Atılım Günlük Haber Bülteni Ana Sayfası
 
Baba Ali Kaypakkaya: Katledileceğini önceden söylediler
Foto: Baba Ali Kaypakkaya: Katledileceğini önceden söylediler

İSTANBUL- İbrahim Kaypakkaya'yı, baba Ali Kaypakkaya'ya sorduk. İlerlemiş yaşı ve hastalıklarla boğuşmasına rağmen bizi kırmayıp sorularımızı yanıtlayan baba, bize Kaypakkaya'yı anlattı, katledilişindeki bazı karanlık noktalara işaret etti.

Her işe koşar, yardım ederdi

“Yazları köye gelirdi. Köydeki her işe koşar, yardım ederdi. Köyün insanlarının toplandığı yerlerde oradaki yaşlıların hepsinin ellerinden öpüp hatırını sorardı. Dergiler getirir dağıtırdı. Köydeki yaşlılar İbo’yu çok seviyorlardı. Diğer gençlerden ayrıcalığı var diyorlardı” diyen baba Kaypakkaya, İbrahim Kaypakkaya'nın Çorum köylerinde yürüttüğü devrimci faaliyeti ise şu sözlerle anlattı:

“İbrahim, Karamahmut, Ortaköy, Höyük, Keşnik Narlı'ya gidip oralarda görüşlerini anlatıyordu. Hatta dergiler dağıttığı oluyordu. İşçi Köylü dergisini, aklımda tam kalmamış diğer dergiler satıyordu. İnsanlarla ilişkisi iyiydi, büyüklere karşı çok saygılı davranıyordu. O davranışından dolayı insanlar hangi köyde olursa olsunlar İbrahim’i çok seviyorlardı.”

Subaylar: Eline sağ geçmeyecek

Ali Kaypakkaya, İbrahim'in katlediliş gerçeği hakkında ise, “İkinci kez Diyarbakır’a gidiyordum, İbrahim’le görüşmeye. Otobüste önümde oturan iki subay vardı, 'oğlum tutukevinde onunla görüşmeye gidiyorum' dedim. 'Adı nedir' diye sordular. İbrahim Kaypakkaya dediğimde, 'Onunla görüşemeyeceksin, eline sağ geçmeyecek' dediler. 'Neden görüşemeyeceğim, o kadar ağır suçu ne' diye sorunca tehdit ettiler. Ben şunu savunuyorum. Öldürülmesi için kesin karar alınmış olduğu belliydi” dedi ve ekledi:

“Oğlumun ölümünden on gün önce soruşturma bitti, artık gel görüşebiliriz, görüşmememiz için engel kalmadı diye mektubu geldi. 20'sinde Diyarbakır’daydım, görüşme yerine vardım. Sıra bana gelmişti, 'Kimle görüşeceksin' dedi oradaki başçavuş. 'İbrahim Kaypakkaya' dedim. 'Görüşemeyeceksin' dedi. Yarbay duydu, beni yanına çağırdı. Bana 'Şu kulübeye geç' dedi. Orada bir kulübe vardı, oraya geçtim, elindeki evrakları getirdi. Bir üsteğmen vardı, ona verdi, beni alıp Sıkıyönetim Komutanlığına götürdü. Beni bir odaya koydu. Biraz sonra kapı açıldı. Bir tuğgeneral, bir albay, hapishane müdürü kapıdan girdiler. Tuğgeneral bana aşağıdan yukarı baktı, beni süzdü. 'İbrahim öldü' dedi. 'Öldürdünüz' diye bağırıp çağırdım, orada tartışmaya başladık. Cenazeyi istedim, 'Vermem' dedi. 'İfadesi mi alınacak' diye sordum, üzerime geldi. Yarbaya döndü, 'Cenazesini alsın' dedi.”

Mezarı yüzünden köye karakol geldi

“Her Mayıs ayında, İbrahim'in mezarı başında anmaların yapılmasını engellemek için devletin, askerlerin çeşitli baskıları var. Her yıl bu mücadele yaşanıyor, insanlar kimlik kontrollerinden geçiriliyor, askerlerin tacizine uğruyor.” “İbrahim, hala devlete korku salmayı sürdürüyor mu sizce?” diye sorduğumuz baba, “Vallahi sebebinin ne olduğunu bilmiyorum, İbrahim’in mezarı yüzünden köye karakol geldi. Oraya, 18 Mayıs'ta ölüm yıl dönümüne geliyorlar diye, karakol geldi. Mezara gelen herkes karakola uğrayacak, hangi mezara gidiyorsa kimliğini koyacak, karakola gideceği mezarın da adını söyleyecek” diye sitem etti.

Avukat olan kızının da ağabeyi İbrahim'in mezarına ziyaretinde hakaretlere maruz kaldığını anlatan baba Kaypakkaya, “Bu nasıl iş, bu nasıl insanlık! Ölmüş bir insanla ben siyasal propaganda mı, örgütsel konuşma mı yapacağım da bu mezara gitmemi engelliyorlar, diye ağlayarak anlatıyordu” dedi. Ali Kaypakkaya, İbrahim'in mezarını, anıt mezar olmaması kaydıyla bin bir zorluklarla yapabildiklerini de aktardı.