Atılım Günlük Haber Bülteni Ana Sayfası
 
Nepal’in demokratları ve demokrasinin incir yaprağı -Dharmendra Bastola

Dharmendra Bastola*

‘Politik bir ölümün gerçek bir ölümden bin kat daha acımasız’ olduğunu ifade eden bir deyiş vardır. Bugün eğer politik ölümün eşiğinde olan biri varsa o da Girija Prasad Koirala ve onun feodal otokrasisidir. Demokrasinin genel normları uyarınca, bir seçim yenilgisinin ardından, mağlup olan parti hükümeti bırakmalı ve en çok oy alan partinin yeni hükümeti oluşturmasına izin vermelidir. Ancak GP Koirala tüm bu demokratik değer ve normları yok sayıp dalga geçerek hiçbir politik meşruluğu olmadan iktidarda kaldı. Bu Nepal demokrasinin gerçek niteliğini ortaya çıkardı. Nepal demokrasisi, feodal ve komprador otokrasi ile burjuvazinin bir diktatörlüğüdür. Eğer GP Koirala gerçekten savunduğu demokrasiye riayet ediyor olsaydı, çok uzun süre önce istifa etmiş ve yeni hükümetin kurulmasının yolunu açmış olurdu.

Giraja’nın son dönemde yaptığı ‘Girijasız’, ‘uluslararası kamuoyundaki kafa karışıklığı’, ‘parlamentonun istifa kararını açıklaması’ gibi yorumlar hiçbir anlam ifade etmemektedir. Uluslararası kamuoyunda hiçbir kafa karışıklığı olmasaydı ya da Anayasa Meclisi’ne girmek dışında hiçbir endişesi olmasaydı Girija seçimlerdeki yenilginin hemen ertesinde istifa mı edecekti? Bağımsız bir ulus, hele ki politik bir süreç işlemeye başladıktan, bu sürecin kararları alındıktan sonra uluslararası kamuoyunun ‘kafa karışıklığı’na ya da ‘netliğine’ göre mi hareket eder? Lideri dışardan gelen emirler olmadan hareket edemeyen bir ülkenin halkının kendine saygısı olabilir mi? Nepal demokrasinin ve demokratlarının özü, gerçek niteliği tam olarak budur. Nepal’in demokrasi peygamberleri bir kez daha sanki demokrasiyi savunan bir tek kendileriymiş gibi hareket ediyorlar ve bunun karşısında ironik olarak dışardan emir almadan hiçbir biçimde hareket edemeyen bir ‘demokrasi’nin uşakları olarak davranıyorlar.

Liderlerin kendi demokratik kurallarına nasıl riayet ettiklerine dair pek çok örnek verilebilir. Hindistan’da Sonia Gandi başbakanlığı bıraktı. Benzer olarak, ABD’de Hilary Clinton Demokrat Parti adayı olarak şimdi Barrack Obama’yı destekliyor. Bu örneklerin tersine, Nepal demokratları yenilgilerinin ardından bile koltuklarına yapışıyorlar. GP Koirala istifasının ardından bile ülkeyi çıkmaza sürükleyecek bir gündemi aşılamaya çalışıyor. Aynen Kore’de, Vietnam’da, Kıbrıs’ta, Çekoslavakya’da, Eski Yugoslavya ve Sovyetler Birliği’nde olduğu gibi. Bu tam olarak da ‘Tek Madeş, Tek Bölge’ sloganın ardındaki tek gerçek niyettir.

Bu politik sürecin gerçek hedefleri nedir? Nepal Kongre Partisi’nin ortaya koyduğu yedi maddelik talep Yedi Parti İttifakı'ndan (YPİ) ayrılmak için gerçek neden değildir, bunlar YPİ içinde daha önce de gerçekleşmiştir. Ancak bu yedi maddelik talep listesi çok ciddidir ve 12 maddelik anlaşmanın en genel yöntemi/yönelimi monarşinin yıkılması ve Nepal Federal Cumhuriyeti’nin kurulması üzerinedir. Ve son iki ay içerisinde devlet ile demokrasi için mücadele fazlasıyla keskinleşmiş ve yoğunlaşmıştır, Nepal toplumu artık başka bir düzeye geçmiştir. Demokratik cumhuriyetin durumu iki gücün yarattığı hava ile belirlenmektedir. Maoistlerin gereksinim duyduğu Yeni Demokratik Cumhuriyet ve parlamenter partilerin gereksinim duyduğu sosyal faşizm... Bu sorun hakkında herhangi bir kafa karışıklığı politik bir felakete yol açacaktır, ki bu politik felaket yalnızca Nepal toplumunun politik geçiş süreci bakımından değil, ulusal bağımsızlık ve egemenlik için de aynı ölçüde geçerli olacaktır.

Nepal Kongre Partisi, Maoistleri demokratik normlara uygun davranmamakla eleştiriyor. Ancak tarih, tekrar ve tekrar normları ve değerleri yok sayanların komünistler değil kapitalistler olduğunu gösteriyor. Başbakanı ve hükümeti değiştirmek için yürütülen çabalara karşı anayasanın gerektirdiği üçte ikilik çoğunluk konusunda Nepal Kongre Partisi’ni destekleyen Maoistler değil miydi? NKP(BML)’nin bu anayasal çoğunluğa karşı pek çok itirazı olmasına karşın Girija’nın görevden ayrılmasını partimiz hiç istedi mi? Yalnızca bunlar bile demokratik değer ve kriterlere bağlı kalan tek partinin NKP(M) olduğunu göstermez mi? Burada hüküm süren ve adına demokrasi denen burjuva diktatörlüğünden başka bir şey değildir. Bu burjuva diktatörlüğü feodallerin ve otokratların çıkarlarına değil halkın çıkarlarına hizmet eden herhangi bir tavra hoşgörü göstermez. Bu demokrasi sözünün ne kadar içi boş olduğunu ve neden burjuva diktatörlüğü demek olduğunu açıklayan bir durumdur. Girija iktidarda olduğu sürece onun için ve Nepal Kongre Partisi için her şey iyidir, ancak seçimler sonucunda iktidarları sarsıldığında halkın iradesine karşı harekete geçerler. Şimdi her şey bütün netliği ile ortada, Nepal demokratlarının demokrasisi onların anti-demokratik karakterini ve sınıf diktatörlüklerini korumaya yarayan bir incir yaprağından başka hiçbir şey değildir.

Bir kez daha soralım, politik hedefler nelerdir? Ortada olan çelişkiler şunlardır; Nepal toplumu ileri gidecek mi, gitmeyecek mi? Nepal halkı egemen güç olacak mı, olmayacak mı? Nepal toplumu yeniden yapılandırılacak mı, yapılandırılmayacak mı? Nepal ekonomisi yeniden örgütlenecek mi, örgütlenmeyecek mi? Tüm bu konular Nepal toplumundaki değişikliklerle bağlantılı üç temel faktör üzerinden açıklanabilir: Nepal Kongre Partisi Nepal ordusunun halkın hizmetine geçmesi amacıyla demokratikleşme sürecinden geçmesini istememektedir. Nepal Kongre Partisi, ekonominin yeniden örgütlenmesini ve üretimin feodal yapısının yıkılmasını istememektedir. Nepal Kongre Partisi ulusların kendi kaderlerini tayin hakkı prensibi uyarınca Nepal toplumunun ulusal ve bölgesel özerk cumhuriyetler biçimde yeniden yapılandırılmasını istememektedir. Bu nedenle temel soru; Anayasa Meclisi seçimlerinin ardından geçecek olan iki yılda Maoistlerle birlikte yeni bir anayasa yazılmasına ve yeni bir hükümet kurulmasına izin verip vermeme sorunudur.

Federalizm ve özerk devletler söz konusu olduğunda, bir ulusun diğer bir ulus üzerindeki baskısını sona erdirmek için oluşturulacak bilimsel metot kadar federalizm ve özerk devletin gerçek anlam ve tanımını kavramak da önemlidir. Lenin bu konuda şöyle der:

Ulusların kendi kaderini tayin hakkı; politik bağlamda bağımsızlık ve ezen ulustan politik olarak ayrılma hakkıdır. Somut olarak bu politik, demokratik talep ayrılma yanlısı bir ajitasyon yürütme konusunda tam özgürlüktür ve ayrılma sorununu ayrılma hakkı talep eden ulusun referandum yolu ile çözmeye çalışması demektir. Sonuç olarak, ulusların kendi kaderini tayin hakkı hiçbir biçimde, ayrılma ya da birleşme ya da küçük devletlerin oluşturulması talepleri ile eş ve özdeş bir biçime indirgenemez.

Eğer parlamenter partiler ulusların kendi kaderlerini tayin hakkına saygı gösteriyorlarsa, Tharuwan, Kochila, Mithila ve Bhojpura halklarının da eşitlik, özgürlük ve kendi kaderini tayin haklarına saygı göstermek zorundadırlar. Ancak parlamenter partilerin dertleri, ezilen ulusların halkları için özgürlük getirmek değil, her ayrı cumhuriyette feodal lordlar, yağmacılar ve çapulcular için özgürlük ortamı yaratmaktır. Onların tasavvurları baskıyı sona erdirmek üzerine değil, ulusal şovenizm ve otokratik feodalizm yaratmak üzerinedir. Neden ‘Tek Madeş Tek Bölge’ sloganı? NKP(M) hiç ‘Tek Pahad Tek Bölge’ sloganını öne sürdü mü? Politik çözüm bu değildir. Gerçekte, özerk cumhuriyetler federasyonu burjuva sömürü zincirinin kırılması ve halklar arasında eşitlik yaratarak kitlelerin politik, ekonomik ve kültürel olarak gelişmesi için ortaya atılmış taktir bir çözümdür. Bu süreçle birlikte, ulusal ve bölgesel şovenizm ve sömürü ortadan kaldırılacak, koşullar olgunlaştırılacak ve tüm bölgesel ve ulusal sınırlar yok edilecektir.

Ancak bu çeşit bir toplum sömürücü burjuva toplumlarından radikal biçimde farklı bir toplum olacaktır. Bu çeşit bir toplum eski toplum parçalanmadan kurulamaz. Marx, 1871’de şunu söylemiştir: “Proletarya hali hazırdaki devlet mekanizmasını basit bir biçimde ele geçirip onu kendi amaçları doğrultusunda kullanamaz; bu mekanizma parçalanmalıdır.” Marx’ın da belirttiği gibi eski devlet mekanizması baki kaldığı sürece bu mekanizma halkın yeni bir devlet kurmasını her aşamada engellemeye çalışacaktır.

*Yazar, Nepal Komünist Partisi(Maoist) Merkez Komitesi üyesidir. Nepal Komünist Partisi (Maoist)'in Kızıl Yıldız adlı 15 günlük yayın organdan çevirdik.