Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu, 4. Uluslararası Uluslararası Gençlik Kampı'nı 26 Ağustos-2 Eylül tarihleri arasında yüzlerce gencin katılımıyla Dikili'de gerçekleştirdi. Yüzlerini Denizlere dönen her kuşaktan insanın bir araya geldiği kampta, kadını ve erkeğiyle gençler yeni kavga yılına güç biriktirdi. Gençler, aynı zamanda uluslararası deneyimlerden öğrendi, yüreği direnen halklarla, mücadeleci gençlerle attı. Sosyalist gençler, yarattıkları gelenek, gençlik hareketi içerisinde tuttukları yerle, edindikleri deneyimle başarılı bir kamp çalışmasını daha geride bıraktı.
“Yüzümüzü Denizlere Dönüyoruz” gençlik kampını, SGDF Başkanı Göksen Çal'a sorduk. Çal, '68 devrimci gençlik hareketinin 40. yılında düzenledikleri kampla, '68'in değerlerini bugünlere taşıdıklarını belirtti. Çal, kampı yeni bir mücadele sürecinin mayası olduğunu kaydetti. SGDF Başkanı ayrıca, “Yeni dönem politikalarınız”, “Açık oturuma davet ettiğiniz liberal yazarlar neden son anda kapınıza katılmaktan vazgeçtiler?”, “Sancılı, uzun ve gerilimli bir sürecin ardından yeni bir gençlik hareketi mi mayalanıyor?” gibi sorularımızı da yanıtladı.
SGDF: Gençlik kitleleriyle buluşma yılı
Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu olarak kampınızı '68 devrimci gençlik hareketi önderlerine atfettiniz. Neden yüzünüzü 'Denizler'e döndünüz?
Bu şiarı, '68'in 40. yılı olması sebebiyle belirledik. Hepimizin bildiği gibi '68 dünyada ve coğrafyamızda çok önemli gelişmelere sahne oldu. Özellikle bu hareketin temelinde duran gençlikti, öğrenci gençlikti. Tam da '68'in 40. yılında yeniden aslında bu topraklarda '68 mücadelesi başlatan ve buradan '71 devrimci kopuşunu sağlayan devrimci önderlerin mücadelesini büyütmek, anlatmak ve onlardan öğrenme amacı taşıyorduk. Ve bu yaz kampını düzenlerken de aslında gençliğin yüzünü sosyalizme, özgürlüğe, devrime, umuda, kendi gücüne güvene daha fazla dönmesini istedik.
'71 devrimci Atılım'ının mücadele çizgisi, bizim bakımımızdan çok ayırt edici bir noktada duruyor. Gençliğe taşınması gereken önemli bir çizgiyi ifade ediyor. Nedir bu? Geçmişten kopuş ve yeniyi yaratmak. İddia sahibi olmak, sorumlulukların altına girmek ve adım atmaktan korkmamak. Biz de 40. yılı vesilesiyle bu değerleri ve düşünceleri gençliğe daha fazla taşımaya çalıştık. Gençliğin de daha fazla yüzünü Deniz'lere döndüğü bir dönemdeyiz. Sosyalistler olarak da sorumluluğumuz o kuşağı sosyalist bakış açısıyla gençliğe anlatmak, tanıtmaktır. Denizleri, Mahirleri, İboları gençliğe taşımaya devam edeceğiz.
Kampı Denizlere atfetmeniz katılımı etkiledi mi?
Bütün bir yıl boyunca, kampa hazırlık çalışmalarında da fark ettiğimiz bir şey vardı ki, Denizler, Mahirler, İbolar sadece gençliğin değil, aslında bütün yaş gruplarının, farklı kesimlerin de bir buluşma noktası. Gördük ki, Denizler halkın yüreğine çok derin izler bırakmış. Bu çok umut verici bizim için.
Çok hoş şeylerle karşılaştık. Örneğin stantlarımıza gelip o dönemi anlatıp ağlayanlar oldu. Deneyimlerini bizimle paylaşanlar oldu. Uluslararası alanda da, '68'in 40. yılı dolayısıyla bu kampı düzenlediğimizi belirttiğimizde çok büyük bir ilginin olduğunu gördük.
Kamp nasıl geçti? Sizce, kampın kazanımları neler?
Bizim için kampın hazırlığı, başlı başına bir başarıydı. Çünkü çok yaygın bir kitle faaliyeti yürüttük. Çok farklı alanlarda, şehirlerde binlerce gence ulaştık ve onlara sosyalist fikirleri, mücadeleyi, devrim fikrini götürdük.
Bu kamp, politik bir kamptı. Devrimciliği, sosyalizmi gençliğe taşıyan bir içeriği vardı kampımızın. Yedi günde yaşananlar aslında bize düşündüğümüzden daha fazla şey kazandırdı. Orada yaklaşık 450 kişi gerçekten dolu dolu ve nitelikli bir yedi gün geçirdi. Bir taraftan tartışmalar, bir taraftan paneller örgütlendi, farklı sorunlara eğilmeye çalışıldı. Bir taraftan atölyelerde çok farklı alanlarda üretimler gerçekleştirildi. Turnuvalar, konserler yapıldı. Orada işlerin ortak bölüşümü, gençlerin gönüllü bir şekilde işlerde görev alması vb. herkes arı gibi kolektif bir çalışma üretti.
Diğer önemli şey de, bu kamp kesinlikle SGDF'nin yeni dönemde mücadele azmini ve gücünü büyüttü. Yani; hem öncesinde hem de kampta aldığımız enerji ile yeni dönemi kazanma konusunda bir ufuk, güç ve iddia kazandık.
Kemalistler; Deniz’i, Mahir’i bir Kemaliste indirgemeye çalışıyorlar. Onların devrimci olduğunu, sosyalizm ideali uğruna dövüştüklerini, Kemalist generaller tarafından katledildiklerini belleklerden silmeye çalışıyorlar. Liberaller ise, Denizleri cuntacı, milliyetçi, hatta Ergenekoncu (!) olarak sunmaya, şeytanlaştırmaya çalışıyorlar. Kampınız aynı zamanda bu tehlikeli çarpıtmalara da bir yanıt mıydı?
Evet kesinlikle bir yanıttı ve zaten bu önemsediğimiz de bir noktaydı. Denizleri, Mahirleri, İboları, Kemalistlerin, liberallerin elinden almamız gerekiyor. Zaten onların elinde değil ama, onların bu çarpıtma alanlarından almamız gerekiyor. Bu geleneğin sürdürücüsü, takipçisi bu memlekette devrimcilerdir, sosyalistlerdir. Bizim kampımız, aynı zamanda bu gerçekleri gençliğe anlatmanın bir aracına dönüştü.
Açık oturuma davet ettiğiniz liberal yazarlar neden son anda kampınıza katılmaktan vazgeçtiler? Bir tanesi geçen hafta gazetemize konuştu. Sizce ileri sunduğu gerekçe ikna edici mi?
Liberaller, sosyalistlerle karşı karşıya gelmeye cesaret edemediler. Karalama ve çarpıtmaların kendilerine ait olduğunu gösterdiler. Biz, sosyalist fikirlerimiz ve ideallerimizi herkesin yanında, karşısında her zaman savunmaya, tartışmaya açığız. Bazen bunu canımız pahasına yapıyoruz, bazen fikirlerimiz için hapishanelerde yatıyoruz, öldürülüyoruz. Ama liberaller bırakalım bunu tartışmaya, gelmeye bile çekiniyorlar. Ben, fikirlerini sosyalistler karşısında savunmaktan utandıklarını düşünüyorum. Yani, Kütahyalı'nın mazereti gerçekçi bir mazeret değil.
Liberal yazarları neden açık oturuma davet ettiniz? Bu liberalizme bir meydan okuma mıydı? Devrimciler, hem liberalizme hem de Kemalizme karşı meşruluk bilincini nasıl geliştirebilir?
Evet, bir meydan okumaydı. Yani köşe yazınızda yazıyorsunuz işte buyurun sosyalistler sizi kamplarına davet ediyorlar. Gelin bu düşüncelerinizi sosyalistlerin karşısında ifade edin, tartışın dedik. Biz, sosyalist fikirlerimize, inançlarımıza, kendimize güveniyoruz.
Kuşaklar arası buluşma
Kampınız, dünün geçleri ile bugünün gençlerini bir araya getirdi. '68 kuşağından konuklarınız da vardı. Bu kuşaklar arası buluşma nasıl bir etkileşim yarattı?
Çok güzel bir etkileşim oldu. '68-'71 sürecini yaşamış devrimcilerin kampımıza gelmiş olması bir kere bir sürekliliği ifade ediyor. Yani bu topraklarda devrimci mücadele, sosyalizm mücadelesinin bir süreklilik arz ettiğini gösteriyor. O dönemde mücadele eden devrimcilerin yeni kuşakla buluşmaya gelmesi, gençlerde bir güven yarattı. Bir de yeniyi arayan, tartışan, yeni dönemin mücadelesini yaratmaya çalışan gençlerin, geçmiş kuşaklardan öğrenme arzusu da ortaya çıktı.
'68-'71 kuşağından insanların deneyimlerini aktarmasından gençler mutlu oldular, moral buldular. Mücadelenin sürekliliğine dair bir güven hissettiklerini söyledi gençler.
'68, sosyalizm için mücadeledir
Kampın açılışında '68'in değerlerini bugünlere taşıdığınızı belirtmiştiniz. '68'in değerlerini bugünlere taşımak nedir?
'68'in değerlerini bugüne taşımak; sosyalizm için mücadele etmektir. Gençliğe kendi sorunları etrafında mücadele etmenin yanında toplumun tüm kesimleri için mücadele etmeye çağırmaktır. 21. yüzyılın sosyalizminin genç mimarları olma iddiasını kuşanmaktır. Gençliğin kültürel yozlaşmasına karşı devrimci-sosyalist değerleri öne çıkaran bir gençlik kimliği yaratmaya çalışmaktır. '68'in değerlerini bugüne taşımak, ısrardır, kararlılıktır, özveridir, cesarettir, atılımdır. Sosyalist Gençlik Dernekleri olarak biz bu iddiaları taşıyoruz. Bu iddiaların taşınması, gerçekle buluşması arasındaki açı farkını da kapatmak istiyoruz. Bu iddialarla yürüyoruz ve bu iddiaların gerçekleşmesini, daha da büyümesini istiyoruz. Hedefimiz, '68'in değerlerini bugüne taşımak; içini boşaltmadan, çarpıtmadan taşımak.
Hücum isteği, alternatif olma isteği var
Kampta, '68 gençlik hareketini, mücadele deneyimlerini, örgüt modellerini, politikalarını vb... tartışma konuları yaptınız. Bu tartışmalardan nasıl sonuçlar çıkardınız?
'68'in isyancı ruhu, reddetme, ileriye atılma, gencecik yaşlarda örgütlerin kuruluşunu başarabilme iddiasının, gençlerde sorgulamaya neden olduğunu düşünüyorum. Yani bu kadar iddialı olmak, bu kadar rahat, cesaretli, hatalarla, yanlışlarla her şeyi göze alarak yürümek üzerinden tartışmalar yapıldı kampta. Ve şu öne çıktı, gençlik, başarılar görmek istiyor. Tartışmalardan, sorulardan çıkan en büyük özlem buydu. Bir hücum isteği, bir alternatif olma isteği bence en belirgin yanlardan bir tanesi oldu. Ayrıca gençliğin o döneme ilişkin tartışmalarda en çok heyecanlandıkları noktalar silahlı mücadele ve siper yoldaşlığıydı.
Uluslararası buluşma umut kattı
Filistin, Lübnan, Şili, Hindistan, Azerbaycan, Rusya ve Yunanistan’dan uluslararası konuklarla da bir buluşma oldu kampınız. Neden uluslararası bir kamp?
Şiarımız “Yüzümüzü Deniz'lere Dönüyoruz” olunca, bu kampın uluslararası olmaması düşünülemezdi. Çünkü '68 dönemi aynı zamanda dünyasal bir hareket. Ve Türkiye'deki devrimciler de dünyasal olanı alıp Türkiye'ye özgünleştirip farklı bir sürece doğru evriltiyorlar. Dünyanın farklı yerlerinden, o mücadeleyi yaşamış ülkelerin devrimcilerinin bir buluşma gerçekleştirmesi gerektiğini düşündük. Bu çok da iyi ve isabetli olmuş diye düşünüyoruz. Yani uluslararası düzeyde katılım ve '68'i öyle tartışmak ve yeni mücadele sürecinin tartışmalarını, planlarını birlikte yapabilmek, gerçekten kampa büyük bir nitelik kazandırdı. Bu kamp uluslararası olmasaydı, bu duyguyu yani kampın dönüşünde, herkeste aynı duyguları bırakabilir miydi? Hiç sanmıyorum.
Oradaki buluşma çok farklı bir duygudaşlık yarattı. Ortak mücadele isteği yarattı. Umut kattı. Ve gençliğin buna ihtiyacı vardı. Bütün dünyayı görebilmeye, hissedebilmeye ihtiyacı vardı diye düşünüyorum. Biz mütevazı bir adım atmış olduk aslında bu kampla.
Kumsal kaldırım taşlarının altında
'68'in şiarlarından biri “Kumsal kaldırım taşlarının altındadır”dı. Kumsal, kaldırım taşlarının altında mı hala?
Kumsal kaldırım taşlarının altında tabi ki hala. Sınıflar mücadelesi sürdüğü sürece de, kumsal kaldırım taşlarının altında olacak. İnsanlığın sömürüsünün daha da pervasızlaştığı, azgınlaştığı, dünyanın kendi varoluşuna bile tehditlerin bu kadar ayyuka çıktığı saldırılar karşısında kumsal sadece taşların altında aranabilir sanırım. Uzun zamandır bilinçli, kararlı öncülerin yürüttüğü bir mücadele ve diğer kesimlerin daha sessiz olduğu bir süreç vardı. Ama bu süreç artık değişiyor. Gençliğin politikleşme düzeyi değişiyor. '80 darbesinin yarattığı gençlik kuşağının parçalanmaya başladığını düşünüyorum. Yeniden daha fazla sorgulayan, mücadele eden bir gençlik hareketinin ortaya çıkmaya başladığını düşünüyorum.
Daha iddialı, daha güvenli bir yürüyüş
Liselerden üniversitelere, kampüslerden amfilere genç bir bahar rüzgarı esiyor. Kampınızın, gelişen gençlik hareketiyle buluşmak konusunda ne gibi yararları olacak?
Kampımız gelişen gençlik hareketiyle buluşmanın biçimlerinden bir tanesiydi zaten. Kitle çalışmasıyla, panelleriyle, eğitim çalışmaları, etkinliklerle bunun kanalını açmaya çalıştı. Ve yeni mücadele süreci bizim için bir hazırlıktı. Biz kazanmak istiyoruz. Kitlelerle buluşmak istiyoruz.
Gençlik kitlelerinin sosyalist fikirlerle, düşüncelerle, devrim mücadelesiyle buluşmasını istiyoruz ve küçük hedeflerle, düşlerle yürümek istemiyoruz. Daha iddialı, daha güvenli, gerçekten bu ülkede milyonları bulan genç nüfusla bağ kurmak istiyoruz. Kampımızda bu iddiayı daha fazla güçlendirdik.
YÖK'çüler de Ergenekoncu
Okullar, üniversiteler yine sorunlarla açıldı. Ders zili acı çaldı. SGDF'nin yeni dönem politikaları, planları neler?
SGDF yeni dönemi, aslında bir kaç ayak üzerinden kazanmayı hedefliyor.
Birincisi; politik gelişmelerle ilişki kurarak. Gençlik mücadelesinin en önemli gündemlerinden birisi, işçi sınıfı mücadelesiyle, kadın mücadelesiyle, antifaşist mücadeleyle ve diğer kesimlerin mücadelesiyle ortaklaşmak ve bunların içerisinde aktif biçimde yer almaktır.
Diğer yandan, antiemperyalist mücadele gündemimizde kalmaya devam etmeli. Bu zaten bu topraklarda hiçbir zaman gündemimizden çıkmayacak bir şey. Son dönemde Kafkaslar'da yaşanan gelişmeler de bunun çok daha fazla güncel olmasını sağlıyor.
Ergenekon, başlı başına bir gündemdir gençlik bakımından. Okulların açıldığı, önümüzdeki süreçte Ergenekon davası var gündemimizde. Özellikle de Kemal Alemdaroğlu şahsında gördük ki, YÖK'çülerde çeteci, YÖK'çüler de Ergenekoncu.
Bunun dışında üniversiteli gençliğin öz örgütlülüğünü yaratma mücadelesi, bu yıl SGDF'nin önünde duran en önemli hedeflerden bir tanesidir. Genç-Sen bizim üniversiteli gençlik politikamızın, yerel politikaların merkezinde duracak. Öğrenci gençliğin, kendi yerel sorunlarıyla ilişkilenmede, öğrenci olmasından kaynaklı yaşadığı sorunlarla ilişkilenmede ve bunlara karşı mücadeleyi büyütmede Genç-Sen önemli bir rol oynayabilir. Buna yükleneceğiz. Genç-Sen'in Genel Kurulu var. Bunun çalışmasını yapacağız.
6 Kasım var. Bu sene 6 Kasım'a asıl olarak Genç-Sen olarak çıkacağız. Bunun kararını aldık. Ve arkasından da yerel politikalarla güçlü sosyal ve kültürel politikalarla da Genç-Sen'i büyütmeye çalışacağız.
Onun dışında kadın çalışması, özellikle hem üniversitelerde hem de liselerde kadın çalışmasını daha güçlü örgütlemek istiyoruz. Uzun süreden beri SGD'liler kadın çalışmasına yoğunlaşmak ve örgütlemek bakımından zayıf kaldılar.
Liselere özel bir yoğunlaşma içerisindesiniz. Bu yıl çalışma politikanız nedir?
Liseli gençliğin politik arayışının arttığını ve örgütlenme isteğinin arttığını görüyoruz. Ve bunun adresi hiç şüphesiz ki, sosyalistler olmalıdır.
Bu yıl, liseli gençliğin elinde CHE'leri ve Denizleri bayrak ettiğimiz, bayrak haline getirdiğimiz bir yıl olacak. CHE'lerden Denizlere “Gerçekçi ol imkansızı” iste şiarıyla liseli gençliğe gitmeye devam edeceğiz. LÖB'ler üzerinden bu çalışmaları yürüteceğiz. LÖB çalışmasının olmadığı illerde bu çalışmayı başlatmak ve yaygınlaştırmak istiyoruz.