Atılım Günlük Haber Bülteni Ana Sayfası
 
Ser verip sır vermedi
Foto: Ser verip sır vermedi

İSTANBUL- İbrahim Kaypakkaya, '71 devrimci atılımının önderlerinden biridir. İşkencede 'ser verip sır vermeyen' İbrahim Kaypakkaya, faşist rejimin Kemalist ideolojisiyle köklü bir kopuş gerçekleştirdi, ulusların kendi kaderini tayin hakkında net bir tutum takındı

Türkiye devrimci hareketinin 'ser verip sır vermeme' geleneğinin mimarı, TKP/ML TİKKO'nun kurucusu İbrahim Kaypakkaya, 1949 yılında Çorum Sungurlu ilçesine bağlı Karakaya köyünde doğdu. İlkokuldan sonra Hasanoğlan İlköğretim Okulu'nu bitirdikten sonra Çapa Yüksek Öğretmen Okulu'na başladı.

İşçi, öğrenci, köyü eylemlerine önderlik

İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Fizik Bölümü öğrencisi iken devrimci mücadeleye başlayan Kaypakkaya, 1968'de kurucularından olduğu Çapa Fikir Kulübü başkanlığına seçildi. Okul yönetimi, Kaypakkaya ile birlikte 10 Kulüp yöneticisini okuldan uzaklaştırdı. Bunlardan sadece Kaypakkaya, her türlü hukuki girişime karşın okula dönemedi. Buna rağmen hiç boş durmadı ve bütün eylem ve etkinliklere katılmayı sürdürdü.

İbrahim kaypakkaya, 6. Filo ve Kanlı Pazar eylemlerinde yer aldı. Okul işgallerine ve boykotlara katıldı. Trakya'da köy mitinglerinin örgütlenmesinde görev aldı. Demir Döküm, Sungurlar, Horoz Çivi, Petriks Ege Sanayi, EAS Akü, Gamak Singer, Derby gibi fabrikalarda işçilerle omuz omuza verdi.

Bir süre sonra Çorum'a döndü ve Çorum köylerinde çalışmaya başladı. Bu bölgedeki çalışmalarını, 'Çorum İçinde Sınıfların Tarihi' konulu inceleme ile yazıya dönüştürdü. Arkasından Malatya, Antep yörelerinde, Silvan, Nazimiye, Kürecik ilçelerinde, Haydaran'da, Nurhak ve Düzgün dağlarının köylerinde çalışmalar yaptı. Malatya'daki çalışmalarını, 'Malatya'da Sınıfların Tahlili' konulu bir incelemeye dönüştürdü.

Nurhak ihbarcısı muhtarı cezalandırdı

Kaypakkaya, Nurhak katliamının ihbarcı muhtarını cezalandırarak, '71 devrimci atılımının siper yoldaşlığı geleneğine yeni bir halka ekledi.

İbrahim Kaypakkaya, FKF ve TİP içinde ortaya çıkan ayrışmada Milli Demokratik Devrim (MDD) tezinden yana saf tuttu. İşçi-Köylü gazetesinin İstanbul'daki bürosunda çalışan Kaypakkaya, Aydınlık ve Türk Solu dergilerine yazılar yazdı. Aydınlık içinde meydana gelen ayrışmada ise PDA kanadında yer aldı. 1972 yılına kadar PDA (TİİKP) saflarında çalıştı ve DABK üyesi olarak görev yaptı.

Ancak bu tarihte PDA ile yolları ayrıldı. Perinçek ve çevresinin revizyonist ve oportünist olduklarını açığa çıkaran Kaypakkaya, ayrılık sonrasında TKP/ML-TİKKO'yu kurdu.

TKP/ML faaliyetlerinin yoğunlaştırıldığı Tunceli Çemişgezek bölgesinde mücadele ederken, 24 Ocak 1973'te, Vartinik köyü Mirik mezrasında askerler tarafından bulunduğu köyün etrafı sarıldı. Çatışma sırasında TİKKO'nun ilk komutanlarından Ali Haydar Yıldız yaşamını yitirirken, yaralı olarak kaçan ve beş gün köylerde saklanan İbrahim Kaypakkaya, donma tehlikesi altında sığındığı köyde bir öğretmenin ihbarı üzerine tutsak düştü.

Buradan getirildiği Diyarbakır Sıkıyönetim Komutanlığı'nda aylar süren işkenceli sorgulardan sonra parçalanarak, 18 Mayıs'ta katledildi. Kafası, elleri ve ayaklarında kesiklerle iki gün sonra babasına teslim edildi.

Kemalizm ve Kürt sorununda devrimci kopuş

İşkencede 'ser verip sır vermeyen' İbrahim, faşist rejimin Kemalist ideolojisiyle köklü bir kopuş gerçekleştirdi. Kaypakkaya, ulusların kendi kaderini tayin hakkında net bir tutum takındı. Kaypakkaya, “Türkiye egemenlerinin harcı” olarak değerlendirdiği Kemalizmi 'devlet ideolojisi', “faşist ideoloji' olarak temellendirdi. Kırlardan kentlere devrim stratejisini benimseyen Kaypakkaya'nın yazıları, Seçme Yazıları adlı kitapta toplandı.

Alevilik 'suçu' da işlemiş

İbrahim Kaypakkaya, faşist rejimi sadece siyasal mücadelesi ve ideolojisi ile değil Alevi kimliği ilede tedirgin etti. Gazeteci-yazar Temel Demirer hakkında İbrahim Kaypakkaya'yı övdüğü ve onun kurduğu TKP/ML örgütünün propagandasını yaptığı gerekçesiyle açılan dava dosyasındaki belge, Kaypakkaya'nın 'ALEVİ' notu düşülerek fişlendiğini gösterdi. 1972 yılına ait dönemin Çorum Vali Yardımcısı Öçer Öznen'in imzasının bulunduğu belgede, “İlimiz Alaca ilçesi Karakaya köyü nüfusuna kayıtlı olup Ankara Sıkıyönetim Askeri Mahkemesi'nce hakkında tutuklama kararı verilen Ali oğlu 1949 doğumlu İbrahim Kaypakkaya'nın (ismin altında el yazısıyla 'ALEVİ' yazıyor) yakalanarak Sıkıyönetim Komutanlığı'nca tutuklandığı Ankara Valiliği'ne bildirilmiştir” ifadeleri yer alıyor. Bu belge, aynı zamanda faşist rejimin sürekli inkar ettiği Alevilerin fişlendiği gerçeğini de ortaya koyuyor.