Atılım Günlük Haber Bülteni Ana Sayfası
 
İki döl yatağı
Foto: İki döl yatağı

Filistin, Türkiye devrimci hareketinin döl yataklarından biridir. Geri dönüş ise, THKO'nun kuruluşunda bir ilk adım. İlk adım, Diyarbakır'da tutuklanmayla sekteye uğrar gibi görünür. Ama Diyarbakır Cezaevi de, Filistin gibi THKO'nun şekillendiği bir yer olur. İkinci döl yatağı olur.

Filistin, '71 devrimci atılımıyla taçlanan '68 gençlik hareketinin kilometre taşlarından biridir. TİP reformizminden kopuşarak sosyalizmin silahlı mücadele yoluyla tesis edilebileceğini bilince çıkartan devrimci gençler, eğitim için Vietnam'a gitmek olanaksız olduğundan Filistin'e gider. Filistin'de gerilla eğitimi alır, Filistin için kanlarını döker. Mustafa Çelik gibi. 1960 sonrası Abdülkadir Yaşargün ile birlikte Türkiye'den Filistin'e giden ilk gençlerden biri olan Çelik, 8 Haziran 1969 tarihinde Filistin'deki bir çatışmada şehit düşer.

Filistin'den Amed'e

Filistin, devrimci geçler için gelip geçici bir heves değildir. Türkiye devrimci hareketinin döl yataklarından biridir. Sol Kemalizmden kopuşu hızlandıran bir enternasyonalizm pınarıdır. Nitekim, Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu fikri Filistin'de şekillenir. Silahlı mücadelenin ilk ciddi tartışmaları, Filistin'de El-Fetih kamplarında yapılır. Silahlarla Türkiye'ye geri dönüş ise, THKO'nun kuruluşunda bir ilk adım olur. Bu ilk adım, Diyarbakır'da yakalanma ve tutuklanmayla sekteye uğrar gibi görünür. Ama Diyarbakır Cezaevi de, Filistin gibi THKO'nun şekillendiği bir yer olur. İkinci döl yatağı olur. Kürt halkı, tüm provokasyon girişimlerine rağmen 'Fetihli gerillaları' bağrına basar. Devrimci gençler ise, Filistin halk gerçeğinden sonra bu kez Kürt halk gerçeğine de dokunur. Öyle ki idama giderken “Yaşasın Kürt ve Türk halklarının kardeşliği” diye haykırırlar.

THKO'nun önderlerinden Yusuf Aslan, “El-Fetih'e ne için gittim?” başlıklı yazısında, enternasyonalist eylemlerinin nedenini şöyle açıklamıştır: “Bugün Ortadoğu'da Amerikan emperyalizminin ileri karakolu olan İsrail'e karşı Arap halkları anti-emperyalist bir savaş yürütmektedir. Bu savaş, Asya'da, Afrika'da, Latin Amerika'da ve bütün dünyada emperyalizmin baskısı altında ezilen halkların yürüttüğü devrimci kavganın bir parçasıdır.” “Emperyalizme karşı yürütülen savaş, bütün dünya halklarının ortak savaşıdır. Vietnam'da, Ortadoğu'da, latin Amerika'da emperyalizme karşı sıkılan her kurşun, aynı zamanda Türkiye halkının kurtuluşu için sıkılmaktadır.”

'Fetihli gerillalar'

Gülay Ünivar (Özdeş) ise, daha sonra Diyarbakır halkının ve Diyarbakır Cezaevi'nin THKO üzerindeki etkilerini şöyle anlatmıştır: “Basın, özellikle de yerel basın, korkunç bir karalama kampanyası başlatmış ve arkadaşlarımızdan 'İçme suyunu zehirlemek için Diyarbakır'a gelen eşkıyalar' gibi sözcüklerle söz etmişti. Bu, tedirgin edici bir durumdu. Biz bu kampanyayla neyin amaçlandığını çok iyi biliyorduk. Fakat Diyarbakır'a gidip-gelişlerimiz sırasında bu kampanyanın hiç de tutmadığını sevinçle izledik. Arkadaşlarımızın Filistin'den geldiğini ve 'solcu' olduğunu anlayan Diyarbakır halkı onlara, 'Fetihli gerillalar' adını takmıştı ve bize büyük bir yakınlık gösteriyordu. Hiç tanımadığımız insanlar bize yardım edebilmek için adeta yarışıyordu.

Bu süre içinde çeşitli çevreler, Diyarbakır Cezaevi'nde yatan arkadaşlarımızın devrimci hareketin sorunlarına yaklaşımlarının çok farklı olduğunu anlamaya başladılar. Bir çok devrimci arkadaş onlarla görüşmek, tartışmak, neler düşündüklerini öğrenmek istiyordu. Diyarbakır'a gidiş gelişlerimizde bize yeni yeni arkadaşlar eşlik etmeye başladı. Başka illerden de Diyarbakır'a gidip gelenler oluyordu. Bu durum, sorunları biraz daha derinlemesine tartışma, görüşleri derleyip toparlama ve bir broşürün yazılması gereğini ortaya çıkardı. Bu süreç içinde geleceğin THKO'nun çizgisi yavaş yavaş belirmeye başladı. Tartışmalar sırasında cezaevindeki arkadaşlar arasında bazı görüş ayrılıkları ortaya çıktı. Ercan Enç ve Müfit Özdeş gruptan ayrıldılar. Hüseyin İnan broşürün daktiloyla yazılmış birkaç kopyasını bana verdi. Önce dikkatle okumamı ve benimsersem – şimdilik herkese değil- görüşlerinin, görüşlerimize yakın olduğunu düşündüğüm arkadaşlara okutarak, gerekirse tartışmamı istedi. Hüseyin'in istediklerini yaptım. Broşürü okuyan arkadaşlardan büyük bir bölümü bizim gruba katıldı ve daha sonra THKO içinde yer aldı. Görüşlerin derlenip toparlanması, sistematize edilmesi açısından Diyarbakır cezaevi döneminin THKO'sunun oluşumunda önemli bir rol oynadığını düşünüyorum.”