Darbeci generaller ve işbirlikçileri, '71 devrimci atılımı kana boğmak ister. Katliamlar ve yargısız infazlar zinciri, Taylan Özgür'le başlar. Denizlerin idamı ve Kızıldere ile tepe noktasına ulaşır. Ama ne mücadele bastırılabilir, ne de devrim umudu öldürülebilir.
1971'de yükselen devrimci dalga, bir gençlik hareketini çoktan aşmış, antiemperyalist, kitlesel bir atılıma dönüşmüştü. Devletin bu süreçle beraber, devrimcilere ve emekçi halka saldırıları sertleşmişti. Dolayısıyla mücadele, unutulmaz direnişler yaratırken, yargısız infaz ve katliamlarla bastırılmak istenmiştir.
Katliamlar ve yargısız infazlar zinciri, Taylan Özgür'le başlar. Taylan, 23 Eylül 1969'da İstanbul Üniversitesi önünde katledilir. Taylan'ın katili, O günün bir üsteğmeni, bugünün ise üst düzey bir generalidir.
5 Mart 1971'de, Ortadoğu Teknik Üniversitesi yurtlarına gerçekleşen baskında ise, Erdal Şener yaşamını yitirir. Baskın, Amerikalı dört askerin Ankara’da THKO militanları tarafından kaçırılmasından bir gün sonra gerçekleşir. Bu yargısız infazdan akılda kalan ayrıntı şudur; Dönemin İçişleri Bakanı Hamdi Ömeroğlu, öğrencilerin hiçbir talebinin karşılanmamasını buyurmuştur.
Yiğit iki Adalım
"Omzumuzda mavzerler
Dağlarda adım adım
Maltepe'de çarpışıyor
Yiğit iki Adalım”
Hüseyin Cevahir, THKP-C'nin önderlerindendir. İlk iş bölümünde, Kürdistan sorumluluğu görevini üstlenir. Ama 12 Mart sonrası, gerilla savaşını örgütlemek için İstanbul'dadır. Erenköy Türk Ticaret Bankası'na yönelik kamulaştırma eylemine katılır. 17 Mayıs 1971'de ise İsrail'in İstanbul Başkonsolosu Efrahim Elrom'un kaçırılması eyleminde Ulaş Bardakçı ve Mahir Çayan'la birliktedir. Hüseyin Cevahir, Mahir Çayan ile birlikte Maltepe'de bir evde kuşatılır. Hüseyin Cevahir, "Teslim ol" çağrısını Mahir Çayan ile birlikte, "Asla teslim olmayacağız, bizim ancak buradan ölümüz çıkar" kararlılığıyla yanıtlar. Hüseyin ayrıca Türk olmadığını, Kürt olduğunu vurgular. 51 saatlik kuşatma 1 Haziran sabahı yargısız infazla son bulur. Hüseyin'in bedenine, Mahir Çayan olduğu sanılarak 25 kurşun saplanmıştır.
Böyle ölür bizimkiler
“Ulaş'ın elinde mavzer
Mavzeri türküye benzer,
Bizimkiler böyle ölür
Böyle ölür bizimkiler”
Yargısız infazlar hız kazanır. Devlet, intikamcıdır. ABD Büyükelçisi Komer'in aracını yakan devrimci gençler gibi İsrail Büyükelçisi Elrom'u kaçıran gençleri de katletmekte kararlıdır. Hedef bu kez Ulaş Bardakçı'dır. Ulaş, Kasım 1971'de Mahir Çayan'la birlikte Maltepe Cezaevi'nden firar eden beş devrimciden biridir. 19 Şubat 1972'de kaldığı ev kuşatılır. Ulaş da Cevahir'lerin izinden şehit düşer.
12 Mart 1972 askeri faşist darbesinden üç gün önce ÖDTÜ Mimarlık öğrencisi Koray Doğan da kahpece katledilir. THKP-C'nin ODTÜ sorumlusu olan Koray Doğan, 9 Mart'ta Ankara'da arkadaşının evine giderken bir polisin silahından çıkan kurşunla vurulur. Koray, ağır yaralı olmasına rağmen savcı için 1 saate yakın kaldırımda bekletilir. Ve çok geç kaldırıldığı hastanede kan kaybından ölür.
Alkanlara boyandık
“Gün doğdu, hep uyandık
Siperlere dayandık
Bağımsızlık uğruna
Alkanlara boyandık”
30 Mart 1972'de, Tokat’ın Niksar İlçesi'ne bağlı Kızıldere Köyü'nde, '71 devrimci atılımın en büyük direniş ve katliamlarından biri yaşanır. Denizleri idamdan kurtarmak için üç İngiliz teknisyeni kaçıran THKP-C kurucusu Mahir Çayan, Dev-Genç Genel Başkanı Ertuğrul Kürkçü, Dev-Genç Merkez Yürütme Kurulu üyesi Hüdai Arıkan, Fatsalı şoför Nihat Yılmaz, Fatsalı öğretmen Ertan Saruhan, Ünyeli çiftçi Ahmet Atasoy, Dev-Genç Genel Sekreteri Sinan Kazım Özüdoğru, Siyasal Bilgiler Fakültesi Öğrenci Derneği Yönetim Kurulu üyesi Sabahattin Kurt, üsteğmen devrimci Saffet Alp, THKO kurucularından Cihan Alptekin ve Ömer Ayna katledilir. Son mermilerine kadar direnen ON'lar, 71 devrimci atılımına ve tarihe isimlerini altın harflerle yazdırır.