Ellerinde dört tabanca ile ABD'li askerleri kaçırıp, emperyalizme ve işbirlikçilerine kafa tutan Denizler, Sinan Cemgil'in “Belki biz öleceğiz, ama bu ateşi başlatacağız. Başka yolu yok” dediği gibi, Mahirler ve İbolarla birlikte katledilmelerine rağmen bu toprakların devrim ocağı olurlar.
Denizler, silahlı eylemlerine 29 Aralık 1970’te başlarlar. Nail Karaçam adlı arkadaşlarının katledilmesi üzerine ABD Büyükelçiliği önünde iki polisi tararlar. Ama ilk ve asıl silahlı eylemleri, 11 Ocak 1971 günü Türkiye İş Bankası Emek Şubesi’ni açık yüzle soymaları olur. Burjuva düzenin kolluk bekçileri de bu durumu görür. Dönemin Ankara Emniyet Müdürü İbrahim Ural, banka soygununu şöyle değerlendirir: “Bu soygun, alelade bir banka soygunu değildir. Şehir gerillasının başlangıç noktasıdır.”
Denizlerin gerilla savaşı başlatabilmek için paraya ihtiyacı vardır. Bu yüzden banka soygunları sürer. Ama soygunlar sadece bir kamulaştırma anlamı taşımaz. Soygunlar, THKO'nun adının duyurulduğu birer siyasi eylem olarak da kurgulanır. Türkiye İş Bankası Emek Şubesi’ni açık yüzle soyulmasının nedeni budur. Ancak bir hareketin kendisini sadece banka soygunları ile var edemeyeceği bellidir. Bu yüzden daha büyük eylemler yapılması kararlaştırılır. Ve, Gölbaşı Ahlatlıbel ABD Radar Üssüne 4 ABD'li generalin 3 Mart 1971 Çarşamba gecesi saat 24.00'e doğru geleceği haberi alınır alınmaz harekete geçilir. Ancak kaçırılan 4 Amerikalı, general değil asker çıkar.
ABD Başkanı Nixon, 4 Mart gecesi, yaptığı basın toplantısında, bir gazetecinin sorusu üzerine, kaçırılan 4 Amerikalı askerin durumuna değinir ve özetle şunları söyler: “Türk hükümetine, tedhişçilerle pazarlığa girmesini tavsiye edemem.” Süleyman Demirel ise, Amerikalı askerlerin kaçırılışını devrimci gençlerin önemli mevzilerinden ODTÜ'yü hedef haline getirmek için kullanır: “ODTÜ'de 'tanka kadar' her türlü silah bulunuyor.” Nitekim polis ve jandarma ODTÜ yurtlarında arama yapmak ister, çıkan çatışmada Erdal Şener adlı devrimci öğrenciyi, Aziz Yaltan isimli ahçıyı katlederler.
THKO'nun ilk bildirisi
Denizlerin TRT İç Haberler Servisine bıraktıkları bildiri şöyledir: “Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu'nun Bütün Dünya Halklarına ve Türkiye Halkına Çağrısı... 1-Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu, halkımızın kurtuluşu ve ülkemizin bağımsızlığının silahlı mücadeleyle kazanılacağına ve bu yolun tek yol olduğuna inanır. 2-Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu bütün yurtseverleri bu kutsal mücadelede saflarına çağırır ve hainlere karşı giriştiği kavgada en son savaşçısına kadar devam edeceğini bildirir. 3-Amacımız Amerikancı ve bütün yabancı düşmanları temizlemek, hainleri yok etmek ve düşmandan temizlenmiş tam bağımsız Türkiye'yi kurmaktır. 4-Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu ezilen halkımızın öncü gücüdür, halkımızın kurtuluşu dışında hiçbir harekete girişmez. 5-Halkımıza şunu duyuruyoruz: Düşmanın zenginliğine, sayısına, imkanlarına ve dehşetine aldırmayınız. Düşmana boyun eğmeyiniz, haklarımızı zorla alacağız çünkü onlar her şeyi bizden zorla alıyorlar.”
Denizler, bu bildirinin sonunda taleplerini sıralar. Ancak ABD Başkanı Nixon'un yukarıda yer verilen talimatından da anlaşılacağı üzere, talepleri karşılamaktansa emperyalistler ve işbirlikçileri dört askeri gözden çıkarmaya hazırdır. Askerlerin hayatını tehlikeye atacak şekilde devlet terörünün düğmesine basarlar. Polis, Ankara'da insan avı ve fişleme operasyonu başlatır, kapıları birer birer çalarak içeride kimlerin oturduğunu tespit etmeye girişir. Denizler ise, bir tesadüf eseri polis tarafından basıldıklarını düşünerek Amerikalı askerleri bırakıp kaldıkları yerden ayrılır.
Sonuçta eylem yarım kalır, ama gemiler bir kere yakılmıştır, geri dönüş yoktur. Ellerinde dört tabanca ile Amerikalı askerleri kaçırıp, emperyalizme ve işbirlikçilerine kafa tutan Denizler, Sinan Cemgil'in “Belki biz öleceğiz, ama bu ateşi başlatacağız. Başka yolu yok” dediği gibi, Mahirler ve İbolarla birlikte katledilmelerine rağmen bu toprakların devrim ocağı olurlar.