İSTANBUL- MLKP dava tutsağı Ziya Ulusoy, mücadele arkadaşı İbrahim Kaypakkaya'yı anlatıyor.
12 Mart faşizmi döneminde, profesyonel devrimci mücadeleye katılma kararı vermiştim. Siverek'te çalışma yaparken Kaypakkaya ile tanıştım. Bölgenin üst düzey yöneticisiydi, çalışmaları denetliyordu. 1972'nin Ocak ya da Şubat ayıydı. Yoksul bir emekçi sempatizanın eviydi. Bir saat kadar benimle tartıştı. Mücadeleyi militanlaştırmak ve silahlı mücadeleyi hazırlamak üzere fikrimi sordu ve beni dinledi. Köylerdeki çalışmalarımla ilgili bilgi aldı.
Kaypakkaya'nın, görüşmede dikkatimi çeken en belirgin yanı şuydu: Kadroların görüşlerini dinlemeye önem veriyordu. Kişisel özellikleri açısından son derece mütevazı, bizim gibi genç kadrolarla çok rahat kaynaşan ve kaynaşmaya önem veren bir liderdi. Onunla siyasal tartışmaya girmeyen biri, önemli bir yönetici pozisyonda olduğunu anlayamazdı bile. Son derece samimi, candan, her kadronun kendinden göreceği biri gibiydi. Neşeli ve güleç yüzlüydü.
Devrimci-politik mücadelede temel özelliği ise, çok yüksek bir kararlılığa sahip olmasıydı. Diğer bir temel özelliği, onu daha yakından tanıyanların anlattıklarından çıkardığım, yoğun ve sistematik okuma çalışmasıydı; Marksist eserleri sistematik biçimde okuma ve oradan teorik-siyasal sonuçlar çıkarma yeteneği idi. Marksist teoriyi incelemeye çok önem verirdi. Türkiye'de çıkan Marksist eserleri, yayınlanır yayınlanmaz 2 ay bile geçirmeden alıp okuması, yoldaşlar arasında çok bilinen bir özelliğiydi.
Zaten '71 devrimci önderlerinin temel özelliklerinden biri, olanaksızlıklar içinde yüksek bir kararlılıkla örgütlerini kurmaları ve mücadeleyi geliştirme inançlarıydı. Bu, Kaypakkaya'da da vardı. Örneğin, kadroların azlığını bir engel görmeden partiyi kurma kararlılığı, mali açıdan ve araç yönünden olanaksızlıkları engel görmeden silahlı mücadeleyi başlatma kararlılığı. O dönemde birkaç tane silahla ve el yapımı birkaç el bombasıyla silahlı mücadeleyi başlattı. Hiç para yoktu, teksir dışında bir basım aracı yoktu. Ama İbrahim, kadroların ve halkın yaratıcı gücüne inanıyor ve güveniyordu.
'71 devrimci hareketinin bağımsız devrimci halk hareketini ve devrimi örgütleme kararlılığı, Kaypakkaya'nın da karakteristik bir özelliğiydi. Hareketin bir devrime doğru örgütlenmesinde öncü parti ve silahlı mücadeleyi temel alan kararlılık, İbo'nun temel bir yanıydı. Aynı zamanda, bunu şu yönde de geliştirmek istedi: Halk hareketini ve devrimci hareketi Kemalizmin etkisinden ve Kürt ulusal sorunundaki bulanıklıktan kurtarmak. Bu, o dönemde İbo'nun çok özel bir katkısıydı.
Ulusal sorunda da, devrimci hareketteki Marksist bilgi eksikliğinden ve kısmen de önceleyen dönemin sosyal şoven etkisinin atılamamış olmasından dolayı var olan bulanıklığı, soruna çözüm üretme kararlılığıyla aşmaya çalıştı. Ulusal soruna getirdiği çözüm, enternasyonalizmi rehber olan ve ayrı devlet kurma özgürlüğünü formüle eden bir tavırdı. Kendisinden sonraki yıllarda, devrimci hareketin sosyal şoven tortularını atıp ulusal sorunda bir atılım yapmasında ön açıcı bir rolü oldu.
'71 devrimci hareketiyle ortak bir temel özelliği de, öncü parti örgütlenmesine verdiği önemdi. Bu anlayış, pratik devrimci mücadele ve silahlı mücadele içinde partiyi örgütleme biçiminde yansırken, işçi-emekçi kitle örgütlerinin önemini küçümseyen bir yan da taşıyordu. Faşizme karşı birleşik cephe konusunda ise, bir yandan parti tarafından örgütlü dar bir cephe anlayışı vardı, diğer yandan devrimci hareketin faşizme karşı birliğine önem veriyordu.
İbrahim Kaypakkaya'da da, Denizlerde ve Mahirlerde olduğu gibi, yüksek bir siper yoldaşlığı duygusu vardı. İlk silahlı eylemini THKO liderlerinden Sinan Cemgilleri ihbar eden muhtarı cezalandırma biçiminde gerçekleştirmesi de bunun ifadesiydi. İbrahim'in bu eyleme bizzat katıldığı biliniyor. Siper yoldaşlığı duygusu, faşizme karşı birleşik mücadeleyi önde tutma anlayışı ile birleşiyordu. Bugün bundan çıkarılacak ders, faşizme karşı devrimci hareketin birliğini ve halklarımızın birleşik mücadelesinin yükseltilmesini parti ve örgüt çıkarlarının üzerinde tutmanın önemidir.
* Ziya Ulusoy, İbrahim Kaypakkaya'nın mücadele arkadaşı ve MLKP dava tutsağıdır.