Atılım Günlük Haber Bülteni Ana Sayfası
 
'71 devrimci atılımına işçi mayası
Foto: '71 devrimci atılımına işçi mayası

1960'lar, işçi sınıfının giderek ağırlığını hissettirdiği yıllardır. İstanbul İşçi Sendikaları Birliği, 31 Aralık 1961'de Saraçhane'de 100 bin kişilik bir miting düzenler. İşçi sınıfı, Saraçhane mitingiyle “Artık ben de varım” der, toplumsal bir güç olduğunu gösterir. Nitekim mitingde, eli masaya vuran bir işçinin “Bizim de sözümüz var” dediği bir pankart özel olarak dikkat çeker.

Grev hakkı grevle kazanzleşme hakkı tanınır, fakat lokavt da yasalaşır. Kavel’den sonra grev ve direnişler tüm Türkiye’ye yayılır. Ancak yasal bir hak olarak kazanılmış olsa da hükümet grevleri sürekli erteleyerek bu hakkı işlevsiz hale getirmeye çalışır.

Kavel: Bir grev türküsü

Kavel Grevi, ayrıca sınıf dayanışmasına ve yol ayrımlarına tanıklık eder. General Electric işçileri, grevci işçilere yardım toplar, Demir Döküm işçileri de sakal bırakma eylemi yapar. Türk-İş Güney Bölgesi'ne bağlı 23 sendika başkanı ve 45 yönetici, Türk-İş pasif tutumunu protesto etmek için ilişkilerini keser. Hasan Hüseyin, Kavel işçisinin direnişi şöyle şiirleştirir: “Ve soluğum tükenmedikçe bu doyumsuz dünyada/ Güneşe karışmadıkça etim/ Kavel grevcilerinin türküsünü söyleyeceğim./ ...İzin verirlerse Kavel grevcileri/ İlk çocuğumun adını Kavel koyacağım.”

Amerikancı sendikacılığa başkaldırı

Türkiye işçi sınıfı hareketi, Kavel'de fiili grevle grev hakkını kazanıp önünü açtıktan sonra hızla büyür. 5 bin maden işçisi, 1965’te Zonguldak kömür işletmesinde harekete geçer. Eyleme saldıran polis, iki işçiyi katleder. İşçiler, katliamı protesto etmek için Ankara’da yürüyüş yapar. Öğrenciler, ilk kez bu yürüyüşte işçi sınıfı ile omuz omuza verir. Türk-İş bürokrasisi, 'uzlaşma', 'diyalog', 'partiler üstü politika' adı altında işçi sınıfının taleplerini görmezden gelip sessiz kaldıkça, Türk-İş yönetimine dönük taban rahatsızlığı büyür. 1 Şubat 1966'da, Paşabahçe Cam fabrikalarında iki bin işçiyi kapsayan toplu sözleşmeler bir dönüm noktası olur. Türk-İş bürokrasisi, işçilere rağmen grevi bitirmek ister, işçilerin ve sendikanın bilgisi olmadan toplu sözleşmeye imza atar. Bunun üzerine grevi sürdürme kararını destekleyen sendikalar, Türk-İş'ten ihraç edilince Türk-İş'in temsil ettiği Amerikan sendikacılığına karşı, Şubat 1967'de DİSK'i kurar. DİSK, '68'den '71'e uzanan süreçte önemli mücadelelere imza atar. 15-16 Haziran büyük işçi direnişi ile '68 öğrenci hareketini çok ciddi bir şekilde etkiler, TÖS’lü öğretmenlerin Devrimci Eğitim Şura’sında hareketi ile birlikte, '71 devrimci atılımını mayalar. Çünkü 15-16 Haziran genel grevi, devrimci bir parti ihtiyacına dikkat çeker.

İşçiler, 1962 boyunca da, demokratik haklar ve çalışma koşullarının düzeltilmesi için sesiz yürüyüş, oturma, yemek boykotu, iş bırakma, sakal bırakma gibi bir çok eylem yapar. Ancak bir türlü grev hakları tanınmaz. Ta ki 28 Ocak 1963'e kadar. İstanbul İstinye'de, Kavel Kablo Fabrikası'nda Maden-İş üyesi 173 işçi, çalışma koşullarının düzeltilmesi ve dört sendika temsilcisinin işten atılması üzerine iş bırakarak fiili greve gider, oturma eylemi başlatır. Patron, işçileri polis zoruyla fabrikadan çıkartır, lokavt ilan eder. Ama işçiler kararlıdır. Aileleriyle birlikte fabrika önünde direniş çadırı kurarlar. Grevi kırma çabalarına, gece gündüz nöbet utarak cevap verirler. Sonuçta patron 4 Mart günü geri adım atar, anlaşma sağlanır. İşçi sınıfı, Kavel'le toplu sözleşme ve grev hakkını kopara kopara alır. 24 Nisan 1963'te, 275 sayılı Toplu iş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Yasası çıkarılır. Grev ve toplu sözleşme hakkı tanınır, fakat lokavt da yasalaşır. Kavel’den sonra grev ve direnişler tüm Türkiye’ye yayılır. Ancak yasal bir hak olarak kazanılmış olsa da hükümet grevleri sürekli erteleyerek bu hakkı işlevsiz hale getirmeye çalışır.

Kavel: Bir grev türküsü

Kavel Grevi, ayrıca sınıf dayanışmasına ve yol ayrımlarına tanıklık eder. General Electric işçileri, grevci işçilere yardım toplar, Demir Döküm işçileri de sakal bırakma eylemi yapar. Türk-İş Güney Bölgesi'ne bağlı 23 sendika başkanı ve 45 yönetici, Türk-İş pasif tutumunu protesto etmek için ilişkilerini keser. Hasan Hüseyin, Kavel işçisinin direnişi şöyle şiirleştirir: “Ve soluğum tükenmedikçe bu doyumsuz dünyada/ Güneşe karışmadıkça etim/ Kavel grevcilerinin türküsünü söyleyeceğim./ ...İzin verirlerse Kavel grevcileri/ İlk çocuğumun adını Kavel koyacağım.”

Amerikancı sendikacılığa başkaldırı

Türkiye işçi sınıfı hareketi, Kavel'de fiili grevle grev hakkını kazanıp önünü açtıktan sonra hızla büyür. 5 bin maden işçisi, 1965’te Zonguldak kömür işletmesinde harekete geçer. Eyleme saldıran polis, iki işçiyi katleder. İşçiler, katliamı protesto etmek için Ankara’da yürüyüş yapar. Öğrenciler, ilk kez bu yürüyüşte işçi sınıfı ile omuz omuza verir. Türk-İş bürokrasisi, 'uzlaşma', 'diyalog', 'partiler üstü politika' adı altında işçi sınıfının taleplerini görmezden gelip sessiz kaldıkça, Türk-İş yönetimine dönük taban rahatsızlığı büyür. 1 Şubat 1966'da, Paşabahçe Cam fabrikalarında iki bin işçiyi kapsayan toplu sözleşmeler bir dönüm noktası olur. Türk-İş bürokrasisi, işçilere rağmen grevi bitirmek ister, işçilerin ve sendikanın bilgisi olmadan toplu sözleşmeye imza atar. Bunun üzerine grevi sürdürme kararını destekleyen sendikalar, Türk-İş'ten ihraç edilince Türk-İş'in temsil ettiği Amerikan sendikacılığına karşı, Şubat 1967'de DİSK'i kurar. DİSK, '68'den '71'e uzanan süreçte önemli mücadelelere imza atar. 15-16 Haziran büyük işçi direnişi ile '68 öğrenci hareketini çok ciddi bir şekilde etkiler, TÖS’lü öğretmenlerin Devrimci Eğitim Şura’sında hareketi ile birlikte, '71 devrimci atılımını mayalar. Çünkü 15-16 Haziran genel grevi, devrimci bir parti ihtiyacına dikkat çeker.