ODTÜ öğrencileri, Ankara ve Hacettepe üniversiteleri ile eş zamanlı bir şekilde, forum düzenleyerek hükümetin çıkarmak istediği baskı kanunlarını protesto eder, 1 Nisan 1969'da dersleri boykot kararı alır. Boykotu pasif direnme sayan ODTÜ Mimarlık Fakültesi öğrencileri ise, 7 Nisan 1969'da yaptıkları forum sonunda fakültede yönetime el koymaya karar verir. 500'den fazla öğrencinin oy birliğiyle aldığı karar, bildirilerle Mimarlik Fakültesi'ndeki 50 öğretim üyesine duyurulur.
''Üniversite ve fakültemizde kesin bir devrim yapılması gerekmektedir'' denilen bildiride, öğretim üyeleri açık tartışmaya davet edilir, bugüne değin ancak dekanın özel izniyle kullanılabilen laboratuvar, atölye, stüdyo ve ozalithanelerin ise öğrencilere açık olduğu bildirilir. Mimarlik Fakültesi Dekanı, işgal kararı karşısında görevini bırakır. Öğrenciler ise, öğretim üyelerini fakülteden dışarı çıkartır, binaya giriş ve çıkışları yasaklar, dekanlık nöbeti tutmaya başlar.
Gençlik hareketi siyasallaşıp militanlaşırken ayrışmalar da yaşar. Öğrenciler, 8 Nisan'da ODTÜ üçlü amfide genel bir forum düzenler. Bazı öğrenciler, “Beyaz Saray” olarak niteledikleri rektörlük binasının işgalini ister. ODTÜ Öğrenci Birliği yönetimindeki sosyal demokratlar ve fakülte dernek temsilcileri, boykotun sona erdirilmesini önerir. Ancak öğrenciler, Sinan Cemgil’in yaptığı konuşmadan sonra oybirliği ile üniversitenin işgalini kararlaştırır, rektörlüğü işgal ederler. İşgalden sonra yapılan açıklamada, “Bizler, dün toplanan genel forumun aldığı karar üzerine, ODTÜ içinde bir Amerikan üssü olan rektörlük binasına el koyduk” denilir.
Biz silahlanırsak Kızılay'a inmeyiz
Sinan Cemgil, siyasallaşma ve militanlaşma eğilimini, 9 Nisan tarihli forumda yaptığı konuşmada dışa vurur: ''Üniversiteyi işgal için verdiğimiz karar belli kişilerin değil çoğunluğun kararıdır. Dün Amerikan üssü dediğimiz rektörlük binasını işgal ettik. Bu işgal devam etmelidir. Mücadelemizi toplumun diğer sınıflarına da anlatmalıyız. Bugün Amerikan üssü işgal altındadır. Amerikan celladının arabasını yakanlar önce ihbar edildi, ama sonra onlara hak verildi. Geçen forumda, 'Silahlanıp Kızılay'a inelim' dediler ve böyle bildiriler dağıttılar. Biz silahlanırsak Kızılay'a inmeyiz. Nereye gideceğimizi iyi biliriz.''
Rektör Kemal Kurdaş'ın yazılı daveti üzerine 13 Nisan’da 2 bini aşkın jandarma ve polis, ODTÜ'ye gece yarısı baskın yapar. İşgal sona erdirilir.
Ancak öğrenci hareketinin ideolojik ve politik gelişimi durdurulamaz. Ok yaydan çıkmıştır. Haklarında tutuklama kararı verilen öğrenciler, 26 Ağustos 1969 tarihli ODTÜ Öğrenci Birliği seçimleri için hazırladıkları broşürde gemileri yaktıklarını, daha sonra '71 devrimci atılımı olarak nitelenecek reformizmle devrimci kopuş yolundan geri dönüş olmadığına işaret ederler. '68'in ideolojik dönüşümüne, devrimcileşmesine işaret eden broşür şöyledir:
“Bütün diğer meselelerde olduğu gibi, demokrasi kavramının da sınıfsal bir özü vardır. Örneğin, işçi sınıfının devrimci iktidarının oluştuğu bir yerde sömürücülere hürriyet yoktur. Onların özgürlük dedikleri, kitleleri rahat soyabilme özgürlüğüdür. Onların dillerine doladıkları demokrasi de, aynı bunun gibi, yalnızca kendileri içindir. Bizler, Amerikan emperyalizminin yurdumuzdaki maşalarını lanetledik. Artık kimse onlarla kol kola bir demokrasiden bahsedemez. Hedef, işbirlikçi egemen sınıfların ortadan kaldırılmasıyla, feodal yapının köklerinin kazınmasıyla gerçekleşecek, geniş halk yığınlarını özgürlüğe kavuşturacak halk demokrasisidir.”