Atılım Günlük Haber Bülteni Ana Sayfası
 
Konsensüs sloganları, çatışma denemeleri! -Dharmendra Bastola

Dharmendra Bastola*

Nepal’de bundan önce hiçbir dönemde Nepal Kongre Partisi (NK) ve Nepal Komünist Partisi (Birleşik Marksist Leninist)’in politik eylemleri kadar oportünist bir tavır görülmemiştir. Bu parlamenter partilerin başkanlık seçimleri döneminde gerçekleştirdikleri politik eylemler burjuvazinin nasıl davranacağının en açık delili oldu; eğer burjuvazinin çıkarları tehlikedeyse, tüm demokrasi sloganları ya da tüm ilkelerini çöpe atabilir. Söylemde sosyal demokrat, eylemde feodal otokrat olan NK konsensüs hakkında konuşup duruyor. Ancak, Nepal’de politik çıkmazı yaratan da bu partiden başka kimse değil. Bu nedenle, bu partinin temel eğilimi, konsensüsü bir slogan olarak kullanıp politik çıkmaz yaratmaktır. BML ise, sosyal faşist bir parti olarak söylemde sosyalist, eylemde faşist bir parti olarak NK’ya yedekleniyor.

NK ve BML konsensüs arıyor, ancak ne için konsensüs arıyorlar? Nepal toplumu daha ileri taşımak için bir konsensüs mü, yoksa ülkeyi yarı-feodal yapısına geri döndürmek ve yarı-sömürge zincirleri korumak için oluşturulan bir konsensüs mü? Bu konsensüs feodal ve bürokratik kapitalist üretim ilişkilerini ortadan kaldırmak için oluşturulan bir konsensüs mü, yoksa mevcut çürümüş gerici burjuva diktatörlüğü korumak için düşünülen bir konsensüs mü? NK ve BML devrimci bir değişim istemiyorlar, onlar eski gerici devlet mekanizmasını korumak için mücadele ediyorlar. Bu partiler konsensüs ya da anlaşma aramıyor, onlar Halk Cumhuriyeti’ne doğru giden yolda ilerlemiyor, burjuvazinin diktatörlüğünü özlüyorlar.

Kesin ve net bir amacı, hedefi -eski üretim ilişkilerinin ortadan kaldırılması hedefi; bir Halk Cumhuriyeti kurma hedefi; politik, ekonomik ve toplumsal ilişkileri yeniden yapılandırmak ve devrimcileştirmek; yeni bir Nepal inşa etmek- olmayan herhangi bir konsensüs başarısız, boş ve anlamsız olacaktır, laf kalabalığından öteye geçemeyecektir. Bu çeşit bir konsensüs, devrime karşı olan bir konsensüs, yeni Nepal’in kurulmasına karşıdır. Ancak bu konsensüs parlamenter partilerin temel amacı haline gelmiştir. Bu eğilim uzun zamandır görünür hale gelmiştir ve şimdi de başkanlık seçimlerinde daha da elle tutulur biçimlerde ortaya çıkmıştır.

NK’nın üzerinde konsensüs aradığı yedi maddelik talepler listesi örneğini ele alalım. Bu yedi maddelik talepler listesi üç temel alanda özetlenmektedir; 1) Nepal Ordusu'nu kitlelerin hizmetinde sokmamak 2) Nepal ekonomisinin yeniden yapılandırılmasını engellemek 3) Nepal toplumusun ulusal ve bölgesel özerk cumhuriyet biçiminde yeniden kurulmasını engellemek. NK halkın talep ve iradesine karşı bir konsensüs oluşturmak istiyor, statükoyu korumak, halkın politik haklarını ve ulusal egemenliği yerle bir etmek istiyor.

NK, ancak bu yedi maddelik talepler listesi karşılandıktan sonra Maoistlerin bir hükümet kurmasına izin verecekmiş. Kısaca onlar, Nepal halkının teslim olması çağrısı yapıyorlar, halkçı taleplerin ortadan kaldırılmasını istiyorlar. Nepal’de egemenlik ve ulusal bütünlüğün bütün temellerinin sarsılması için mücadele ediyorlar. Tüm bunlar feodal otokratları ve komprador bürokrat kapitalistleri güçlendirmeye yaradığı kadar yabancı güçlerin çıkarlarına da hizmet ediyor. Söylemeye gerek yok ki, Maoistler, NK ve BML tarafından öne sürülen bu yedi maddelik talepler listesini kabul etmiş olsalardı ne parlamenter partiler arasından, ne de hakim diğer güçler tarafından hiçbir eleştiri yükseltilmeyecekti.

Onları yeni kar payları üzerinden yaptıkları anlaşmalarla oluşturacakları koalisyon hükümetinde yalnız bırakacağız. Hiçbir devrimci parti ilkesel meseleler üzerinden uzlaşmaya gidemez, konumlar ve mevkiler için ideolojik değer ve hedeflerin yerle bir edildiği burjuva liberalizminin bataklığına sürüklenemez.

Konsensüs ne için olmalı? Konsensüs, feodalizmin, bürokrat kapitalizmin yıkılması ve yeni bir toplumun kurulması üzerinden olmalıdır. Parlamenter partilerin çoğunun liderleri Anayasa Meclisi’nde yer alan partiler arasında oluşturulacak bir konsensüs ile bir hükümetin kurulması gerektiği konusunda anlaşmıştı; böylece yeni anayasa yazılabilecek ve hükümet konsensüsün temelleri üzerinden ilerleyecekti. Bunu yapabilmek için parlamenter partiler özellikle NK ve BML ya Koirala’yı BML lideri MK Nepal’i önerdiler. Oysa ki bu adaylar kendi partileri içinde bile çürümüş ve eskimiş olarak değerlendiriliyor, yeni düşünce tarzına sahip olmamakla eleştiriliyorlardı. Ulusal kapitülasyonlara ya da monarşiye boyun eğme barış sürecinin ortasında yeniden ortaya çıktı. Burada uzlaşma olamaz; bu çürümüş liderler Yeni Nepal’in başkanı olamaz.

Ulus politik bir geçiş sürecinde, geçiş süreci geleceğin devrimci toplumu ile geride bırakılan gerici toplum arasındadır; ilericilerin ülkeyi geleceğe taşımayı hedefleyen çabaları ile gericilerin ülkeyi geçmişin karanlığına gömme çabaları arasındaki mücadeledir bu geçiş süreci. Ancak emperyalistlerin yardakçılarının sökülüp atılması ile Nepal rahat bir soluk alabilir.

Bu partilerin kirli oportünizmi onların söz ve eylemlerinde de açıkça görülebilir. Başkanlık ve başbakanlık görevleri için kapsayıcı bir adayın belirlenmesi önerimiz karşısında NK ve BML Koirala ve MK Nepal isimlerinde diretti. Ancak partimiz bu konuda uzlaşmadığı için, başkan adayı olarak Madeş liderini önerdiler. Eğer BML adayı değiştirmeye açık olsaydı, bir çoğunluk koalisyonu kurulabilirdi. Oportünist BML, NK’nın kuklası olarak Maoistlerin tüm koalisyon ümitlerini suya düşürdü.

Politik güçlerin böyle kutuplaşması şaşırtıcı değildir. Gelişen dengeler monarşiye karşı yürütülen uzun süreli mücadeleye karşın neredeyse hiçbir parlamenter partinin statüko karşısındaki konumunun değişmediğini göstermektedir. Tüm bu politik gelişmeler sınıfsal bir bakış açısıyla değerlendirilmelidir.

Her şeyden önce, parlamenter partilerle imzalanan 12 maddelik anlaşmanın başlangıcından bu yana kral ile parlamenter partiler arasında bir anlaşma için boşluk vardı; bu boşluk ve olasılık mücadelenin içerisinde ortadan kaldırıldı. Bir dakikalığına düşünün; kral ile parlamenter partiler arasında bir anlaşma gerçekleştirilmiş olsaydı ve partimiz tecrit edilmiş olsaydı neler olurdu? Ya kral anayasayı yazardı ya da parlamenter partiler. Onlar aynı sınıfsal yapıda olmalarına karşın, feodal ve komprador kapitalist olmalarına karşın bir anlaşma sağlanması ve anayasanın yazılması mümkün olmazdı. Parlamenter partiler ve Maoistler arasındaki anlaşma sayesinde monarşi yıkıldı ve başkanlık seçimleri düzenlendi. Ancak şimdi yeni bir Nepal için anayasayı yazmak gibi ciddi bir görev var. Peki, Maoistler ve feodal-komprador kapitalist sınıf birlikte bir anayasa yazabilecek mi? Hayır, bu imkansız. Parlamenter partiler de, Maoistler de anayasayı yazmak zorundalar. Bu bağlamda feodal otokratlarla devrimci, yurtsever ve demokrat güçlerin kutuplaşması her daim tahmin edilebilirdi. Başkanlık seçimlerinin öngününde olanlar, bu kutuplaşmadan başka bir şey değildir.

Şimdi en iyi yol, bekleyip görmek; burjuvazi, proletarya için bir anayasa yazacak mı? Elbette bu imkansız. Halkımız bu eskimiş burjuva liderlere layık bir değerlendirme yapmalı ve yeni Nepal için yeni bir anayasayı yazmalıdır.

*Yazar, Nepal Komünist Partisi(Maoist) Merkez Komitesi üyesidir. Nepal Komünist Partisi (Maoist)'in Kızıl Yıldız adlı 15 günlük yayın organdan çevirdik.