İSTANBUL (08.09.2007)- Nijeryalı Festus Okey'in Beyoğlu Karakolu'nda öldürülmesinin ardından yetkili sessizlik bozuldu. İşkenceci polislerini savunmak için açıklama yapan Güler ile Emniyet'in açıklamaları birbirlerini tutmadı. Güler baltayı taşa vurdu, Emniyet ise “Bizde suç yok” dedi.
Türkiye'ye futbolcu olmak için gelen ve hiçbir gerekçe gösterilmeden bir arkadaşı ile birlikte yol ortasından gözaltına alınan Festus Okey'in öldürülmesi, 'karakolda işkence' gerçeğini bir kez daha gözler önüne serdi. Emniyet Müdürlüğü, Valilik ve başka yetkili kurumlar uzun süre açıklama yapmadılar. Karakol'da ölüm, pek çok protesto eylemine de neden oldu. Ezilenlerin Sosyalist Platformu'nun Festus'un Nijeryalı arkadaşları ile birlikte yaptığı açıklamanın ardından “karakolda ölüm” gündeme bomba gibi düştü.
Açıklama iddiaları da doğrular nitelikte
Nijeryalı Okey'in karakolda öldürülmesiyle ilgili açıklama yapmaktan kaçınan İstanbul Emniyeti'ne Vali Güler sahip çıktı. CNNTÜRK'ün sorularını yanıtlayan Güler, “Emniyetin açıklamasını basın yayımlamadı” dedi. Oysa Emniyet'in böyle bir açıklamadan haberi yoktu. Gelişmeler İstanbul Emniyet Müdürlüğü'ne de dün bir açıklama yapma gereği hissettirdi.
Beyoğlu'nda görevli polisleri aklamaya çalışan Güler, işkence gerçeğini 'yok' saymakla kalmadı. Yapılanların “Türk polisini yıpratma politikasının ürünü” olduğunu savundu. Vali Güler, Türkiye'ye gelen Afrikalıları da 'suça karışmak'la suçladı. Uyuşturucu vb. pek çok iddia ortaya attı.
Irkçı Güler mültecilere 'düşman' kesildi
Okey'in öldürülmesiyle ilgili bilgilerin yanlış olduğunu ileri süren Güler, “Uyuşturucu madde sattığından şüphelenilen iki şahıs karakola getirildi. Kelepçesi çıkarılıp ifadesi alınacağı zaman polisin tabancasını alıp mücadele etmeye çalıştı. Şahıs silahı alıp da orda üç-dört kişinin ölümüne sebep olabilirdi. Polis silahının alınıp kendisine yöneltilmesinde yapılması gereken nedir? Polis isteyerek yapmadı, boğuşma sırasında oldu ve savcılık tarafından tespit edildi.” diye belirtti.
Güler, çeşitli nedenlerle Türkiye'ye iltica etmiş mülteciler hakkında “Bunların özellikle de bu uyuşturucu madde, sokaktaki uyuşturucu satıcılığı veya başka tür suçlarla iştigal ettikleri biliniyor" dedi.
Emniyet yıpratılmaya çalışılıyormuş!
Son sekiz ayda savcılığa, Beyoğlu Emniyeti ile ilgili 40 işkence başvurusu olduğu bilgisinin asılsız olduğunu iddia eden Güler, "Bu amaçlı bir propaganda. Bu, Türk polisini yıpratma politikasının ürünü. 40 olay kesinlikle mümkün değil. Türkiye'deki böyle şikâyetlerin toplamı bile 40 değil. Türk polisinin bir yabancının bilinçli şekilde hayatına kastetmesi mümkün değil. Bu tenkidi kabul edemem" diye konuştu.
Oysa daha iki gün önce insan hakları savunucularının yayınladığı raporlarla işkence gerçeği gözler önüne serilmişti. Ankara'da İHD ve Mazlum-Der basın toplantısıyla duyurmuş, 2007'nin ilk altı ayında sadece başvuru da bulunan 376 kişi olduğunu ve sadece Haziran içerisinde 3 gözaltında ölüm yaşandığını bildirmişti. İnsan hakları savunucuları Başbakan Erdoğan'ın “Ülkemde işkence diye bir olay yoktur” sözlerini yalanlamıştı.
Emniyet ve Güler farklı ağızlardan konuştu
İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nden yapılan açıklama ise 'karakolda ölüm'ün üzerine şüpheleri daha da artırdı. Emniyet dikkatleri üzerine çekti. Açıklamada otopsi raporunda göğsünden vurulduğu, kurşunun sırtından çıktığı ve “Ateşli silah mermi çekirdeği yaralamasına bağlı kot kırığı ve iç organ delinmesinden” diye belirtilen durum yalanlandı. Okey'in omzundan vurulduğu iddia edildi. Daha da ileri gidildi. Festus'un üzerinden üç ayrı kimlik ile birlikte bol miktarda “kokain” çıktığı ileri sürüldü.
Okey hakkında “Paniğe kapılarak polis memuru C.Y.’nin silahını almak üzere hamle yapmış memurun silahını vermemek için mücadele etmesi neticesinde çıkan arbedede silah ateş almış ve Festus Okey omzundan giren mermi ile yaralanmış, kaldırıldığı Taksim İlkyardım Hastanesinde de hayatını kaybetmiştir.” ifadelerine yer verildi.
'Göğsünden giren kurşun sırtından çıktı'
Helsinki Yurttaşlar Derneği Mülteci Destekleme Programı Direktörü Özlem Dalkıran yaşananlarla ilgili açıklamasında, sivil polislerin Okey'i Taksim İlk Yardım Hastanesi'nin Acil Servisi'ne bıraktıktan sonra hiçbir bilgi vermeden uzaklaştığını söyledi. Kurşunun göğsünden girip sırtından çıktığı Okey'in geç kalındığı için kan kaybından yaşamını yitirdiğini belirten Dalkıran, hastanenin de raporda ölüm nedenini "geç müdahale" olarak yazdığını söyledi.