün bunları kaderini bağladığı emperyalist büyük devletlerin ve tekelci güçlerin ekonomik-mali, siyasi ve askeri desteğine dayalı işbirlikçilikle sürdürmeye çalışan bu özgürlük düşmanı, halk düşmanı, gelecek düşmanı egemen zihniyetten başka bir şey beklenemez.

Ve zaten geride kalan on üç yıllık sosyalist gazetecilik yaşamımda, gazetem Atılım nezdinde ve birey olarak karşılaştığım, tanık olduğum ve maruz kaldığım şeyler de hukuksuzluğun, kural tanımaz bir keyfiliğin fiilen yürütüldüğü baskılar olmuştur. Devletin polis güçleri bu icraatların hazırlayıcısı ve uygulayıcısı olarak hep baş rolü üstlenmiştir. Şimdi bugün burada, adına delil denilen, ortaokul öğrencilerinin bile muhakeme mantık süzgecinden geçemeyeceği ayan beyan ortada olan tamamen uydurma şeylere dayanılarak “silahlı terör örgütü yöneticisi olmak” gibi mesnetsiz iddialarla yüz yüze bırakılıp, yargılanmaktayım. Bu benim için, polisin hazırladığı ve savcılığın ortak olduğu siyasal ve hukuki bir komploya dahil edilmiş olmak dışında bir anlama gelmiyor.

* Genel Yayın Koordinatörümüz Sedat Şenoğlu'nun savunmasının kısaltılmış halidir.