Atılım Günlük Haber Bülteni Ana Sayfası
 
Yargılayan savunmalar- Delil kredi bankalı kurt kapanı

İbrahim Çiçek

Delil kredi bankalı kurt kapanı *

“Gaye operasyonu” davasının temel bir özelliği, “güvenlik” gerekçesi ile kimi basın, sendika, dernek vb. kuruluşların yasadışı örgütlerle ilişkili gösterilerek baskı altına alınmaya, susturulmaya ve sindirilmeye çalışılmasıdır.

Meşru, şeffaf, yasal, demokratik basın, sendika, dernek vb. kurumları “gaye operasyonu”yla geliştirilen siyasi-hukuki bir komployla karşı karşıyadır. Siyasi ve hukuki bir komplo diyorum çünkü adı geçen kurumlar siyasi ve toplumsal meşruiyetleri zedelenerek, çevrelerine bir korku duvarı örülerek toplumdan tecrit edilmek, toplumla olan bağları koparılmak isteniyor.

Aslında “terör”e, “terör örgütleri”ne karşı mücadele adına basına, sendikalara, derneklere ama hepsi de toplumun alt, yönetilen, sömürülen sınıf ve kesimlerinin çıkarları için çalışan muhalif kurumlara saldırılması ilk defa tanık olduğumuz bir durum değildir. Bütün cumhuriyet tarihinin bir klasiğidir bu. Hemen her dönem yürürlükte olmuştur. Ne zaman iktidarlar bir yasadışı örgüte savaş ilan etseler, toplumsal muhalefetin belli kesimleri de hedef tahtasının tam merkezine konulmaktadır.

Ne zaman terörle mücadele yasalarında değişiklik olsa, toplumsal muhalefetin sosyalist, devrimci kesimleri ilk hedef haline getirilmektedir. Nitekim terörle mücadele yasasında 2005'te yapılan değişiklikten sonra “gaye operasyonu” iddianamesinde adı geçen kurumlara karşı hazırlanmış komplonun düğmesine basılmıştır. Terörle Mücadele Yasası’nın gerçekte toplumla mücadele yasası olduğu “gaye operasyonu”yla çarpıcı biçimde açığa çıkmıştır.

Komplocular; Genel Yayın Yönetmeni olduğum Ezilenlerin Sosyalist Alternatifi Atılım Gazetesi ve benim için bir kurt kapanı denklemi hazırlamıştır.

1. Hipotez; Atılım Gazetesi MLKP’nin legal yayın organıdır. O halde onun Genel Yayın Yönetmeni İbrahim Çiçek de illegal, yasadışı örgüt yöneticisidir. Bu bir faraziyedir. Atılım Gazetesi, basın-yayın yasalarına göre yayınına devam etmektedir. Atılım Gazetesi hakkında böyle bir mahkeme kararı da yoktur.

2. Hipotez; İbrahim Çiçek “MLKP isimli silahlı terör örgütünün Merkez Komitesi üyesi ve siyasi alan sorumlusu olarak görev yapmaktadır”, Atılım Gazetesi’nin Genel Yayın Yönetmenliği de sabit olduğuna göre, demek ki Atılım Gazetesi MLKP’nin legal yayın organıdır.

Bu kurt kapanı hipotezlerine göre, benim için ve Atılım Gazetesi için hiçbir çıkış yolu kalmamaktadır. Her halükarda İbrahim Çiçek ve Atılım Gazetesi mahkûm edilmek, susturulmak istenmektedir.

“Gaye operasyonu” davası dosyasında iddia makamı, dünya hukuk tarihinde eşi benzeri bulunmaz muazzam bir imkâna, bir delil kredi bankasına sahip. Evet, bir “delil kredi bankası”ndan söz ediyorum. İddia makamının bu delil kredi bankasının patronu gibi davrandığını da muhakkak eklemeliyim. “Açık mavi renkli saydam naylon zarf” içerisindeki “40 sayfalık”, “bilgisayar çıktısı doküman”lar tam bir delil cenneti oluşturmaktadır. İddia makamının neye ihtiyacı olacak, kime hangi suçlamayı yöneltecek, ne ararsan var burada. Hazır ve nazır.

Emniyet teşkilatı eskiden, yani “sanıktan delile gidildiği” on yıllar boyunca, sosyalistler, devrimciler, politik muhalifler için bir işkence makinesi gibi çalışırdı. Ürettiği ifade ve tutanakları işkence ile imzalatır, böylece delillendirirdi. Şimdi ürettiği belgeleri imzalatma gereği bile duymuyor. Emniyet teşkilatı, sosyalistler, devrimciler, politik muhaliflere karşı komplo üssü, karargâhı ve sahte belge üretim fabrikası gibi çalışıyor. Yani, naylon fatura imal eder gibi naylon belge, doküman vb. imal ediyor. Zaten “delil kredi bankası” da bu gelişmenin bir sonucu, yeni bir durum.

Bu delil kredi bankasından çıkan sözde belgelerin en ayırıcı özellikleri, hiçbir özelliklerinin olmamasıdır. İlginçtir, bu “açık mavi renkli saydam naylon zarf” içerisindeki bilgisayar çıktılarında ne bir parmak izi var ne de kime ait olduğunu gösterecek en küçük bir maddi bulgu, iz! Komplocular, 8 Eylül baskın, arama ve gözaltılarından sonra elde ettikleri sonuçlar üzerinden ilk incelemelerini ve ilk değerlendirmelerini yapmış olmalılar. Örgüt evi diye basılan yerler öyle anlaşılıyor ki, komplocuların beklediği gibi birer belge cenneti, birer belge, doküman vb. deposu çıkmamıştır. Ya da hedef kişiler için aradıklarını bulamamışlardır. İddianame ve eklerinin gösterdiği gerçek budur. İşte bu nedenle, hedef belirlenmiş kişilere ve kurumlara yönelik belge imalatına ihtiyaç açığa çıkınca, hemen fabrika çalıştırılmıştır. İstanbul Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şubesi’ne ait içerisinde bir-iki bilgisayar ve bir printer çıkış bulunan bir odada, ellerindeki bilgileri ve kimi gerçek materyalleri vb. de kullanarak ihtiyaç duydukları sözde belgeleri, naylon faturaları, gerçekte komplo belgelerini hazırlayıp, eğer önceden hazırlanmış olanlar varsa onlarla da yan yana getirilip birleştirilerek, iddia makamının her çeşit ihtiyacını karşılayacak delil kredi bankası oluşturulmuştur.

Birbiriyle tamamen alakasız suçlayıcı bilgisayar çıktılarının önemli bir kısmının bir arada, aynı “naylon zarfta” toplanmış olması hakikaten çok ilginçtir, asla ve asla bir tesadüf olamaz! Gerçekler ayan beyan ortada iken komplocular bu iddianame ile bu kurumlara, bu kurumların yönetici ve çalışanlarına ne demek istiyorlar? “Siz bakmayın yasalarda yurttaşlar için bir kısım hakların olduğuna, sosyalistler söz konusu olduğunda aslında onlar için yazılı olmayan başka yasalar geçerlidir” mi demek istiyorlar? Bu komplo ile bu iddianame ile sosyalistler illegaliteye, yasa dışılığa, yeraltına mı itilmek isteniyorlar? Bu iddianamede, bu davada basın özgürlüğü, düşünceyi açıklama özgürlüğü, örgütlenme özgürlüğü vb. halkın temel hak ve özgürlüklerinin tehlikede olduğunu gösteren çok önemli sorulardır bunlar.

Sosyalist bir düşünce insanı, sosyalist bir gazeteciyim. Halen yayın hayatına devam eden Ezilenlerin Sosyalist Alternatifi Atılım Gazetesi’nin Genel Yayın Yönetmeni'yim. Burada bir gazeteci olduğum için yargılanıyorum.

Zaten iddianamede de iddia makamı bu gerçeği teslim ediyor. İddianame gazetecilik dışında hiç bir eylem ya da etkinliğimden söz etmiyor. Genel Yayın Yönetmeni olduğum Atılım Gazetesi’nde yayınlanan haberler, yazılar vb. açılmış sayısız davalar vardır. Fakat onun yasa dışı bir örgütün yayın organı olduğu suçlamasıyla açılmış tek bir dava dahi yoktur.

Sonuç olarak; gazetecilik etkinliklerim nedeniyle yargılanabilirim. Sosyalist bir gazeteci olarak yaptıklarımın sorumluluğunu üstlenmekten onur duyarım. Bunun dışında bütün suçlamaları bir kez daha reddediyorum.

* Genel Yayın Yönetmenimiz İbrahim Çiçek'in savunmasının kısaltılmış halidir.