Atılım Günlük Haber Bülteni Ana Sayfası
 
İsrail'le mücadele varoşsal bir sorun -Ebu Ali Mustafa

Ebu Ali Mustafa*

George Habaş, silahlı mücadelenin yükseltilmesi gerektiğini, çünkü Filistin sorununun tek çözümünün İsrail'in yıkılması olduğunu belirten bir açıklama yaptı. Bu görüş Habaş’ın kişisel görüşü mü, yoksa FHKC'nin politikası mı?

Habaş, FHKC nin görüşlerini ifade etmiştir. FHKC'nin politik platformu, Filistin halk direnişinin stratejik amacı ve askeri şiddeti de içine alacak şekilde bütün araçların kullanımı konusunda her zaman en açık şekilde konuşur.

Yani FHKC bugün hala silahlı mücadeleye inanıyor...

Bu yüzde yüz doğru. Biz çatışmanın ve İsrail'e karşı mücadelenin görüşlere bağlı olarak değişebileceğini düşünmüyoruz, bu bir ilke sorunu. Barış ve yerleşimcilerle ilgili bir görüşme ortamı olsa bile, biz bunları ne barış ne de yerleşim sorunu olarak ele alabiliriz. Biz sürgünde ve işgal altındaki topraklarda yaşayan Filistinlilerin askeri mücadele dahil tüm olanaklarla direnme haklarının olduğunu düşünüyoruz. Çünkü temel çelişkinin değişmez olduğunu savunuyoruz. Taktik ve yöntemler değişken olabilir.

İsrail'in yetkilendirdiği Filistin Özerk Yönetimi'ne girdiniz, siz ve Filistin Özerk Yönetimi şimdi onların nezareti altında yaşıyorsunuz. Bu sizin, FHKC ideolojik olarak tamamen reddetmesine rağmen Oslo Anlaşmasına inandığınız anlamına gelir mi?

Tam olarak böyle değil. Ben İsrail Ürdün sınırındaki köprüden geçtiğimden beri hep kendi konuşmalarımda kendi düşüncelerimi açıkladım. “İçeride” yaşayan herkes Oslo’yu desteklemekle suçlanıyorsa bu dört milyon Filistinlinin Oslo’yu desteklemesi anlamına geliyor. Bu doğru değil. Filistin halkını büyük çoğunluğu Oslo’yu reddeder.

Fakat siz Oslo himayesinde yaşadınız...

Hayır yaşamadım.

O zaman, neyin nezareti altına girdiniz? İsrail girişlerinize izin veren güçlerden biri idi. Üç buçuk milyon Filistinlinin geri dönüş hakkı yokken, siz nasıl girdiniz?

Çünkü Filistin Kurtuluş Örgütü'nde 450 Filistin Ulusal Kongresi üyesinin girmesi kararı vardı. Onlar girdi, sadece küçük bir kısmı dışarıda kaldı... Ben Filistin Ulusal Kongresi üyesi olarak girdim. Bizim Oslo politikamız, anayurduna dönme şansı olan her Filistinli'nin dönme hakkı olduğunu söyler. Çünkü siyonist düşmanla mücadelemizin bir ayağı da kendi topraklarımızda varolabilmektir.

Oslo'yu kabul etmediğinizi söylüyorsunuz, fakat bu anlaşmayı imzalayanlarla ittifak halindesiniz...

Burada böyle bir ittifak yok. İttifak Filistin Özerk Yönetimi ile değil, Filistin Kurtuluş Örgütü ile.

FKÖ hala var mı?

Evet hala var.

Nerede?

Amerika ve İsrail, FKÖ’yü yok etmek istiyor. Biz FKÖ’yü yaşatmak istiyoruz. FKÖ’nün yıkılmasını isteyenler, hem Oslo'yu hem de Amerika-İsrail politikalarını kabul edenlerdir...

Oslo'yu reddeden FKÖ'nün bir diğer bileşeni Filistin Demokratik Halk Cephesi'nin (FDKC) Genel Sekreteri Naif Hawatmeh, hala silahlı mücadeleye inandığını açıkladı. Ertesi gün İsrail, ona garanti ettiği geri dönüş hakkını geri aldı...

Ben Naif Hawatmeh'den sorumlu değilim.

Filistin Özerk Yönetimi, sizi (FKÖ -ç.n.) yok sayarak Filistin halkı tarafından seçildiğini söylüyor ve onlar adına görüşmelerde bulunuyor. Siz Filistin Sözleşmesi'ni değiştirmek ve İsrail'in isteklerini tasdik etmek için Filistin'e getirildiniz...

Biz Sözleşme'nin değiştirilmesi taraftarı değiliz. Bizim bu konudaki tavrımız biliniyor, biz Sözleşme'nin değiştirilmesi için yapılan toplantıları boykot ettik. Biz siyasi platformlarımız aracılığı hala anlaşmaya sadık kaldığımızı açıklıyoruz. Sözleşmenin bozulması suçunu işleyenleri kınıyoruz. Masum olduğumuz şeyler için bizi suçlamayın. FHKC olarak, kurumları kötürümleşmiş olsa da FKÖ'nün hala Filistin halkının politik mücadelesini birleştirecek bir rol oynayacağına inanıyoruz. Bundan dolayı Oslo’yu sürdüren Filistin Özerk yönetimi ile, tüm Filistin halkının bir başarısı olan FKÖ arasında bir ayırım yapıyoruz...

İsrail terminolojisine göre siz bir teröristsiniz... Tıpkı şimdi konuştuğumuz şeylerin -FHKC'nin aksiyomlarının değişmediği, İsrail'e karşı hala silahlı mücadele çağrısını yapması, taleplerinin hiçbirinden vazgeçmemesi (Ebu Ali Mustafa: Doğru)- terörizm olarak adlandırılması gibi...

Bunu söyleyen tek kişi ben değilim, söyleyen bir çok insan var.

Fakat Naif Hawatmeh giremezken, sizin “içeri” girme yetkiniz var...

Belki Naif Hawatmeh benden daha sadık bir Filistinli. Naif Hawatmeh ile beni hangi açıdan karşılaştırıyorsunuz?

FHKC ve FDKC, Oslo süreci konusunda imtiyaz sahibi olmak, Filistin Özerk Yönetimi ile ilişkiler geliştirmek için birbiri ile yarışıyorlar.

Ne imtiyazı? Biz politik çizgimizde hiç bir şey değiştirmedik. Aksine biz Oslo Anlaşması altında uçup giden ortak ulusal paydaları yeniden tahsis etmek için (1999'da Kahire'de Filistin Özerk Yönetimi ile) diyaloğa girdi. Oslo Anlaşması'nın olmadığını kim iddia edebilir?

İsrail'in varlığı ortada, niçin İsrail'i tanımıyorsunuz?

Biz dedik ki; Oslo anlaşması var, fakat biz onu tanımıyoruz. Ve elbette İsrail de var, ama biz onu kabul etmiyoruz. Biz yel değirmenlerine karşı mı savaşıyoruz? Biz, bir varlıkla savaşıyoruz. Fakat söz konusu bizsek, biz bu varlık (İsrail) reddediyoruz.

Başlamak için Filistin Özerk Yönetimini kuran Oslo'yu kabul etmediğiniz gerçeği ışığı altında Filistin Özerk Yönetimi ile ilişkiniz nedir?

Sizin soruyu soruş tarzınız benimle kişisel bir probleminiz olduğunu gösteriyor.

Ben sorumu Ebu Ali Mustafa'ya sormuyorum, FHKC'nin lider adayı olan Ebu Ali Mustafa'ya soruyorum.

Tamam, tamam. Ben FHKC nin politikasını temsil ediyorum. Biz İsrail'le barış ve yerleşime inanmıyoruz. Biz, İsrail'le mücadelenin sürdüğünü düşünüyoruz. Bu varoşsal bir sorun. Fakat savunma pozisyonunda olmamız gerekiyorsa, bu durum değişene kadar biz varlığımızı sürdürmek zorundaisek, o zaman bu bizim için makul bir taktiktir. Fakat bu stratejik bakış açımızı değiştirmez.

İsrail'le aranızda herhangi bir ateşkes var mı?

Hayır biz İsrail'le anlaşmadık ya da ateşkes yapmadık.

Yani siz şimdi revizyon aşamasındasınız. Fakat mücadele gelecekte yeniden başlayacak?

Bize göre sorun mücadele sürüyor ve meşru. Bu Filistin halkının hakkıdır.

İsrail var olduğu sürece?

Elbette.

Filistin devleti kurulsa da mı?

Evet, Filistin halkı temel haklarını alana kadar... Aslında biz temel olarak geri dönme hakkını tartışıyoruz. Yerleşimcilerin 4 milyon Filistinli'nin geri dönüş hakkını tanıyacağını düşünüyor musunuz? Asla.

Eğer olursa, barış antlaşmasını imzalayacak mısınız?

Eğer olursa? Bu tüm denklemi tersine çevirir.

Fakat olursa, İsrail’in Filistin topraklarının çoğu üzerindeki varlığına rağmen anlaşmayı kabul edecek misiniz?

Bunun olacağına gerçekten inanıyor musunuz? Ne demek istiyorsunuz? Mültecilerin geri dönüşünü mü? Eğer bu olursa, İsrail'in varlığı değişir.

Filistin algınızı öğrenmek istiyorum...

Ben, Filistin'i Birleşmiş Milletler ve Britanya Mandası tarafından da belgelenen tarihi Filistin olarak görüyorum. Diğer bir deyişle, nehirden denize kadar bir Filistin.

Yani İsrail olmadan?

Hayır, bence İsrail filistin toprakları üzerinde yaşayan zalim ve yağmacı bir varlıktır. Size İsrail'in stratejik planının nasıl olduğunu göstermek istiyorum. (Cebinden bir bir kağıt alarak) Bu, Ben Gurion'un 1947'de Radyo Paris’te söylediklerinden alıntıdır: Yahudi devleti bizim şimdiki bir isteğimizdir, nihayi amacımız değil. Bu siyonist düşüncenin amaçlarının son durağı değildir. Bu bizi amacımıza götürecek bir amaçtır (başarı). Biz de Ben Gurion'u aynı dille yanıtlıyoruz: Biz Filistin devletinin şimdi kurulabileceğini düşünmüyoruz. Sahip olacağımız söylenen 4 Haziran sınırlarının Filistin halkının sonal amacı olmadığını biliyoruz. Bu, Filistin halkının stratejik amaçlarına ulaşma yolunda ileri bir nokta: Üzerinden büyüdüğümüz topraklarda Filistinlilerin ve Arapların birleşik demokratik bir devleti.

*Abu Ali Mustafa ile FHKC Genel Sekreterliğine seçildikten kısa bir süre sonra, 10 Mayıs 2000'de El Cezire Televizyonu tarafından yapılan röportajdır. Katledilişinin 7. yılında onu anıyoruz. Ali Mustafa'nın asıl adı Mustafa Ali el-Ali ez-Zuberi'dir. Ancak, Ebu Ali Mustafa adıyla ünlenmiştir. Filistin'in Batı Yaka bölgesinde bulunan Cenin'in Urabe kazasında, 1938'de dünyaya gelmiştir. Ürdün'ün başkenti Amman'da eğitimini tamamlamıştır. 1955'te Arap Milliyetçi Hareketi'ne katılmıştır. Ürdün-İngiltere İttifakı'na karşı çıkarak, Ürdün ordusunun İngiliz subaylardan arındırılması yönünde yoğun çalışmalar yürütmüştür. 1957'de tutuklanmıştır. Ebu Ali Mustafa'nın karşı çıktığı, İngiliz sömürgecilerin Ürdün'deki askeri güçleri, hükmetmeleri ve bu yüzden Ürdün askeriyesinin İsrail işgal devletinin tampon gücü gibi kullanılmasıydı. Askeri Mahkeme tarafından 5 yıl hapis cezasına çarptırıldı ve el-Cifr adlı çöl hapishanesinde yattı. 1961'de serbest kaldı. 1965'te fedai subayların yetiştirilmesi için açılan bir gizli askeri okulda eğitim görmek üzere Mısır'a gitti. Oradan fedai grupları oluşturmak üzere Filistin'e geçti. Fakat 1966'da, Ürdün hükümetinin Filistin'in kurtuluşu için mücadele eden grupların aktif elemanlarını ve fedai gruplarının mensuplarını ele geçirmek için başlattığı tutuklama kampanyasında ikinci kez tutuklandı. Sonra, Zerka Askeri Hapishanesi'nde gözetim altına alındı. Burada birkaç ay tutulduktan sonra Amman İstihbarat Merkezi'ne gönderildi, fakat mahkemeye çıkarılmadan birkaç arkadaşıyla birlikte serbest bırakıldı. 1967 Savaşı'ndan sonra birkaç arkadaşıyla birlikte Dr. George Habaş'la irtibat kurarak İsrail işgal devletine karşı silahlı direnişi başlatmak için bir örgüt oluşturma konusunda görüşmeler başlattı. Bu görüşmelerden sonra Filistin Halk Kurtuluş Cephesi ortaya çıktı. Ebu Ali Mustafa, Cephe'nin kurucu liderlerinden biri oldu. Ürdün nehri üzerinden geçerek İsrail işgal güçlerine yönelik saldırı eylemleri düzenleyen Cephe'nin ilk gruplarının kumandanlığını yaptı. Ayrıca Batı Yaka ve Gazze'de özel direniş ve eylem hücreleri oluşturdu. Bu çalışmaları öğrenilince İsrail işgal kuvvetleri onun peşine düştü ve bu yüzden bir süre kendini saklamak zorunda kaldı. Daha sonra örgütün Filistin içindeki faaliyetlerinin sorumluluğunu üstlendi. 1968'de Filistin Ulusal Meclisi'ne seçildi. 1987 ve 1991 yıllarında da FKÖ'nün Yürütme Kurulu üyeliği yaptı. 1971'de, Ürdün'de örgütün askeri faaliyetlerini organize etme görevini üstlendi. Ürdün yönetiminin, İsrail işgal devletini rahatsız eden Filistinli gerillaları Ürdün topraklarından çıkarıp siyonist işgalcileri rahatlatmak için başlattığı Kara Eylül Hareketi esnasında, Ebu Ali Mustafa, örgütünün askeri kanadının liderliğini yapıyordu. Ebu Ali Mustafa, 1971'de gizlice Lübnan'a geçmek zorunda kaldı. 1972'de düzenlenen 3. Kongre'de, Filistin Halk Kurtuluş Cephesi'nin genel sekreteri Dr. George Habaş'ın yardımcılığına seçildi. 2000 yılına kadar da bu görevi yürüttü. 2000 yılındaki 6. Kongre'de ise George Habaş görevini bırakınca Genel Sekreterliğe seçildi. 27 Ağustos 2001'de, Batı Şeria'nın el-Bire şehrinde siyonist işgal güçlerinin ABD yapımı Apaçi saldırı helikopterlerini kullanarak, çalışma bürosuna üç adet roket fırlatmaları sonucu şehit düştü.