Atılım Günlük Haber Bülteni Ana Sayfası
 
Nepal'de devrim ve uzlaşma -Biplap*

Netrabikram Chand (Biplap)*

Devrimimiz müzakere sürecinde ve partimiz uzlaşmayı sınıf mücadelesinin başka bir biçimi olarak görüyor. Devrimimizin uzlaşma ile mi karşılaşacağı, karşı devrimin saldırıları ile mi karşılaşacağı henüz çözülmüş bir sorun değildir. Ulusal ve uluslararası alanda dikkat çeken şey, iki farklı dünyan arasında gerçekleşen sert ve sürekli bir mücadelenin tam ortasında olduğumuzdur.

Marksizm uzlaşma olasılığını kabul eder; ancak yine Marksizm, çok fazla uzlaşmayla bir devrimin başarıya ulaşamayacağını söyler. Uzlaşma, devrimin devlet iktidarını ele geçirdiği bir noktada yararlı olabilir, ancak proletaryanın devlet iktidarını yalnızca uzlaşmalar yolu ile elinde tutması mümkün değildir. Oportünist ve reformist eğilimler, uzlaşmayı yalnızca bir gereklilik olacak değil, her şey olarak görürler. Oportünist ve reformist eğilimler, toplumun ve devlet iktidarının devrim yerine uzlaşmalar ve 'müzakerecilik' ile değiştirilip dönüştürülebileceğine inanırlar. Bu iki eğilim, ülkemizde somut durumda hakim olmaya başlıyor.

Partimiz NKP (M), müzakereler konusunda Nepal Kongre Partisi ile kavgalı durumda. Nepal Kongre Partisi, Nepal'de bir devriminin gerekliliğini görmüyor ve bu gerekliliğe inanmıyor. Nepal Kongre Partisi, kendi bakış açısına göre, NKP (M) ile NKP (BML) ve diğer partilerle bakanlıkların bölüşümü konusunda müzakerelerin geliştirilmesini savunuyor. Nepal Kongre Partisi'nin bakış açısına göre, ekonomik olarak gelişmek yeterlidir. Politik devrim hiç gerekli değildir.

Nepal Kongre Partisi'ne göre; devrimin mantıklı planlanması ve tartışılması ancak radikallerin bir eylemi olabilir. Onlar, NKP(M)'ye “devrimi durdurun ve hükümette yer almakla yetinin” diyorlar. Ancak NKP(M)'nin nihai amacı, halk cumhuriyeti ve sosyalizm aşaması ile komünizme giden yoldur. Bunun için de devlet, komünist partinin yönetiminde olmalıdır. Bu nedenle biz, Maoistler, 'müzakerecilik'e karşı durmalıyız, ancak özel uzlaşmaların somut gerekliliğini de reddetmemeliyiz.

Sınıf mücadelesinin sonuçlarına bağlı olarak parti içerisinde uzlaşma ve 'müzakerecilik' üzerine çeşitli görüşler ortaya çıkıyor, ki bu hiç de şaşırtıcı değildir. Açıkça konuşmak gerekirse, 'müzakerecilik' eğilimi, parti içerisinde bulaşıcı bir hastalık gibi yayılıyor. Bu çeşit bir eğilim Nepal Kongre Partisi'nin 'müzakereciliği'nden yüz kat daha tehlikeli bir eğilimdir. Bu eğilim, sözde ekonomik 'devrim' aracılığı ve iktidar paylaşımıyla politik devrimi bu noktada kesintiye uğratmak ve durdurmak amacındadır. Devlet iktidarını korumak için gerekli olan kuruluşların düşman güçlere bırakılması konusunda 'müzakerecilik' üzerinden bir radikallik olduğunu söyleyebiliriz.

Nepal Kongre Partisi, ülkeyi bir karşı-devrim atmosferi içerisine sürüklemeye çalışıyor. Nepal Kongre Partisi, bilimsel komünist partinin ve proleter devrimin statükonun ve eski devletin çamurlu sularında boğmak istiyor. Bu nedenle Nepal Kongre Partisi, Genç Komünistler Ligi ve Halk Kurtuluş Ordusu'nun ve halk savaşının tüm kazanımlarının tasfiyesini içeren yedi maddelik bir anlaşma metni öne sürüyor. Eğer NKP(M) bu ön koşulları kabul ederse hükümette yer alabilir, etmezse yer alamaz. Bu ön koşulların temel amacı ülkeyi bir karşı-devrim sürecine sokmaktır. Bu koşulları kabul etmek, devrimi sona erdirmektir.

Biz Maoistler, uzlaşmayı devrimin lehine çevirmek istiyoruz; uzlaşmayı devrimi güçlendirecek ve karşı-devrimi zayıflatacak bir araca çevirmek istiyoruz. Bunun için, devrimin kurumlarını ve araçlarını genişletmek/yaygınlaştırmak zorundayız. Yeni bir seviyeye sıçramak için partimizi, halk kurtuluş ordusunu ve birleşik cepheyi güçlendirelim. Net bir politik-ekonomik hat çizelim ve devlet iktidarını alalım.

Hali hazırda yerel halk iktidar merkezlerini feshettik. Halk mahkemelerini ve halk milislerini feshettik. Savaş sırasında kurulan kooperatiflerimiz, komünlerimiz, sağlık birimlerimiz ve eğitim kurumlarımız giderek zayıflıyor. Bu durumda Nepal Kongre Partisi'nin yedi maddelik anlaşmasını kabul edersek, dolaylı ya da dolaysız olarak devrimin sona erdiğini de ilan etmiş oluruz. Bu konuda büyük bir tartışma henüz gerçekleştirilmedi, ancak Nepal Kongre Partisi'nin yedi talebinin kabul edilmesi durumda çok büyük sorunlar çıkmayacağını düşünme eğilimde olanlar var. Bu talepleri kabul etmeye yönelik eğilim hiç de devrimci bir eğilim değildir; Nepal Kongre Partisi'nin çıkarlarına hizmet eden liberal bir eğilimdir.

Uzlaşma, devrim için sıradan olmayan bir durumdur. Anlaşma ve müzakere döneminde her şey barışçıl bir biçimde ilerliyormuş gibi görünebilir, ancak bu bir yanılsamadır. İki rakip düşünce, eğilim ve güç aslında kalın perdelerin arkasında şiddetli kavgalar ediyordur. Her ikisi de, uzlaşma kılıfı altında zafer elde etmeye çalışıyordu. Her biri diğerini yok etmeye çalışır; biri diğerinden daha güçlü bir hale geldiğinde yutma süreci başlamış demektir. Ezilen güç korunamıyorsa, anlaşmanın normlarını ihlal etmeye ve kendini mücadele ederek korumaya çalışır. Eğer kendini korumak, savunma ile gerçekleştirilemeyecek hale gelmişse devrim ile karşı-devrim arasındaki çarpışma kaçınılmaz olmuş demektir. Daha sonrasında uzlaşma sona erecek ve karşı iki gücün arasındaki denge süreci bitecektir. Bu ülkemizde daha önce de yaşandı. Şimdiye kadar Nepal Kongre Partisi ve emperyalistler NKP(M)'yi seçimlerden önce yok edebileceklerine inanıyorlardı. Tüm dünyada kardeş parti ve örgütler ile kitleler bile NKP(M)'nin ezileceğini düşünüyorlardı! Ancak seçimlerde halk, NKP(M)'yi kendi çocuğu gibi korudu ve Nepal Kongre Partisi ve emperyalistler görevlerini tamamlayamadılar.

Sonuç olarak, Nepal Kongre Partisi şimdi yedi maddelik bir anlaşma öne sürüyor. Nepal Kongre Partisi'ni seçimlerde yendik, ancak devrimi korumayı başaramazsak biz de kısa sürede yok oluruz. Bu çelişki, gerçekte yaptığımız uzlaşmalar dizisinin bir sonucu. Şimdi, dikkatlerimizi uzlaşma sürecinin sona erdirilmesi yolu ile devrimin savunusuna vermeliyiz.

Eğer Nepal devriminin dünya devriminin bir parçası olduğunu kabul ediyorsak, uzlaşma meselesi dünya devrimine ilişkin de bir meseledir. Eğer geçen yüzyılın komünist devletlerinin derslerinden sonuçlar çıkarmak istiyorsak, uzlaşma meselesi dünya komünistlerinin ortak bir tartışma konusu olmak durumundadır. Bu demektir ki, sorunlarımızı çözmek ve Nepal devrimini korumak için yeni bir bilgi birikimi yaratmalı ve ideolojik olarak çok derin düşünce yöntemleri geliştirmeliyiz. Her şeyi çözmeye yetmese de bugünün somut koşulları ve olanakları üzerinden RIM (Devrimci Enternasyonel Hareket) Komitesi, RCP (Devrimci Komünist Parti-Filipin) ve CPI-M'nin (Hindistan Komünist Partisi-Maoist) önerileri ve katılımları ile cesaret kazandık.

Özetle, bir devrimde uzlaşma mümkündür, ancak bir devrim yalnızca uzlaşmalarla mümkün değildir. Emperyalistler ve gericiler devrimi karşı-devrime dönüştürmek istiyorlar ancak devrimci komünistler uzlaşmayı devrimin lehine çevirmek için mücadele ediyorlar. Uzlaşmayı karşı devrime dönüştürme yönündeki komplolar, büyük bir gayretle devam ediyor. Bu komploları dünya devrimci kuvvetlerini birleştirerek yenilgiye uğratmalıyız. Gerici kuvvetlere karşı savaşarak onları yenmek zorundayız. Dünyanın herhangi bir parçasında gerçekleşen bir devrim dünya devriminin bir parçasıdır. Aynı biçimde, herhangi bir uzlaşma da dünya devriminin sorumluluğundadır. Bu nedenle, dünyanın tüm devrimcileri uzlaşmayı devrim lehine dönüştürmek için mücadeleye katılmalıdır. Devrim bir zorunluluktur, 'müzakerecilik' ise namümkündür.

*Biplap, Nepal Komünist Partisi(Maoist) Merkez Komite sekretaryası üyesidir. Nepal Komünist Partisi (Maoist)'in Kızıl Yıldız adlı 15 günlük yayın organdan çevirdik.