İSTANBUL (08.08.2008)- Egemenler arasındaki çatışmanın bir perdesi AKP'nin kapatılmaması, YAŞ'da sürprizler olmaması ve Ergenekon davasıyla belirli kesimlerin tasfiyesi ile sonuçlandı. Fakat siyasal kriz yeni unsurlarla sürüyor. Rektör atamaları çatışmanın gelecekte bu konuda ağırlık kazanacağını gösterdi.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, 5 Ağustos'ta gerçekleştirdiği rektör atamalarında, bir dönem önce eski Cumhurbaşkanı Sezer'den 'veto' yiyen AKP'ye yakın isimleri rektörlüklere atadı. Eski Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in geçmişte üniversitelerde siyasal-İslamcı kadrolara yönelik tasfiye politikalarının benzerini bugün Cumhurbaşkanı Gül hayata geçiriyor.
Atamalarının ardından ise bazı üniversitelerde, aralarında dekanlar ve enstitü müdürlerinin de bulunduğu öğretim üyeleri toplu istifalar gerçekleştirdi. İTÜ'de 12 öğretim üyesi, Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde aralarında dekanın da bulunduğu hastane yönetimi, Dokuz Eylül Üniversitesi'nde ise rektör adayı Prof. Dr. Sedef Gidener görevinden istifa etti.
Gül, türbana muhalefetiyle bilinen Üniversitelerarası Kurul Başkanı ve Akdeniz Üniversitesi Rektörü Mustafa Akaydın’ın yerine YÖK'ün listesinde ikinci sırada bulanan, 22 Temmuz seçimlerinde AKP aday adayı olan Prof. Dr. İsrafil Kurtcephe'yi atadı. Dicle Üniversitesi’nde de listede üçüncü sırada yer alan Prof. Dr. Ayşegül Jale Saraç rektör olarak atandı. Saraç ta 22 Temmuz'da AKP Diyarbakır milletvekili aday adayı olmuştu. Gazi Üniversitesi'ne ise geçen dönem eski Cumhurbaşkanı Sezer 'den veto yiyen Prof. Dr. Rıza Ayhan atandı. İnönü Üniversitesi'ne atanan Prof. Dr. Cemil Çelik de, YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan ile TÜBİTAK da beraber çalışmıştı.
TÜSİAD: Eğitimde reform şart
Kemalist-ulusalcı üniversite yönetimlerinin ardından patronlar kulübü TÜSİAD'ta yaptığı yazılı açıklamada “Eğitim siyasetin müdahale alanı olmaktan çıkarılmalı. Yüksek öğretimde yeniden yapılanma şart” diyerek atamalara tepki gösterdi.
“Rektör seçiminin önemi yok”
İlerici demokrat kimliği ile tanınan Üniversite Öğretim Üyeleri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Tahsin Yeşildere de konuya ilişkin önceki günü yazılı bir açıklamada bulundu. Yeşildere, YÖK ve Cumhurbaşkanı'nın Rektör atamalarında demokratik seçim süreçlerini yok saydığını belirtti. Adayların belirlendiği seçim sistemini de eleştiren Yeşildere, “Bu sistemin hiçbir öneminin olmadığı bir kez daha görülmüştür” dedi. Eğitim-Sen ise yaptığı yazılı açıklamada Cumhurbaşkanı Gül'ün atamalarda AKP'ye yakın isimlere öncelik verdiğini vurguladı.
AKP ve üniversiteler
Eski Cumhurbaşkanı Sezer'in ardından Çankaya'ya çıkan Abdullah Gül, işine, AKP'nin üniversitelerde kadrolaşma politikaları ekseninde, “AKP militanı” gibi çalışan bir YÖK başkanı atayarak başlamıştı. AKP'li Maliye Bakanı Kemal Unakıtan'ın YÖK Başkanı Özcan için “isterse dediğimizi yapmasın” sözleri hatırlardadır.
Yeni YÖK Başkanı da işe, üniversitelerde türbanı serbest bırakan bir genelgeyle başladı. Bu süreç aynı zamanda AKP’nin kadrolaşma çalışmalarını hızlandırdığı bir dönem oldu. Son yapılan rektörlük seçimleri de AKP'nin kadrolaşma faaliyetlerinin bir ayağını oluşturdu.
Yani üniversitelerin özgür, bilimsel, demokratik bir yapıya kavuşturulması, 12 Eylül askeri faşist darbesinin ürünü YÖK'ün kaldırılması gibi sorunların çözümü ve taleplerin hayata geçirilmesi bugün AKP'nin sorunu değil.