Atılım Günlük Haber Bülteni Ana Sayfası
 
Mohammed Kassem / İsrail yine işgale hazırlanıyor
Foto: <strong>Mohammed Kassem</strong> / İsrail yine işgale hazırlanıyor

Lübnan... İşgaller ve katliamlar ülkesi; '75-'76 İç Savaşı, '82 İsrail İşgali. Lübnan... Aynı zamanda direnişler ülkesi. Ortadoğu'nun emperyalizme ve siyonizme meydan okuyan direngen yüzlerinden biri; Temmuz 2006 savaşı?, Lübnan'daki politik sistem?, 1975-76 iç savaşı?, Yıldızı parlayan Hizbullah?, 30 yıllık esir Semir Kuntar?, Lübnan Komünist Partisi?, Sendikal hareketin durumu?, Olası bir İran-ABD savaşında Lübnan'ın tavrı?, “Emperyalizmin Lübnan'a dönük politikaları?, Irak, Kürdistan ve Lübnan direnişlerinin bölgesel ittifak olanağı?, Lübnan'dan bakınca Türkiye?

Bu soruları, Lübnan Eğitimciler Sendikası Genel Başkanı Mohammed Kassem'e yönelttik. '82 işgalini ve direnişinin gazilerinden Kassem'le Lübnan tarihinde yolculuğa çıktık. 35 yıllık mücadelesini “Zengin sınıfına karşı yapılan tüm savaşımlara varım” diye tanımlayan Kassem, bize Lübnan'da belli bir mezhebe dayanmayan tek politik parti Lübnan Komünist Partisi'nin dününü, bugününü anlattı. Bir dönem LKP saflarında savaşan Kassem'den, Temmuz 2006 Savaşı'nda İsrail'e yenilgiyi tattıran Hizbullah'ı dinledik. 'O tutsak iken tüm Lübnan tutsaktır' denilen, Samir Kuntar'a konuk olduk.

İsrail yine işgale hazırlanıyor

1975-'76 iç savaşını anlatabilir misiniz?

Lübnan'da, Filistin direnişini engellemek, oradaki demokratik bir yaşam oluşumunu engellemek ve bu değişimlerin olması için savaşan partiler, gruplar her oluşuma karşı bir sivil savaş başlattılar. Bu sivil savaş, o zamanki Ortadoğu'daki konjonktür ile birleşmiş durumdaydı. Bütün gerici Arap hükümetleri sırtını döndü. Savaş iki yıl sürdü. Amerika ve İsrail'in bu savaşta rolü büyük. Çünkü, Lübnan'da oluşacak bir demokratik yapı, onların Ortadoğu'daki bütün politikalarını yerle bir edecekti. Bu yüzden Falanjitler, Doğu Beyrut'taki Filistin kamplarını yerle bir ettiler. Bir şiarla yola çıktılar: “Bütün Lübnan'ı kontrol edeceğiz.” Fakat yenildiler. Tekrar yeni bir şiar ortaya attılar: “Bütün Hristiyan halkları kontrol edeceğiz.” Fakat, devrimci ve ilerici partiler, onları bu noktadan da geri çevirdi. Bütün bunların sonunda, İsrail, direk olarak ülkeyi işgal etti.

Savaşın bir nedeni nüfus sayımı mıydı?

Evet bu şekilde söylenebilir. Şimdi üçte biri Hristiyan, üçte biri Şii, üçte biri de Sünni... Fakat o zamanlar, büyük çoğunluğun Hristiyan olduğu söyleniyordu. Öyle bir şey yapılmaya kalkıldı ve sonuç olarak büyük bir savaş patlak verdi. Lübnan'da '80'e yakın mezhepsel ayrım var. Bu yüzden komünistler, mezhepsel olmayan dinsel olmayan bir demokratik sistem için savaşıyorlar. 1975'de olan da buydu. Lübnan bunları çözmeye gidiyordu ki, iç savaş patlak verdi. Şu an, politik yaşamda yüzde elli Hristiyanların, yüzde elli de Müslümanların sözü geçiyor.

İç savaşta Suriye'nin rolü neydi?

Suriye, savaşı durdurmaya çalıştı. Ve tam da ilerici tarafın kazanmaya başladığı bir dönemde savaşı, bütün ordularıyla girerek durdurdu. Çünkü Lübnan'daki değişim, hem Lübnan'da, hem de Suriye'de oturmuş olan dengeyi bozacaktı. Suriye ordularının işgalinden bir yıl sonra, Falanjistler ve Hristiyanlar, Suriyelileri dışarı atmak için savaşmaya başladıklarında, bu yaptıklarından pişman oldular.

Lübnan'daki dinsel ve mezhepsel bölünmelerin dayandığı bir sınıfsal temel var mı?

Bir nebzeye kadar bu söz konusu olabilir. Özellikle, Şiilerin büyük çoğunluğu fakir. Güneydeki Sünniler ile, Kuzeydeki Şiiler fakir. Bu yüzden bir dengesizlik oluşuyor. Bu insanlar zamanında sınıfsal direniş ve hareketi yaşamışlardı. Fakat şimdi daha çok dinsel harekete yönelmiş durumdalar. Biz de bunu eski haline döndürmek için uğraşıyoruz.

Tayf anlaşması sonucunda nasıl bir sistem ortaya çıktı?

Lübnan'daki probleme çözüm bulmak ve sivil savaşı durdurmak için Suudi Arabistan ve Arap ülkeleri bir konferans düzenlediler. Savaşı durdurma kararı aldılar. Bunu yapmak için ise mezhepsel temelli bir politik sistem inşa ettiler. Bu sistem, bilindiği gibi her an bir savaş çıkarabilme özelliğine sahip. O zaman, savaşı durdurabilmek için gerekli bir adımdı. Ama şu anda onu revize etmek, değiştirmek temel bir görevdir aslında.

Hizbullah'ın yükselişinin nedeni nedir?

En başta hak ettiler. Bunun pek çok sebebi var. Çok fazla çalıştılar, somut adımlar attılar. İdeolojileri, taktikleri vardı. Ve gücü ele geçirmek için çok fazla uğraştılar. Diğer politik partilerin yenilgiye uğraması büyük bir etken oldu başarılarında. Çünkü, o sıralarda komünist partisi '82'ye kadar bu direnişi gerçekleştiren taraf olmuş olsa da, Sovyetlerin yıkılması, bir çok şehit vermeleri, komünizm içindeki sorunlar, komünistlerin geri düşmesine neden oldu. İran'daki devrim ise, Hizbullah'ın temel desteği oldu. Ayrıca Filistinlilerin, İsrail'in işgalinden sonra Lübnan'dan ayrılmayı kabul etmeleri sonucu oluşan boşluğu Hizbullah doldurdu.

Hizbullah'ın gelişiminde sosyal politikaların rolü neydi?

İsrail, Lübnan'ı işgal ettiğinde Hizbullah, bu savaşı soğuk, kanlılıkla karşılayabildi. Onu geri püskürtmeyi başardı ve bunu gösterdi. Bir şeyler yapabilecek bir güç olduğunu kanıtladı. Savaşta yok olan köylerin, yeniden inşa edilmesini sağladı. Evlerini kaybedenlere ev sağladı. Bu da onların gelişimini, önder olmalarını sağladı.

Hizbullah'ın İslam devleti kurmak gibi bir programı, hedefi var mı?

Lübnan'da, '80'e yakın dini grup var. Hizbullah şunu fark etti, bu gruplardan hiçbiri Lübnan'ı yönetemeyecek durumda. O yüzden bu hedeften uzak durdular. Fakat, şu anlama gelmesin, İslami devlet kurmak istemiyorlar. İlk çıktıklarında, şiarları İslami devlet kurmaktı. Fakat, şimdi demokratik dengeli bir devlet kurmak ve özgürlüğü, eşitliği, gelişimi vb. sosyal hakkı ortaya koymak gibi bir şiarları var.

Peki Hizbullah-İran ilişkisi...

İran'ın etkisi var, ama politik alanda Hizbullah tamamen Lübnan için savaşıyor. Elbette, İran'ın yardımı var. Hizbullah öyle ciddi ve gizli bir konuşlanma yaptı ki, dünyadaki hiçbir güç, onlarca roketi veya binlerce savaşçının nerede konuşlandığını kesinlikle fark etmiyor. İsrailliler, roketlerin nereden atıldığını, bütün o gelişmiş sistemlerine rağmen bulamadılar. İşte bu yüzden İsrail, son zamanlarda yeni bir işgale hazırlanıyor. Çünkü, gerçekten yenildiler, rezil oldular. Samir Kuntar ile Hizbullah arasındaki ilişki nasıl?

O, dürüst bir insan. O, “Hizbullah olmasa ben dışarda olamazdım” diyor. Hizbullah'ın cesur olduğunu, Hizbullah'ın arkasında olduğunu söylüyor. Samir, Nasrallah'ın konuştuğu bir festivalde çok büyük bir kalabalık karşısında şunu dedi: “Ben, Filistin özgürlüğüne kavuşuncaya kadar savaşacağım.” Hizbullah ise sadece Lübnan için savaşacağını söylüyor.

LKP'nin gördüğü üç temel sorun var

Lübnan Komünist Partisi, nasıl bir politik sistem öngörüyor ve programı nedir?

LKP, Hizbullah ve diğer politik örgütlerden önce 1982'deki direnişi başlatan partidir. LKP, mezhepsel olmayan demokratik olan bir iktisadi yaşam için savaşan ve bunun için çalışan birkaç yapıdan birisidir. LKP'nin gördüğü üç temel sorun var. Birincisi, Lübnan'ın demokratikleşmesini engelleyen politik yapısı. Burjuvazi tarafından yönetilen ve üzeri dinle cilalanmış olan bu yapıdır. Bu yapı, içsel politikada oluşan sorunları çözmeyi tamamen engellemekte, kötürümleştirmektedir. Ve bu sistem, mezhepler arasında şiddetli çatışmalara yol açmaktadır. Ayrıca bu sistem ekonomik, sosyal ve bunun gibi krizlere etkileri vardır. İşsizlik, göçler, tarım ve endüstrinin yok edilmesi, özelleştirme. İkincisi, özgürlük için, direniş için, barış için, fedakarlığa götürecek bir sistemin olmaması. Çünkü, şimdiki politik sistem ABD ve onun güç dengeleri için çalışıyor. Bu politikanın bir çok kolu globalleşme üzerinden işleri yürütüyor. Üçüncüsü, eğitim sistemi. Tamamen dinsel ve mezhepsel bir eğitim sisteminden bahsediyoruz. Eğitim sistemi, tamamen politik sistemin güdümünde yürüyor. LKP, bu üç sorunu vizyonu olarak görüyor. Bu sorunları çözmek için programlarına şunlara yer veriyorlar:

Bütün emperyalist güçlerle savaşmak başta geliyor. Globalleşmenin tehlikeleriyle yüzleşmek, direnişi desteklemek, demokratik bir yapıya sahip olup, mezhepsel ayrılıkları ortadan kaldırmak, eşitlik, özgürlük ve bunun yanında basın hakları, insan hakları, eylem hakları bunları sağlamak. Ayrımcılığa karşı çıkmak. Kadın sorununa yaklaşmak. Ellerinden gelenin en iyisini yapmak ve politikaya dıştan gelen müdahaleleri tamamen ortadan kaldırmak. Suriye ile dengeli bir politik ilişki kurmak. Lübnan'ın, Amerikan ve diğer emperyalist güçlerin yanında hareket etmemesi, kendi özgür iradesini kullanabilmesi ve siyonist ülkeyi birinci düşman ilan etmek. Filistin halkının özgürlüğünü kazanması, ülkelerine dönebilmeleri, insan hakları programlarında yer alıyor.

LKP'nin bugünkü durumu nasıl?

Ne yaptıklarını biliyorlar. Bir çeşit bölünmeyle yüzleştiler. Ve ne yazık ki bu bölünenler emperyalist doğrultuda hareket etti. Fakat hala parti sımsıkı birbirine bağlı ve etkisi devam ediyor. Özellikle ticari birlikler, gençlik ve kadın sorunu üzerinde. Tabi eskisi gibi değil. Bir radyo kanalları ve 15 günde çıkan bir gazeteleri var.

Hizbullah ile LKP işbirliğinin temeli nedir?

Şu an politik olarak iyi anlaşıyorlar. Fakat 1980'lerde ilk çıktıklarında küçük bir kavga olmuştu. Hizbullah direnişi örgütlüyor, komünistler de buna destek veriyor. Hizbullah'ın tek güç olma gibi bazı amaçları var, komünistler buna karşı çıkmak istiyorlar ama ellerinde güç olmadığı için bunu engelleyemiyorlar. Hizbullah, yaşayan 5 tutsağı kazanmayı başardı. 200'e yakın da cesede ulaştı, fakat komünistlerin halen 19 tane kayıp üyesi var. İsrail, nerede olduklarını açıklamıyor. Üç kişi intihar saldırısı düzenledi, ama İsrail bunu intihar saldırısı olarak duyurmadı.

Sendikalar direnişlerin ev sahipleri

Lübnan'daki sendikal hareket hakkında bilgi verebilir misiniz? İşçi hareketi neoliberal politikalara karşı ne yapıyor?

Lübnan'daki sendikalar, Arap ülkelerindeki en güçlü sendikalardır. 1975'teki iç savaşın amaçlarından biri de, sendikal hareketi yok etmekti. Çünkü, bu sendikalar çok kalabalık bir direnişe ev sahipliği yapıyor. Liberalizme, neoliberalizme, fiyat artışlarına karşı, büyük bir direniş gösteriyordu. Bu yüzden, hem savaşta hem de politik alanda sendikal harekete karşı çıkıldı. Mezhepsel bir politik ortam oluştuğunda bir şekilde istediklerini yapabildiler ve sendikal hareketi zayıflattılar. Ama bazı sendikalar güçlerini korumaktadırlar. Özellikle öğretmenlerinki.

Sendikalarda da, partilerde olduğu gibi her mezhepten işçiler, memurlar var mı?

Tabi ki mezhepsel değiller ama, sonuçta bulundukları bölgenin mezhepsel çoğunluğunun özelliklerini taşıyorlar. Mezhepsel politik ayrım söz konusu olduğunda, işçiler bu ayrımdan korunamadıkları için ayrılıklar oldu. Bazı sendikalar ise, yanlış politikalarda devletin rolü olduğunu kabul etmeyi istemiyorlar. Yani, hükümetin '96'dan bu yana ücretleri dondurmuş olması konusunda hükümeti suçlamak istemiyorlar. Lübnan'da, çok büyük fabrikalar yok. 37'ye yakın federasyon var. Bunlar, Lübnan'ın en büyük federasyonlarını oluşturuyorlar. Çoğu işçiyi bünyesinde barındırıyor fakat, yine on binlerce işçinin sendikasız olduğunu söyleyebiliriz.

Düşmanız belli ve ortak

Lübnan'dan bakınca Türkiye nasıl görünüyor?

Türkiye'nin, Ortadoğu'daki krizde büyük rolü var. Bunu, üç bölümde inceleyebiliriz. Birincisi, Türkiye'deki devrimci, ilerici, sosyalist partiler... Özellikle, Lübnan'a gönderilecek askeri güçlere Türkiye'nin de katkıda bulunmaması için verdiği mücadeleden dolayı devrimci partileri tebrik ediyoruz, onlara teşekkür ediyoruz. İkincisi, Türkiye'nin, Suriye ile işgalci güç İsrail arasında anlaşmasını sağlayan bir rolü var. Burada, Amerikan-Türk hükümetleri işbirliği içerisindedir. Üçüncüsü, Türkiye'nin, ABD'ye hizmeti söz konusu. Amerikan hükümetinin çıkarları yardım etmesi.

2006 Temmuz'unda kazanılan zaferden sonra çok kritik bir pozisyondayız. Politik karışıklık daha çok Amerika tarafından destekleniyor. Zaferi yıkmaya çalışanlar Amerika'dan destek görüyor. Lübnan'ın ileri gelenleri, Dolha Anlaşması'nı imzaladılar. Bu anlaşmadan dört karar çıktı. Başbakanın seçilmesi, ki hem başkan seçildi ve hükümet kuruldu. Üçte iki oy söz konusu. Hükümetin programı ortaya konuldu ve bu program içine büyük karşı çıkmalara rağmen direniş hakkı konuldu. Ama hükümet halen mezhepsel bir hükümet niteliğinde.

Amerika'yı destekleyenler bu anlaşmayı fes etmeye çalışıyorlar. Bu yüzden Lübnan artık bir sınıra geldi. Ya çözüme gidecek, ya da başka türlü bir yola sapacak. İsrail ve ABD'nin sürekli baskıları var. İsrail, yenildiği için intikam ateşiyle yanıyor. İntikam vuruşuna karşı hazır olabilmek için çok çalışmamız lazım. Biz, iç politikada artık bir durulma, bir yerleşme olsun istiyoruz.

Irak, Kürdistan, Lübnan... Bunlar, Ortadoğu'nun direniş merkezleri. Ortadoğu'da antiemperyalist bölgesel ittifaklar olanaklı mıdır? Bunun için ne yapılabilinir?

Bu benim de istediğim bir şey. Bunun için çok çalıştım, ama tüm direnişlerin arka planı, temelleri çok farklı. Irak'ta işgale karşı ve henüz özellikleri belli olmayan bir hükümet, devlet kurma yönünde savaşıyorlar. Filistin'de barış için savaşıyorlar. Ve direnişin devam etmesi için, özgürlük için savaşanlar kendi aralarında da savaşıyorlar ayrıca. Lübnan'da, direniş için savaşanlar var, hiç savaşmayanlar var. Kürdistan'da özgürlük için savaşmıyorlar, kendi kimlikleri için savaşıyorlar. Ortak nokta bulmaya çalışıyoruz.

Ortak nokta, emperyalizme karşı özgürlük olabilir mi?

Özgürlük savaşımı iki şey gerektiriyor: Subjektif olan ideoloji ve kitlelerin hazır olma durumu. İkincisi olarak, ekipman olarak hazır olma durumu.

Son olarak söylemek istediğiniz bir şey var mı?

Direnişinizi ve savaşınızı destekliyorum. Attığınız somut adımları destekliyorum. Ortak noktalarımız var. Düşmanımız belli ve ortak. İhtiyacımız olan daha fazla koordinasyon, daha fazla anlayış, daha fazla ortak çalışma. Ulaşacağımız uzun bir koşu ve direk efor sarf etmeyi gerektiriyor.