İSTANBUL- İbrahim Kaypakkaya'nın Çapa Yüksek Öğretmen Okulu'ndan arkadaşı Hakkı Karadeniz: “Kaypakkaya’nın kaybı, Türkiye halkının önemli bir evladının kaybıdır. Yaşamasını isterdim... Hem de çok.”
İbrahim Kaypakkaya'yı, 1969'da Çapa Yüksek Öğretmen Okulu'ndan arkadaşı Hakkı Karadeniz'den dinledik;
İyi bir örgütçüydü
Karadeniz, Kaypakkaya'nın okul yıllarını ve kişisel özelliklerini şöyle özetledi: “İbrahim, on kişiyle Çapa Fikir Kulübünü kurdu. Birlikte Türkiye İşçi Partisi Fatih İlçe örgütüne gidiyorduk. Aksaray Fikir Kulüpleri federasyonuna gidiyorduk. İbolar, Çapa FKF’yi kurdukları için okuldan atılma cezası aldı. Danıştay, kararı iptal etti dokuz kişi okula dönebildi, ancak İbo’ya izin vermediler. 1970’te Çapa Yüksek Öğretmen Okulu, İstanbul Valisi Vefa Poyraz’ın desteği ile sağcılar tarafından işgal edildi. İbo, yurtta kalamayan Çapalı öğrencilere yatacak yer ayarladı. Çapalı öğrencilerin dağılmaması için büyük çaba gösterdi. Olanak bulmak ve kullanmak bakımından çok yaratıcıydı. İbrahim bir önderdi. Yönetme konusunda çok yetenekliydi. Çapa FKF'yi kuran arkadaşları da İbrahim örgütledi.”
Hakkı Karadeniz, İbrahim Kaypakkaya'nın köylerde yürüttüğü çalışmalarla ilgili de şu anısını gazetemizle paylaştı: “İbrahim, Deniz Gezmiş, Muzaffer Oruçoğlu, Cihan Alptekin'le birlikte, Değirmen Köy'deki ağanın toprak işgaline karşı koymaya gittik. Köyün ortasında bir kahvenin önünde bütün köylü toplandı. Cihan Alptekin ve İbo birer konuşma yaptı. En iyi konuşma bana göre İbo’nun konuşması idi. İbo, köylülere hitap etmeyi ve onların dilinden konuşmayı çok iyi biliyordu.”
Araştırmacı yanı güçlüydü
“İbrahim, teorik olarak da çok iyiydi. Araştırmacı yanı güçlüydü” vurgusuyla konuşmasını sürdüren Karadeniz, “Çünkü araştırıyor, bir şekilde mutlaka yeni şeylere ulaşıyordu. Teorik düşünceler bakımından ortak olduğumuz için çok büyük tartışmalar yaşamadık doğrusu. Ama az da olsa yaptığımız teorik tartışmalar sırasında hiç kızdığına tanık olmadım. Bir öğretmen edasıyla anlatır, karşısındakini ikna etmeye çalışırdı. Ben; İbrahim’in yaşamasını, eşit, özgür, çağdaş bir Türkiye’yi ileri götürecek bir yönetici olmasını isterdim. Kaypakkaya’nın kaybı Türkiye halkının önemli bir evladının kaybıdır. Yaşamasını isterdim... Hem de çok” dedi.
Karadeniz, son olarak, 6 Nisan 1970'te yaşanan şu anıyı bizimle paylaştı: “İstanbul Üniversitesi’nde yaşanan bir çatışmanın ertesi günü İçişleri Bakanı Haldun Menteşoğlu, kendisine göre olay faillerini açıkladı. Ben de dahil toplam 16 kişi kaçak duruma düştük. Teknik Üniversite'ye bir baskın yapılıyor yine, bu sırada İbrahim’inde olduğu bir grubu gözaltına alıyorlar. Günlerce işkence yapıyorlar. Hepsini duvar dibine alıp sol elinizi kaldırın diyorlar, kaldırıyorlar. Arkadaşlar birkaç cop darbesinden sonra ellerini indiriyor, ama İbo ne kadar vursalar, dövseler de elini indirmiyor. Bunu, tutuklanıp Sağmalcılar Hapishanesi'ne getirilen Yüksel Baştürk anlatmıştı. Bu, inandıkları uğrundaki direncini gösteriyor.”