İZMİR (21.11.2008)- 20 yaşındaki Baran Tursun’un polis kurşunuyla katledilmesinin üzerinden bir yıl geçti. Acıları ilk günkü gibi tazeliğini koruyan Tursun ailesi, yaşamlarını sınırsız öldürme yetkili polis saldırganlığına karşı Baran Tursunlar Vakfı'nın kuruluş hazırlıklarını sürdürüyor.
2007 yılında 24 Kasım’ı 25 Kasım’a bağlayan gece, Bayraklı’da polisin açtığı ateşle ensesinden ağır yaralan Baran Tursun, yoğun bakım ünitesindeki yaşam mücadelesini 5. gününde kaybetmişti. Olayın ardından açılan dava devam ederken, tutuklu polis Oral Emre Atar ilk duruşmada tahliye edilmişti. Bu duruma tepki gösterdikleri için haklarında TCK’nın 301. maddesinden dava açılan aile, oğullarını ölümünün birinci yılında anmaya hazırlanıyor.
Acıları ilk günkü gibi tazeliğini koruyan Tursun ailesi, yaşamlarını oğullarının katillerinin cezalandırılması ve başka ailelerin aynı acıları yaşamaması için polise sınırsız öldürme yetkisi veren yasanın değiştirilmesi mücadelesinin ihtiyaçlarına göre yeniden düzenledi.
Mehmet Tursun’un bir dönem iş yeri olan daire, Baran Tursun Davası İzleme Komisyonu’nun bürosu haline dönüştürüldü. Şimdi de Baran Tursun Vakfı Yürütme Komisyonu’nun bürosu olarak kullanılıyor. Büroda, Baran Tursun’un fotoğraflarının yanı sıra, dava dosyaları, dilekçeler, Türkiye’nin çeşitli yerlerinden mağdur ailelerini başvuruları üzerine alınan notlar yer alıyor.
Anne Tursun: Özür oğlumu geri getirmez
Anne Berrin Tursun, konuşmakta zorluk çekiyor. İsyanı içine gömülmüş, acısı yüzüne oturmuş. Birkaç cümle döküldü dudaklarından: “Bir yıl geçti. İlk günkü gibi bir acı yaşıyorum. Başka aileler de yaşıyor bunu ama hiç biri benim acımı dindirmiyor. O acıyı ben tek yaşıyorum. Bazı insanlar sağdan soldan haber duyduklarını rahatlar ya, ben rahatlayamıyorum. Hiç gece olmasını istiyorum. İki kızım için direnmeye çalışıyorum ama yapamıyorum.” Anne Tursun, “Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin, Engin Çeber’in ölümünün ardından özür diledi, sizin özür beklentiniz var mı?” sorusuna çok net bir yanıt verdi: “Kesinlikle yok. Oğlumu da geri getirmez bu.”
Bir gün mutlaka
İlk duruşma günü polise tepkisini yumurta atarak dile getiren kardeş Şelale Tursun, öfkesinden hiçbir şey kaybetmemiş. Kardeşinin yokluğunda geçen birinci yılın ardından söylediklerinin özeti, “Bir gün mutlaka hesaplaşacağız” cümlesinde saklı. Şelale Tursun “Bir yıl, beş yıl, 15 yıl. Sanmasınlar ki, artık eski ateş yanmıyor. Böyle bir düşünceye kapılmasınlar. Asla kardeşimin kanını yerde bırakmayı düşünmüyoruz.” diye konuştu.
Şelale Tursun, adalet inancını kaybetmiş. Ayrıca, “Benim için geç gelen adalet de adalet değildir” diyor. Engin Çeber’in katledilmesiyle ilgili özür için şunları söyledi: “Bu özür, en kötünün iyisi oldu. Ne kadar da güzel bir durum, diyemiyorum. İçişleri Bakanı ise hala susuyor. Onun özür dilemesi bile benim gözümde onun siyasi hatalarını kapatmaz. İçişleri Bakanı’nın evimizde bir gece geçirmesini isterdim. Biz gündüzleri iyiyiz, çünkü uğraşacak bir şeylerimiz oluyor. Ama geceleri, herkes kendi odasına çekilip, ağlıyor.”
Gelecek için gidenin hesabı sorulmalı
Şelale Tursun, diğer ailelere de bir nevi isyan ediyor ve diyor ki, “Sineye çekilmemeli. Bir şekilde bir şeyler yapabilirler. Giden gitti geri gelmez mi diyorlar. Peki, ne olacak hesaplaşma. O gidenin hesabının gelecek için sorulması lazım. O gidenin hesabı sorulmazsa gelecekte de gideceklerin sorumlusu biziz. Baran zamanında PVSK düzenlenseydi Çağdaş gitmeyecekti belki de. Bir nevi çağdaş’ın katili hepimiz. Neden bekledik? Gelecek olan 49. kişinin katili de biziz.”
Ya ağlayacaktık ya da mücadele edecektik
Oğlunun acısını, adalet için isyana dönüştüren baba Mehmet Tursun, bir yıl öncesi için şunları söyledi: “Oğlumu öldürdüklerinde iki yolumuz vardı. Bir zavallı bir aile gibi ağlayacaktık. İkinci yol ise çok ciddi bir şekilde mücadele etmek, kimin hatası varsa hesap sormak, yargılatmaktı. Oğlumuz hastanede yoğun bakımdayken, ‘emniyet içine sızmış olan organize suç örgütleri bu kez baltayı taşa vurdular’ dedim. Öyle olduğu da görüldü.” Baran Tursun olayını Türkiye gündemine taşıyarak aile dramından çıkarmak ve Türkiye’nin dramı haline getirmek amacıyla hareket ettiklerini belirten baba Mehmet Tursun, bunu başardıkları inancında.
‘Vakıf kuracağız, kurultay yapacağız’
Polis tarafından mağdur edilmiş aileleri ziyaret ederek dayanışma ve deneyim aktarımı sağlamayı amaçladıklarını anlatan baba Tursun, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Antalya’da Çağdaş Gemik’in ailesini, ardından İstanbul’da Feyzullah Ete’nin ailesini ziyaret ettik. Bu ziyaretlerimiz basında geniş yer bulunca, Türkiye’nin dört bir yanından bizi mağdur aileler aradı. Onların ‘bizi bir araya getirin’ yönünde talepleri oldu. Biz de zaten, Baran Tursun davasını, Türkiye’nin davası haline getirmek istiyorduk.” Baba Tursun, bundan sonra yapacakları temel görevin aileler arasındaki iletişimi ve dayanışmayı kurumsallaştırmak olduğunu belirtti. ““BEKSAV, Mazlum Der, TİHV ve ESP gibi kurumların da alt desteğiyle Baran Tursunlar Vakfı kurmak için girişimlerimize başladık” diyor.
Aileler, avukatlar ve uzmanların bir araya geldiği bir kurultay çalışması içinde de olduklarını belirten baba Mehmet Tursun, Polis Vazifesi ve Salahiyetleri Kanunu’nun değiştirilmesi başta olmak üzere taleplerini içeren bir dosyayı Meclis’e sunacaklarını anlattı.